Arapların Türkiye sevgisi

Arapların Türkiye’ye ilgisi malum... Tarihi, turistik ve güzel yemek mekânlarıyla dünyanın önde gelen şehirlerinden İstanbul’a her yıl on binlerce Arap turist uğruyor. Kimisi yemekleri, müzeleri beğendiği için geldiğini söylerken kimisi barlarda eğlenmek ve saç ektirmek için burayı tercih ettiğini dile getiriyor. 

Assala Dinari İstanbul’a üç ay evvel geldiğini söylüyor. Türkiye’nin Müslüman ve modern hayata verdiği toleransın yüksek olduğunu ifade eden Dinari, bu nedenle İstanbul’u tercih ettiğini belirtiyor. Kendisi Ürdün’ün Amman kentinde doğmuş. 26 yaşında ve özel bir şirkette çalışıyor. Arap dünyasının İstanbul’a ve Türkiye’ye olumlu baktığını ancak Arap coğrafyasında da gezilecek yerlerin bir hayli fazla olduğunu belirtiyor. Türk mutfağını çok beğendiğini Türk lokumuna bayıldığını anlatarak Arapların yaptıkları tatlılara göre Türk tatlılarının hafif kaldığını söylüyor. Türkiye’nin doğasının, havasının güzel olduğunu, yaz sıcağının Ürdün’de şiddetli geçtiğini söylüyor. 

İstanbul’u anlatan Dinari, Sultanahmet, Fatih gibi yerlerin kendisine manevi anlamda iyi geldiğini ve deniz havasının da kendisini ferahlattığını söylüyor. İstanbul’a bir arkadaşının tavsiyesi üzerine gelmiş ve İstanbul dışındaki yerleri de gezmiş. Kapadokya ve Kuşadası’na gittiğini ve orada Arapların düzenlediği tekne turlarına katıldığını, müzik eşliğinde tur atmaktan çok memnun kaldığını söylüyor. Ürdün’e nazaran İstanbul’un ucuz olduğunu da ifade eden Dinari, iki hafta İstanbul’da kaldıktan sonra Yunanistan’a uğrayacağını söylüyor. 

Dinari’nin arkadaşı Mariam ise İstanbul’u çok sevdiğini daha önce dört kez geldiğini ancak işi nedeniyle Yunanistan’da yaşamakta olduğunu belirtiyor. Kendisi 25 yaşında ve Arabistanlı. Mariam, “Türkiye Müslüman bir ülke ancak herkes özgürce gezebiliyor. Taksim, Beşiktaş, Üsküdar, Sultanahmet ve Kadıköy’de herkes özgürce istediği kadar vakit geçirebiliyor. Ayrıca idam yok. Çok eşlilik yasal değil. Arabistan’da herkes bu kadar özgür olamaz” diyor. 

Mohammed ve eşi Amel ise Tunus’tan geldiklerini söylüyor.  Türkiye’ye gelişlerini anlatan Mohammed Bey, kendisinin gelişinin üçüncü sefer ancak karısının ve çocuklarının ikinci kez geldiğini belirtiyor. 

Amel Tunus’ta İngilizce öğretmeni ve bir okulda çalışıyor. İstanbul’un keşfedilecek gizemli yanlarının kendisini cezbettiğini söylüyor. Sarnıçlara, camilere ve çeşmelere bakarken çok mutlu olduğunu çünkü bunların şifalı bir ruha sahip olduğuna inandığını söylüyor. İtalya gibi ülkeleri gezdiğini ama yaşadığı yer dışındaki diğer Arap ülkelerine gezmek için gitmediğini söylüyor. 

Mohammed Bey de ucuzluk, sağlık, temizlik, tarihi yerler ve insanların misafirperverlik noktalarının güzel olduğunu, Araplarca bu nedenle İstanbul’un tercih edildiğini söylüyor. Yaklaşık iki haftadır Fatih’te bir otelde kaldıklarını ve iki gün sonra döneceklerini söyleyen Mohammed Bey’e Arapların neden Türkiye’de saç ektirdiklerini soruyorum. Eşi Amel Hanım 14 yaşındaki kızlarının kaşlarını göstererek Türkiye’yi çok sevdiklerini ve burada kaş ameliyatı yaptıracaklarını söylüyor. Tunus gibi Arap ülkelerinde sağlık sektöründe saç, kaş ekim imkânların yaygın olmadığını ve kendilerine Türkiye’nin tavsiye edildiğini ifade ediyor. 

Karısının sözlerini devam ettiren Mohammed Bey, “Araplar saç, sakal ve bıyık ektirme ameliyatlarını burada yapmak konusunda iki nedene sahip. Fiyatların uygun olması ile yapılan ameliyatın sağlıklı ve başarılı olması” diye belirtiyor. Çoğunlukla erkeklerin fakat az da olsa kadınların da saç ektirdiğini söylüyor.

Amel Hanım ise buna bir neden daha ekleyerek kocasına itiraz ediyor. Amel Hanım, “Araplar Avrupa ülkelerine rahat vize alamıyor. Ama buraya gelmek kolay. İstanbul’u tercih etmede bu da etkili oluyor” diyor. Politik meselelerle ilgilenmediklerini ifade eden Mohammed ve Amel ailesi, İstanbul’un müzelerinin güzel ve havadar olduğunu belirtiyor. Topkapı Müzesi’nden ve İstiklal Caddesi’nden çok memnun kaldıklarını ifade eden aile, Türkiye’deki tek eşlilik olayının da modernleşme için önemli bir hamle olduğunu kaydediyor. 

