'Çılgın Türklerle’ tanışmaya var mısınız? - Nikos Konstandaras

Siyaset, devlet ve medya üzerindeki sıkı kontrolüne rağmen, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem dost hem de düşman arayışında çok yalnız görünüyor. Sürekli olarak yurtiçi ve yurtdışında düşmanlarını belirlerken, sıkça öfkesinin hedefi olanlar da dahil olmak üzere olası her destek kaynağından yararlanmaya çalışıyor. Yunanistan'a yönelik son tehdidi - “Çılgın Türkleri iyi tanıyacaksınız” - her iki eğilimi aynı anda yansıtıyor. Erdoğan’ın zihninde ve Türk siyasetinde oynanmakta olan bir şeyi açığa çıkarıyor.

Turgut Özakman'ın yazdığı "Şu Çılgın Türkler" Kurtuluş Savaşı hakkında çok satan bir roman. Erdoğan AKP’sinin iktidara gelmesinden üç yıl sonra, 2005’te yayımlanan kitap, Türklerin Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasına yol açan en zor koşullardaki başarılarından övgüyle bahsediyor. Erdoğan’ın, zeki bir Türk gözlemci tarafından "Kemalist/laik bir popüler tarih manifestosu" olarak nitelendirilen yorumunu benimsemesi muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti'nin laik milliyetçi seçmenlerinden destek alma çabasıdır.

Erdoğan şimdiye kadar muhalefet liderlerini terörist sempatizanlar olarak tanımlamaktan çekinmedi. Yunanistan'ın baş düşman olduğu Kurtuluş Savaşı'na dönen Erdoğan, laik ve İslamcı milliyetçileri birleştirme çabasını yoğunlaştırıyor. Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi ve son dönemdeki askeri maceralar, Erdoğan’ın aşırı milliyetçi MHP ile işbirliği bu amaca yöneliktir.

Erdoğan’ın tehdidinin komik yönünün yanı sıra, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yönelik kullandığı kaba dil, Türkiye'nin ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde ilerleme kaydedemekten duyduğu hayal kırıklığını ortaya koyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Perşembe günü Ankara’ya "Osman Kavala’yı derhal serbest bırakın" yönündeki kesin çağrısı, Washington’un ilişkileri sadece S-400 uçaksavar sistemi meselesine değil aynı zamanda, insan hakları temelinde de değerlendireceğini gösteriyor.

Açıktır ki Erdoğan’ın sahip olabileceği tüm arkadaşlara ihtiyacı olacak; ve bunu yapmak için doğru düşmanlar seçmesi gerekiyor. Çünkü politikalarıyla halkı için her zamankinden daha fazla sorun yaratıyor. ABD ve AB konusunda geri adım atmak zorunda kalacağını farkettiğinde, Yunanlılara karşı zafer elde edilen bir savaşın anılarını canlandırmaktan daha iyi bir taktik olabilir mi?

Yunanlılardan Türk halkına ve Yunanistan'ın AB ortaklarına yönelik en akıllıca cevap, iki ülke arasındaki savaşın bir asır önce biterek Lozan Antlaşması'yla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu güvence altına aldığını ve sadece bir aptalın veya hatalarını gizlemeye çalışan birinin bu durumu değiştirmeye çalışacağını hatırlatmak olur.

Bu yazı önce Kathimerini gazetesinde yayınlanmıştır.