Ali Abaday
Eyl 14 2019

Atam dönersen tutuklanırsın

Kimi zaman zihinde canlanan bir düşünceyi ilk neyin tetiklediğini bilmek imkansıza yakın bir durum oluyor. Ancak bu yazıyı yazmaya başlarken HBO Nordic’in ilk orijinal dizisi Beforeigners’ın, ondan da önce Superman’in eski bir sayısının zihnimin kıvrımları arasında bir düşünceyi tetiklediğini biliyorum.

Beforeigners dizisi Norveç’te bir anda denizde beliren parlak ışıkların geçmişteki kişileri günümüze getirmesiyle başlıyor. Taş devrinden, Vikinglerden ve 19. yüzyıldan çeşitli insanlar sudaki ışık patlamalarının ardından tüm dünyada belirivermeye başlıyorlar.

 

 

Kimse bu insanların nasıl zamanda yolculuk yaptığını bilmediği gibi, hiçbir zaman yolcusu da başından geçenleri hatırlamıyor. Sonrasında ise zorlu bir uyum süreci başlıyor. Son dönemde özellikle göçmenlerin ve sığınmacıların hoş karşılanmadığı Avrupa ülkelerinde kendi atalarının birden ortaya çıkması şaşkınlık yaratsa da tıpkı göçmenleri istemeyenler gibi geçmişten gelen atalarından hoşlanmayanlar da var.

Superman’in eski sayılarından birinde de yıllar önce ölen Jonathan Kent bir şekilde hayata dönüp, oğlu Klark’ın, yani Superman’in yaşamına kısa bir süreliğine girmişti. Kısaca ölülerin veya öldüğü düşünülen kişilerin birden günümüze gelmesi ilginç fikirleri ateşleyebiliyor.

 

 

Türkiye’de özellikle son 10 yılda yaşananları düşününce Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümden dönmesi halinde neler yaşayacağı, olaylara ne tepkiler vereceği aklıma takılmaya başladı. Ölümünün üzerinden 81 yıl sonra Atatürk hayata dönseydi ve Türkiye’de bu dönem yaşananlar ona anlatılsaydı büyük ihtimalle hiçbirine anlam veremez, yapacağı eleştirilerden dolayı da tutuklanabilirdi.

Türk ordusu ile birlikte ülkeyi parçalanmaktan kurtarmış, yeni bir devlet kurmuş Atatürk’e kimse kolay kolay bir darbe girişimi sırasında Boğaz Köprüsü’nde boğazı kesilip öldürülen askeri okul öğrencilerini anlatamaz. Askeri okulda okuyan öğrencilerin darbeci olma ihtimalinin yok denecek kadar az olduğunu hayatını cephelerde geçirmiş bir asker çok daha iyi bilir. Hele ki bu genç askerlerin boğazının kesildiği, sonrasında bunu yapanların yasalarla korunmaya alındığı, pek çok askeri okul öğrencisinin ise hapiste olduğu…

Ama tabii Atatürk bunları sorgulamaya başlarsa günümüzün savcıları onun hakkında da darbeye destek vermek suçundan iddianame hazırlamaktan çekinmeyebilir.

Atatürk ile İstanbul Boğazı’nda bir gezintiye çıkılsa, Araplara satılıp satılmadığı belli olmayan Kuleli Askeri Lisesi, ihtiyaç kalmadığı için (!) kapatılan askeri okulları, satılan tank palet fabrikalarını, doğanın yok edilmesine rağmen izin verilen madenleri ve yakılan ormanların yerine yapılan binaları da anlatmak zor olacaktır. Ola ki ülkenin kurucusu bu kararları alanların devlet yönetmekten bihaber olduğunu söylerse maazallah Atatürk’e savcılar bu sefer Cumhurbaşkanı’na hakaretten veya devleti yıkmaya teşebbüsten dava açabilir.

