İsrail, Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmeye hazır mı?

Türkiye, İsrail ile ilişkilerini düzeltmek istediğini açıkça belirtmesine rağmen aynı duyarlılığın Tel Aviv'de olduğunu söyleyemeyiz.

Ankara'dan ilişkileri iyileştirme konusunda haftalardır gelen ciddi ipuçlarına rağmen İsrailli yetkililer tavırları konusunda kamuoyu önünde sessiz kalmayı tercih ettiler. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilişkilerin normalleşmesini istediğini açıklamasından sonra durum değişti ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen İsrailli yetkililer Axios'a yaptıkları açıklamalarda, İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi'nin konuyu görüşmek üzere bir kabine toplantısı düzenlemesini istediği öne sürüyor.

Bu, bazı açılardan, İsrail'in bir zamanlar yakın bir ortaklık içinde olduğu bir ülke ile ilişkileri düzeltmek için Erdoğan'ın teklifini kabul edip etmeyeceğine dair en yakın bakıştı. Bununla birlikte sadece bu gelişme İsrail'in normalleşme yolunda daha ileri adımlar atmaya hazır olduğuna dair yeterince net bir sinyal vermiyor.

Emekli büyükelçi ve İsrail Dışişleri bakanlığı eski genel direktörlerinden Alon Liel mevcut İsrail hükümetinin Türkiye ile ilişkileri geliştirmekle ilgilenmediğini öne sürüyor. Ahval’in sorularını emaille cevaplandıran Liel, "İsrailli liderler asgari düzeyde dahi güven duymuyorlar" diye yazdı.

Erdoğan da ilişkilerdeki sorunu doğrudan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya bağladı. Birbirlerine karşı sert sözler sarfetmekte herhangi bir çekince görmeyen iki lider de milliyetçi popülizme yönelik güçlü eğilimleriyle tanınıyor ve ikili ilişkileri geliştirmeye yönelik ülke içi teşvikleri azaltıyorlar. 

Ancak Liel'in de belirttiği gibi, Türkiye'ye yönelik yeni bir yaklaşımı, müttefiklerinin görüşlerini dikkate almasını gerektirecektir; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs, hepsi de Ankara’nın rakipleri.

Jerusalem Post yazarı Herb Kainon’da işaret ettiği gibi İsrail’in daha bu hafta Yunanistan ile imzaladığı bir milyar 700 milyon dolarlık savunma anlaşması Türkiye’ye yönelik "aslında İsrail-Yunanistan-Kıbrıs ittifakı olan İsrail-Yunan ittifakının kalıcı olduğu" mesajını veriyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki iddialarına karşı çıkan İsrail bunu göstermek için de Yunanistan'ın yanı Mısır ve Kıbrıs'ı da tutarlı bir şekilde destekledi.

BAE, muhtemel bir Türkiye-İsrail uzlaşması üzerinde etkin olabilecek bir diğer önemli oyuncu. Emirliklerin ABD'nin desteğiyle İsrail ile diplomatik ilişkiler kurma niyetini ortaya koymasının ardından Türkiye anlaşmayı şiddetle eleştirdi ve Abu Dabi’deki büyükelçisini geri çekmekle tehdit etti. Düşman saflarını daha da sıkılaştıran BAE, Mısır tarafından İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs'ın da üyesi olduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na katılmaya davet edildi. İsrail medyası, İsrail’in son Ankara büyükelçisi Eitan Na’eh’in, İsrail’in Abu Dabi’deki geçici diplomatik görevine başkanlık edeceğini de bildirdi.

Son olarak Joe Biden'in yeni ABD başkanı seçilmesi, Ankara’nın artan izolasyonundan kaçma aciliyetini artırdı. Seçim kampanyası sırasında Türkiye'yi eleştiren Biden, İsrail'in bilinen bir destekçisi ve İbrahim Anlaşmalarına destek vererek Başkan Donald Trump’la nadiren anlaşmış oldu. 

Ankara’nın bakış açısına göre kuşatmadan kaçınmanın en iyi yolu İsrail’e ulaşmak. 

Türkiye ile pek çok konuda karşı tarafta olsa da, Dağlık Karabağ'ın tartışmalı topraklarını Ermenistan'dan geri almak için askeri bir harekat başlatan Azerbaycan'ı tamamen destekledi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in iki müttefikini tekrar bir araya getirmek için arabuluculuk yapmaya çalıştığı dahi öne sürüldü. Türk ve İsrail çıkarları İran'ın Suriye’deki politikalarına karşı da benzeşiyor. 

İsrail kamuoyunun Doğu Akdeniz'de ilişkileri ve tarafsızlığı iyileştirmeye yönelmesi de Ankara için bir umut ışığı olabilir. 

