Erdoğan Türkiye’nin coğrafi avantajını heba ediyor - Henri Barkey

Türkiye Ortadoğu, Avrupa ve Asya’nın kesiştiği bir noktada yer almasından dolayı tüm bu bölgelerdeki gelişmeler çıkarlarını, jeopolitik hesaplarını ve ittifak taahhütlerini de etkiliyor. Bu nedenle Türkiye’yi yönetenlerin ülkenin angajman seviyesini ve doğasını sürekli olarak ayarlaması gerektiği belirtiliyor.

Konuyla ilgili olarak Syndication Bureau adlı internet portalında Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey tarafından kaleme alınan makalede Karadeniz bölgesinde Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan krizde Türkiye’nin çok dikkatli olması gerektiğinin altı çiziliyor.

Türkiye için bu krizin, iki komşu arasındaki bir tartışmadan çok daha büyük bir durum olduğuna işaret eden Barkey, “Çünkü o iki ülkeden biri, Türklerin yoğun bir şekilde rekabet ve aynı zamanda yakın işbirliği içinde olduğu süper güç Rusya. Yakın tarihin verdiği ipuçlarına bakarsak, Türkiye güncel olayları kendi çıkarına göre etkilemekte aciz kalacaktır” diyor.

Rusya ve Türkiye’nin Suriye ve Libya'nın ardından şimdi de Ukrayna'da karşıt taraflarda yer aldığına işaret eden Barkey, Türkiye’nin daha önce Kırım'ın Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından ilhak edilmesine de karşı çıkarak, Rusya'nın saldırgan eylemlerinden duyduğu hoşnutsuzluğu açıkça ortaya koyduğunu aktaran Barkey, Türkler ve Rusların birbirini tamamlayan anlar da yaşadıklarına vurgu yapıyor.

Rusya’nın daha önce Ankara'ya Kürtlerin kontrolündeki toprakların bir kısmını işgal etmesine vererek Türkiye ile Suriye’de işbirliğine gittiğini vurgulayan Barkey, “Dış İlişkiler Konseyi’nden Steve Cook’un da belirttiği gibi, ikisi de bölgede Amerikan liderliğindeki bir düzenin kendi çıkarlarına uygun olmadığı görüşünü paylaşıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Yine de rakipler ve ortaklar olarak her durumda, Rusların, taktiklerini hedeflerine uyarlamayı başardıklarını, ancak Türklerin bu konuda başarılı olduklarının söylenemeyeceğini vurgulayan Barkey, Rusya’nan Türkiye ile NATO müttefiki ABD arasında anlaşmazlık yaratmakta usta olduğunu, bunun sonucu olarak S-400 satın almasından dolayı Türkiye’nin Amerika’nın en yeni nesil gizli savaş uçağı F-35’in hem satın alınmasından hem de ortak üretiminden ihraç edildiğine işaret ediyor.

Türkiye ile ABD Başkanı Joe Biden'in yeni yönetimi arasındaki ilişkinin bu kadar kötü bir başlangıç ​​yapmasının nedenlerinden birinin bu S-400'ler olduğunun da altını çizen Barkey, Putin'in bu durumdan mutsuz olamayacağını yazıyor.

Türkiye’nin jeopolitik tercihinin, tez canlı bir lider olan cumhurbaşkanının mizacıyla daha da kötüleştiğini iddia eden Barkey şu görüşleri dile getiriyor:

“Erdoğan göreve başlar başlamaz bir misyon üstlendi; önce, Türkiye'yi önemli bir küresel güç haline getirmek ve bu süreçte kendisini saygı duyulan ve hakkında konuşulan bir küresel lider haline getirmek. Zihninde küresel siyasetin gidişatını değiştiren Türk lideri olmak vardı. Bu nedenle, dış politika aktivizmi, görev süresinin çoğunu karakterize etti.

