Michael MacKenzie
Mar 26 2018

Arap medyasında Türkiye: 'Bordo Bereliler 2 - Afrin' vizyona giriyor

Türkiye’nin yürütmekte olduğu Suriye sınırları içindeki Zeytin Dalı operasyonu geçtiğimiz Pazar günü Afrin’deki Kürt milislere karşı net bir zaferle sonuçlandıktan sonra, Arap medyasında Ankara’nın bir sonraki hamlesinin ne olacağı konusu haberler ve spekülasyon şeklinde sıklıkla yer almaya başladı.

Tüm Arap dünyasına yönelik yayınlanan Al-Quds Al-Araby köşe yazarı Suriyeli Bakr Sıdqi son yazısında, Türk ordusu ve müttefiki Arap milisler tarafından ele geçirilip işgal edilen Suriye’nin kuzeybatı eyaleti Afrin’e ne olacağını sorguladı.

Afrin Suriye’de iç savaş başladıktan sonra 2012 yılında Suriye hükümetine ait kuvvetlerin şehirden çekilmesinden beri YPG ve onun siyasi kanadı PYD’nin kontrolü altındaydı.

Sidqi’nin Afrin’in geleceğine dair düşünceleri Suriyelilerin yedi yıldır devam eden iç savaş yüzünden harap olmuş, şu anda da birbirleriyle yarış halindeki yabancı güçlerin etkisi altındaki ülkeleri hakkındaki belirsiz ve kötümser düşüncelerini onaylar nitelikte.

Suriyeli yazar Türkiye’nin yapmakta olduğu savaş yanlısı ve milliyetçi propaganda ve söylemlere değiniyor. Bunlar arasında yoğun biçimde reklamı yapılan ve 23 Mart’ta gösterime giren “Bordo Bereliler 2 - Afrin” filmi de var.

Sidqi yazılarında filmin “rekor bir hızla” çekilmesinden ve Türkiye’nin, pek çok basın kaynağına bakılırsa, kazandığı “zaferden” ve çatışmaların bitmesinden sadece beş gün sonra gösterime girmesi gibi konulardan bahsediyor.

Sidqi aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde, aralarında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal’in de olduğu Osmanlı subayları tarafından imzalanan, yabancı devletlerin vatanı işgaline direniş ve elde kalan Osmanlı topraklarını korumak amacıyla çıkarılan Misak-ı Milli antlaşmasının yenilenmesiyle ilgili son günlerde yaşanan tartışmalara da değiniyor.

Söz konusu antlaşmada korunması gereken bölgeler olarak yer alan alanların bazıları şu anda Suriye ve Irak toprakları içinde yer alıyor.

Sidqi’ye göre, Afrin konusunun etrafında dönen konuşmaların “sembolik yoğunluğu” Türkiye’nin bölgeyi kendi topraklarına katma arzusuna işaret ediyor olabilir, zira Türkiye Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın Afrin’in Suriye Başkanı Beşir Esad’a iade edilmeyeceğini açıkladı.

“Eğer bu toprak ele geçirme senaryosu doğruysa, tıpkı İskenderun’un Fransız işgal kuvvetleri tarafından hediye edildiği gibi, Afrin de Ruslar tarafından Türkiye’ye hediye edilmiş olacak.” diyor Sidqi. Bahsettiği bölge olan günümüzün Hatay şehri, 1939’da Suriye halen Fransız mandası altındayken yapılan bir referandum sonucu Türkiye’nin bir parçası haline gelmişti.

“Ve böylece felakete uğramış ülkemizin tarihi kendini tekrar ediyor.”

Suriyeli kar amacı gütmeyen haber şirketi Enab Baladi’nin Perşembe günkü haberine göre, Afrin’in doğusunda bulunan ve Türkiye’nin askeri operasyonuna büyük destek veren Tel Rifaat bölgesinde, Zeytin Dalı operasyonunun kendilerine ulaşmadan sona erebileceğini düşünenler protesto gösterileri düzenleyerek Türk ordusunun kendi şehirlerini de işgal etmesini talep etti.

Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Tel Rifaat, 2016 yılında YPG ve bağlantılı olduğu Suriye Demokrasi Ordusu’nun Rus hava kuvvetleri desteğiyle Türk destekli isyancı güçleri bölgeden kovduğundan beri YPG kontrolünde.