Dış politikaya yönelik tutumları ölçen Mitvim Enstitüsü Dış Politika Endeksinde, ankete katılan İsraillilerin yüzde 57'si Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurulmasını isterken, yüzde 44’ü İsrail’in Türkiye’nin Yunanistan ile Kıbrıs’la arasındaki anlaşmazlığa dahil olmaktan kaçınması gerektiğini ifade ediyor. 

Diğer bir parlak nokta ise ekonomi meselesi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre İsrail, Türkiye’nin en büyük onuncu ihracat ortağı olmaya devam ediyor ve Kovid-19 salgınına rağmen ticaret geçen yıl yüzde 4 arttı.

Erdoğan'ın dış politika yardımcılarından Mesut Caşın, Voice of America'ya verdiği bir röportajda, Türkiye'nin İsrail ile dostluğunun temellerinden biri olan silah ticaretini tekrar canlandırmak istediğini söyledi. 

Caşın, Türkiye’nin İsrail’den çok sayıda silah alımı yaptığını hatırlatarak bunun yeniden başlayabileceğini hatta iki ülke savunma teknolojileri konusunda birlikte ilerleyebileceklerini belirtti. 

Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde (INSS) kıdemli araştırmacı Dr. Gallia Lindenstrauss, Ahval’de yayınlanan daha önceki bir podcast'te iki ülke arasındaki savunma bağlarının çok derin olduğunu ve İsrail'in Türkiye’ye yönelik kaybını telafi etmek için birden fazla askeri ihracat ortağı bulmak zorunda kaldığını söyledi.

ABD’den gerekli teknolojiyi edinemeyen Türkiye İsrail teknolojisi olmasaydı, şu anki kötü şöhretli silahlı insansız hava aracı programını hemen başlatamazdı.

Tüm bunlardan bağımsız olarak İsrail'in Türkiye'nin uzattığı zeytin dalını kabul edip etmeyeceğini gerçekten belirleyecek olan eylemlerdir. Özellikle Erdoğan'ı güvenilmez olarak nitelendiren İsrailli bir yetkili Ankara'nın eylemlerini görmek gerektiğini belirtiyor. 

Eylemin uzun bir yol kat edebileceği alanlardan biri, Türk topraklarında uzun süredir faaliyet gösteren ve İsrail ile ilişkilerde bir sıkıntı olarak kalan Filistinli grup Hamas'ın askeri faaliyetleriyle ilgili olacaktır. Hamas, Ankara tarafından meşru bir siyasi aktör olarak görülürken, İsrail ve ABD tarafından terörist bir grup olarak değerlendiriliyor.

Hamas’ın Türkiye‘den siber saldırılar da dahil olmak üzere İsrail'e karşı askeri faaliyetler planladığı öne süren İsrail, Türk makamlarını sürekli olarak bunun sınırlandırılmasını istiyor. 

İsrail'e yönelik belki de en büyük saldırı, bir rapora göre Türkiye'nin birkaç üst düzey Hamas yetkilisine vatandaşlık vermesi ve Tel Aviv ve Washington’ın tepkisi çeken Erdoğan'ın Ağustos ayında Hamas liderleriyle oturması oldu. 

Erdoğan'ın İsrail ile daha iyi ilişkiler karşılığında Hamas'a olan desteğini azaltabileceğine dair bazı ipuçları var.

Bir habere göre Erdoğan’ın dış politika üst düzey danışmanı İbrahim Kalın Brüksel’de Avrupalı ​​meslektaşlarına yaptığı açıklamada, Ankara’nın 2015 yılında askeri liderlerinden Salih el Aruri’yi İstanbul’dan kovması gibi, Hamas’ın askeri faaliyetlerini önleyebileceğini söyledi.

INSS uzmanı Lindenstrauss, bunun Türkiye’nin bölgedeki mevcut dış politikasına bağlı olduğuna inanmıyor.

Ahval’e açıklamasında, "Türkiye'nin Hamas'a siyasi desteği 2006'dan beri istikrarlı ve Ankara'nın bu konuda rotasını değiştirmediğini görüyorum" dedi.

Lindenstrauss, “Ankara daha ılımlı bir duruş sergilemek istiyorsa” Hamas'ın İsrail'e veya Batı Şeria'ya yönelik terörist faaliyetini durdurması “iyi bir başlangıç noktası olur” diyor. 

Emekli büyükelçi Liel de, Türkiye'nin Hamas'a karşı herhangi bir önemli eylemi istediği görüşünü paylaşarak, varlığının İsrail'in eski ortağına karşı tutumunu değiştirmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

Benzer görüşleri paylaşan Liel ise, “Bu aşamada Hamas'a desteğin azaltılmasının bir fark yaratacağını düşünmüyorum. Güvensizlik seviyesi çok yüksek düzeyde” diyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.