18 yıllık iktidardan sonra, yargıdan basına kadar hem kamu hem de özel kurumların altını oymayı başardı. Hem dikkati ekonomi gibi iç sıkıntılardan başka yönlere kaydırmanın, hem de yurtdışındaki nüfuzunu artırmanın bir yolu olarak dış politika girişimine giderek daha fazla öncelik verdi.”

Türk yapımı insansız hava araçlarının gidişatı Türkiye’nin müttefikleri lehine çevirmede belirleyici olduğu Libya ve Dağlık Karabağ’daki başarıların, Erdoğan’a daha fazla güven ve övünme sebebi verdiğine vurgu yapan Barkey, muhtemelen de bu nedenle Boğaz'a paralel bir kanal meselesini yeniden gündeme getirdiğini aktarıyor.

Barkey, kanal planlarının Türkiye’nin bir şekilde sınırsız yeteneklere sahip bir güç olarak Rus ve Amerikan ihtiyaçları ve çıkarlarının ötesine geçebileceğini düşünen Erdoğan'ın kibirini de ortaya koyduğunu da ifade ediyor.

Ukrayna ve Rusya arasındaki krizden çok barışın Türkiye’nin menfaatine olduğunu düşünen Barkey, bununla birlikte, Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya arasındaki hareket özgürlüğünün sınırları olduğunu, bunun başlıca nedeni olarak ise Putin’in Türkiye’yi nasıl etkisiz hale getireceğini bulmuş olmasını gösteriyor.

“İlk başta, Erdoğan yüksek bahisli bir poker oyununa girişmek istedi: Sessizce Ukrayna'ya Türk yapımı dronlar teklif etti. Putin, Türkiye'ye yarım milyon Rus turistin ziyaretini iptal ederek yaptırım uyguladığında bu kumar çabucak sona erdi” diye yazan Barkey, Türkiye’nin 2015 yılında Suriye üzerinde bir Rus uçağını düşürerek de benzer bir kumar oynadığını, önce çatışmayı bir cesaret göstergesi olarak gururla takdim ettiğini ancak sonra geri adım atmak ve Moskova'dan özür dilemek zorunda kaldığının altını çiziyor.

Övünmesine rağmen Erdoğan dış politikada acemi olduğunu da belirten Barkey, “Savaşçı tarzı ve öngörülemeyen çıkışları ile Katar ve Azerbaycan dışında Türkiye’nin yakın çevresinde ve ötesinde hemen herkesi kendisinden uzaklaştırdı” diyor.

Yunanistan, Mısır, İsrail ve genel olarak Avrupalılarla ilişkileri onarmaya yönelik çabalarının karışık sonuçlar verdiğini buna örnek olarak ise İsrail ve Yunanistan’la yaşanan krizleri gösteren Barkey, “Kısacası Erdoğan makul bir arabulucu olarak görülmüyor. Buna karşılık, Rusya devlet başkanı bir profesyoneldir. Türk lideri ile defalarca oynadı” ifadelerini kullanıyor.

Rusya’nın Erdoğan’ın feci yanlış hesaplarından hızla yararlandığını, buna en parlak örneğin ise S-400 füzelerini hızlı bir şekilde teslim etmek olduğuna işaret eden Barkey, Putin’in bunu yaparken, ABD ile Türkiye arasında Ankara'nın kazanamayacağı derin bir çekişme yarattığına vurgu yapıyor.

Barkey’e göre Putin'in Ermenistan-Azerbaycan cephesinden, Kanal İstanbul'a sessizce itiraz etmeye, Suriye'deki Kürtlerin rotasını tersine çevirmeye kadar pek çok alanda Türkiye’ye karşı oynayacak daha da fazla kartı bulunduğunu da yazan Barkey, Ukrayna ile Rusya arasında bundan sonra ne olursa olsun, Türkiye’nin gelişmelere bir etkisinin olmayacağını, Erdoğan’ın sadece Karadeniz’in kuzeyindeki gelişmeleri seyredebileceğini ifade ediyor.