Bölge ele geçirildikten sonra on binlerce Arap ve Türkmen nüfusun zorla evlerinden sürüldüğü yönünde suçlamalar olmuştu. Enab Belabi’nin haberine göre Türkiye’nin Tel Rifaat’ı ele geçirmesini isteyen aktivistler arasında Suriyeli isyancı Özgür Suriye Ordusu bulunuyor.

ÖSO bölgenin ele geçirilmesi için savaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Cuma günü de devam eden gösterilerde Türkiye’yi harekete geçmemekle suçlayan pankartlar taşındı. Aynı sıralarda, Tel Rifaat çevresindeki bölgeleri kontrol altına alan Suriye hükümet güçleri, Türkiye’nin saldırısını fırsata çevirerek Afrin çevresindeki varlıklarını güçlendirme şansı buldu.

TRT World’ün 15 Mart tarihli haberine göre Türk askeri kuvvetlerinin Tel Rifaat bölgesine yönelmesi önündeki en büyük engel bölgedeki Rus askerlerinin varlığı olabilir.

Rus güçleri, Zeytin Dalı operasyonu 20 Ocak tarihinde başlamadan tam önce Türk hükümetinin isteği üzerine Afrin çevresindeki gözlemci pozisyonlarını terk ederek Tel Rifaat bölgesine çekilmişti.

Söz konusu haberler ayrıca YPG kontrolü altındaki diğer Arap yoğunluklu şehirlerde yaşanan huzursuzluğu da tekrarlar nitelikte. Menbiç’te Al-Bobna aşireti üyeleri de Mart ayının ilk günlerinde benzer protestolar için sokaktaydı.

Arap dünyasına yayın yapan gazetelerden Al-Hayatsaid’in bu haftaki bir haberinde de Kuzey Irak’ın Sıdakan bölgesine asker sevkiyatı yapan Türkiye’nin hedefleri konu edildi.

Al Hayat’ın görüştüğü bölgenin yerel yöneticilerinden birine göre Türk ordusu “Irak, İran ve Türkiye arasında sabit pozisyonlara yerleşti ve bunun uzun süreli olduğu tahmin ediliyor.” Haberde görüş alınan bölgedeki kentlerden bir belediye başkanına göre Türkiye ordusu çevrede 12 “askeri kışla” kurdu ve şimdiden PKK’lı güçlerle çatışmalara başladı.

Haberlere göre Türk ordusu çatışmalarda ağır silahlar ve hava desteği de kullandı. Sıdakan PKK’nın sığınağı ve karargahı olarak bilinen Kandil dağlarının kuzey batısında yer alıyor.

Silahlı PKK örgütü, 1984 yılında ayrılıkçı bir isyan başlattığından beri Türk ordusuyla savaş halinde ve bu süre içinde aralarında Suriye’nin de bulunduğu çevre ülkelerdeki çeşitli örgütlerle sıkı bağlar kurmayı başardı.

Kandil PKK için önemli bir sığınak alanı olsa da, örgütün çevredeki bölgelerde de varlığı bulunuyor. Çoğunlukla Kürt nüfusun yaşadığı Kuzey Irak, Kürdistan Bölgesel Hükümeti tarafından yönetiliyor.

Yerel Naria Radyo ve Televizyonu’nun haberine göre söz konusu hükümet Perşembe günü yaptığı açıklamada PKK’ya seslenerek, yoğunlaşan Türk hava saldırılarından sivil halkı korumak için bölgeyi terk etmelerini istedi.

Bölgede giderek artan Türk askeri operasyonları sonucunda Kürdistan Vatansever Birliği (PUK) lideri Giyath al-Surji yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Irak’taki PKK güçlerine karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlatmak üzere olduğunu söyledi.

Irak gazetesi Azzaman’a konuşan Surji; “Türk kara kuvvetleri, Irak sınırlarındaki bölgelere ulaştıktan sonra, sınır içlerine doğru sortiler yaparak PKK’ya karşı Süleymaniye’deki Kandil dağlarında ve Musul’daki Jabal Sincar’da yapılacak çok büyük boyutlu bir güvenlik operasyonu için hazırlık yapmaya başladı.” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bunu takiben söz konusu operasyonun yapılacağını açık bir tehditle doğruladı ve Perşembe günü yaptığı konuşmada “bir gece ansızın Sincar’a girebiliriz ve orayı da temizleyeceğiz” söyleminde bulundu.

Açıklama Irak merkezi hükümeti tarafından kınansa da amacına ulaşmış gibi görünüyor zira PKK Cuma günü yaptığı açıklamada Sincar’dan tamamen çekileceğini belirtti.