Mohammed ve Amel çiftinden sonra Cezayirli Abdülmelik’le görüşüyorum. Kendisi bir yandan Fatih Camii’nin fotoğraflarını çekiyor bir yandan da sorularıma karşılık veriyor. Meteoroloji mühendisi olduğunu ifade eden Abdülmelik Bey, buraya bir turizm acentesi üzerinden geldiğini normalde kafileyle gezdiklerini ancak bugün herkesin serbest olduğunu söylüyor. 

Kadınlar Pazarı’ndan Kürtçe ve Türkçe kelimeler öğrendiğini belirterek, “İstanbul çok güzel” diyor. Arapların Türkiye’ye turistik yerleri görmek için geldiğini söylüyor. Bazı Arapların bar ve diskolara gidebildiğini ancak şeriatla yönetilen ülkelerde bu imkânın olmadığını söylüyor. Fransızca, İngilizce ve Arapça bildiğini belirten meteorolog, İstanbul’da kedilere gösterilen ilginin kendisini çok mutlu ettiğini belirtiyor. Fatih’ten birkaç çeşit peynir aldığını da belirten Abdülmelik, İstanbul’daki yöresel yemeklerin güzel olduğunu ancak lüks kafelerdeki içecek yiyecek grubunun zaten dünyanın birçok yerinde birbirine benzediğini söylüyor. Arapların tatlıları sevdiğini ifade eden meteorolog, yediği künefe ve baklavanın lezzetli olduğunu söylüyor. 

Arap ülkelerine turist götürüp getiren Ekrem Şahin ise Arap ülkelerinin Türkiye’yle aralarının bozulduğunu söylüyor. Kendisi Hicaz Turizm’in ortaklarından. Bugüne kadar yüz binlerce Arap turisti buraya getirip götürdüklerini söylüyor. Arapların Kapalı Çarşı, Boğaz Turları, tarihi mekânları çok sevdiğini belirterek söze başlıyor. Aslen Siirtli olduğunu ve Arapçanın kendisinin anadili olduğunu ekliyor. 

Arapların maddi açıdan iyi durumda olduklarını, estetiğe ve makyaja önem verdiklerini ifade ediyor. Saç ektirmenin bir trend olduğunu belirtiyor. Bugüne kadar getirdiği turistlerden en az bin kişinin saç-sakal-bıyık ameliyatı yaptırdığını kaydederek “Kel gelen en az bin kişi saçlı olarak ülkelerine döndü” diyor. 

Türkiye’nin Araplara vize ve pasaport gibi işlemlerde çok kolaylık sağladığını ancak Arap ülkelerinin son dönemde işi yokuşa sürdüklerini ifade ediyor. Şu anda Türkiye’nin Suudi Arabistan ile arasının bozuk olduğunu, Arap medya kanallarında ‘Türkiye’ye gitmeyi tavsiye etmiyoruz’ tarzında haberlerin yaygın olduğunu söylüyor. Yeni gelen kral ile beraber ticari ilişkilerin zayıfladığını da belirten Şahin, eskiden Türklerin gelişi ve gidişi konusunda da daha çok kolaylık sağlandığını söylüyor. 

Her sene hac zamanında hacı adaylarının kurban kestiğini ve bu işlemin 30 civarında mezbahada gerçekleştirildiğini anlatıyor. İhale ile 20 mezbahanın her sene Türkiye’ye verildiğini ve Türkiye’den binlerce kasabın oraya gidip kesim yaptığını söylüyor. 15 yıl boyunca kendisinin bu kasapları götürüp getirdiğini ifade eden Şahin, “Çok güzel bir imkândı. Ücretsiz olarak adam hem gider kesim yapardı hem hac yapardı. Para kazanarak dönerdi. Fakat şu an o işleri Mısır, Libya gibi ülkelere aktardılar. Kendileriyle politik olarak daha yakın ülkelere verdiler. İki yıldır bu işleri Türkiye’ye vermiyorlar. Anlaşma iptal edildi” diyerek politik uyuşmazlığın ticarete etkisini anlatıyor. 

Arap ülkelerin Amerika’dan çekindiği için Türkiye’ye çekinceli davrandıklarını ifade eden Şahin, bunun turistlerin gelmesine de etki ettiğini söylüyor. Kendisinin Arabistan’ın Cidde şehrinde ikamet izninin olduğunu ve kendisi gibi 35 bin civarında Türkün eskiden orada ikamet ettiğini fakat şu anda 12 bin civarında insanın geri döndüğünü söylüyor. Şahin, “Eskiden bir Mısırlı ile Türkiyelinin ikamet masrafı aynıydı. Diyelim ki 500 liraydı. Şu an bütün ülkelere 500 lira olarak devam ediyor ancak Türkiye’ye özel 5 bin liraya çıkardılar. O yüzden 12 bin kişi geri döndü” diyor. 

Başından geçen bir olayı anlatan Şahin, bir arkadaşının Medine’de bir lokantasının olduğunu, bütün Türk hacıların da o lokantaya gittiğini ve yıllardır hizmet veren bir işletme olduğunu söylüyor. Her üç senede bir adamın ruhsatının yenilendiğini ancak bu sene bittiğinde ruhsatının yenilenmediğini söylüyor. Sahibinin de lokantasını devretmek zorunda kaldığını ve devrettiği Mısırlı adamınsa aynı ruhsatı bir saat içinde çıkardığını belirtiyor. Ek vizelerin ve ikamet izinlerinin Arabistan’da çok kısıtlandığını söylüyor.  Sözlerini bitiren Şahin, Arap turist akınının siyasi gelişmelere bağlı olduğunu vurguluyor.