Cemal Dindar: Gençler ya yurt dışına çıkacak ya da kahramanlığa oynayacak

Ekonomik kriz, eğitimdeki başarısız sistemler, kadın cinayetleri ve çocuk tacizleri gibi durumlar Türkiye halkının psikolojisini yıldan yıla çökertiyor.

Araştırmalar da bu duruma işaret ederken Psikiyatrist Cemal Dindar, "Yaşayan ve kendini bir şekilde var etmek isteyen her genç, ya yurt dışına çıkacak ya da kalıp kahramanlığa oynayacak” yorumunu yapıyor.

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Cemal Dindar, Türkiye’nin ruh hâlini şöyle tanımlıyor:

“Ölüm içgüdüsünün, ölüm duygusu fikrine yapışık deneyimlerin baskın olduğu örnekler yaşamımızı işgal ediyor. Zaman zaman intihar şeklinde kendini gösteriyor, zaman zaman bir savaş olasılığı olarak. Sosyal medya ya da siyaset mecrasında karşıt gruplara yönelen söylemdeki sembolik katliam dilini de buna yazabiliriz. İşte tüm dünyada “3. Dünya Savaşı mı çıkıyor” ya da acaba büyük bir iklim felaketi kapıda ve tarihin sonu dedikleri, dünyanın sonu muydu? Yani epey yoğun karamsar çözümlemeler, sezgi bildirmeler var. Zaman zaman da temenni olarak kendini gösteriyor, “insanlık bitse de şu dünya rahatlasa” gibi cümleler kuran kişilere de rastlıyoruz. Dolayısıyla sanki yaratıcılığı çok büyük bir şekilde ketlenmiş bir türün ölüm içgüdüsüne yapışmış hali var. Yaşadığımız dönemde insan türü bir çıkışsızlık içinde. Ortada büyük bir kültürel, kültürel olduğu kadar da iktisadi çıkışsızlık var. Bu çıkışsızlığın içinde büyük bir arayış ve tıkanma var.” 

Bu durumun, 2000’li yıllarla birlikte çok daha belirginleştiğini belirten psikiyatrist, Gezi dönemi ve sonrasında yüzde 50’nin bloklaştığını kaydediyor.

“Özellikle iptal edilen haziran seçimleriyle birlikte ‘oğul kurbanı’ dönemine girdik” diyen Dindar, “Şehitlik yüceltmesi yapıldı. Kefen giyip mitinglere katılanları gördük. Neredeyse ölümüyle kahramanlaşmış vatan evladı, yaşayan somut uğraşıları içinde olan çocuklardan daha değerli hale geldi. Yaşayan ve kendini bir şekilde var etmek isteyen her gence kahramanlaşma dışında bir alternatif kalmadı gibi. Genç nüfus, “mülteci mi olacağım, kahraman mı”, mültecilik ve kahramanlık rolleri arasına sıkıştı” görüşünü dile getiriyor.

Eğitim, sağlık, barınma ve inşaat sektörünün politize hâle geldiğini ifade eden Dindar, “Mesela altın aramaları, Kanal İstanbul sadece insanla ilgili değil, coğrafyanın nasıl tanzim edileceğine dair aynı zamanda. Bunlar bir ülkenin ihtiyaçlarına göre konuşulması gereken konularken ideolojik tartışmaya dönüşüyor” ifadesini kullanıyor. 

Eğitimdeki düşüşe dikkat çeken Cemal Dindar, “Bizim dönemimizdeki en iyi üniversiteler bile lise anlayışına sahipler. Çocukların bilgiyle kurdukları ilişkiyi destekleyen ‘sizler bu ülkenin üniversitelerinde okuyarak evrensel kültürün bir parçası olursunuz’ inancı örselenmiş durumda. 12 Eylül günlerinde bile böyle değildi” yorumunu yapıyor.


Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.