 

 

Yıllar önce kapatılan tekke ve zaviyelerin bir şekilde varlıklarını devam ettirdiği ve devleti, orduyu ele geçirdiğini de anlatmak kolay olmayacaktır. Ancak her dönem biri diğerlerinin önüne geçip devlet içinde etkili pozisyonlara gelen cemaatlere laf söylemek ya da onları topluca kapamayı düşünmek de Atatürk’ü hakimlerle ve olası tutuklama ihtimalleriyle karşı karşıya bırakabilir. 

Türkçeye kimi geometri terimleri kazandıran Atatürk’e eğitim sistemindeki son durumu, okulların büyük bölümünün imam hatip olduğunu, artık devlette üst kademelerde mutlaka imam hatip mezunlarının bulunduğu anlatılsa. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Atatürk’e bürokrasinin üst kademelerinde imam hatip mezunları veya ilahiyatçıların olduğu anlatılmalı ancak bu din bilgisi yüksek kişilerin çocuk yaşta kızların evlendirilmesi, kimi zaman yapılan işler için hediye almak gibi konularda kafalarının karışık olduğu da eklenmeli.

Diyanet’in Çanakkale veya 30 Ağustos anmalarında onun adını bilhassa söylemediğini ya da Türk Dil Kurumu gibi pek çok kamu kuruluşundan isminin çıkarıldığını öğrenmek Atatürk’ü hiç kızdırmaz. Zira o hiçbir zaman şöhret için bir ülkeyi kurtarmamıştır. Ancak özel şartlarla milletin yararlanması için bağışladığı Atatürk Orman Çiftliği’nin bütün korumalara karşı imara açılması epey öfkelendirir.

Ne var ki kendi bile bağışlamış olsa artık kim engelleyecek satışı. Günümüzde inşaat vatanı kurtarmanın yeni şekli gibi. Olur da Mustafa Kemal bu durumu protesto edecek olursa, çevik kuvvet önde savcılar ve hakimler arkada bekliyor olacaktır.

Atatürk dönerse ülkedeki çocukların durumu belki de hiç anlatılmamalı. Pek çok küçük kızın çocuk yaşta evlendirildiği, kanunların bu kız çocuklarını koruyamadığı mı anlatılacak, anneleriyle birlikte hapiste büyüyen yüzlerce bebek mi anlatılacak, cesedi dondurucuda günlerce bekletilen gençler mi anlatılacak, polisin göz yaşartıcı kapsülü sırasında ölen çocuklar mı anlatılacak, jandarmaya yardım etmeye çalışırken kurşuna hedef olanlar mı?

Daha da kötüsü, hepsi Cennet’te buluşan bu çocukların bir kısmının kahraman, bir kısmının vatan haini olarak görülecek kadar toplumun ikiye bölündüğü mü, annelerinin mitinglerde yuhalatıldığı mı? 

Tabii bütün bu olup bitenleri yazacak gazeteci yok mu diye soracak olursa Atatürk, pek çok gazetecinin işsiz veya hapiste olduğu da söylenmeli. Ayrıca şu uyarı da yapılmalı, “Atam olur da bugünü beğenmediğini yazacak olursan kelimelerini dikkatli seç. Katiller, hırsızlar değil ama kelimelerle arası iyi olanlar genelde hapiste” diye.

“Ülkede kadınların durumu nasıl? Modern Türkiye’nin kadınları ne yapıyor?” diye soracak olursa da yüzü eğip kadınların cinayetlere kurban gittiğini, pek çok kadının tehdit edildiği halde korunmadığı, geceleri sokaklarda dolaşan, şort giyen, içki içen, eğlenen kadınların başına bir şey geldiği zaman toplumun bir kısmının bunu normal karşıladığını anlatmak gerek.  

Gazi olur da döner ve bu manzaraları görüp, “Ey Türk gençliği” diye seslendiğin gençlerin nerede olduğunu sorarsa, şu cevap verilebilir “O gençler ya yollarını buldular ya da başka ülkelere gitmek için yola koyuldular. Ülkeyi kurtarmak için uğraşanlar da ya işlerinden atılıyor ya da hapse atılıyor. Olur da bu gidiş gidiş değil dersen de Atam, örgüt üyesi olmayıp örgüte yardım etmekten yargılanabilirsin, bilgin olsun.”


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.