Ekrem Onaran
Tem 25 2019

Kamuda huzur hakkı ya da ikinci maaş almayan yönetici var mı?

İzmir Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın kendisini belediye şirketine müdür atayarak buradan ‘huzur hakkı’ adı verilen ikinci bir maaş alması, sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri oldu. Karaburun Belediyesi CHP’li olunca, özellikle iktidar medyası konuyu günlerce köpürttü.

Sosyal medya üzerinden verilen tepkileri görünce de Türkiye’deki huzur hakkı uygulamasının, toplumun önemli bir kesimi tarafından hiç bilinmediğini anladım. 

CHP’li İlkay Erdoğan’ın kendisini belediye şirketine müdür yaparak buradan ikinci bir maaş alması elbet de son derece yanlış. Ancak ne hikmetse, huzur hakkını sadece CHP’li Erdoğan almış gibi davranılıyor. 

Oysa huzur hakkı, neredeyse bütün kamu kurumu yöneticileri ile belediye başkan ve diğer yetkililerin aldığı ikinci bir maaş. Zira hem belediyelerin hem de merkezi kurumların iştiraki durumunda olan binlerce şirket faaliyet gösteriyor. 

Sadece 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 2018 yılının Nisan ayından itibaren 900 belediye şirketi kuruldu. Bilindiği gibi belediyelerde çalışan taşeron işçileri doğrudan kamu işçisi yapmamak için ‘belediye şirketleri’ formülü geliştirildi. 2 Nisan 2018 tarihi itibariyle şirketi olmayan belediyeler, taşeron işçileri çalıştırabilmek için şirket kurdular. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre bu şirketlerde 454 bin işçi çalışıyor. 

Belediye başkanları, hisselerinin yüzde 100’ü belediyelere ait olan şirketlerde ya yönetim kurulu başkanı ya müdür. Çünkü mevzuat, belediye yöneticilerinin, bir ya da birden fazla şirkette görev alabilmesine imkân tanıyor. 

Belediye şirketlerinin yönetim ve denetim organlarında görev alanlara huzur hakkı ödenmesinde de yasal bir engel yok. Hatta birden fazla şirkette görev alan belediye yöneticileri, her bir görev için ayrı huzur hakkı alabiliyor. Başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri de şirketlerde görev alarak huzur hakkı elde ediyor.

Belediye yöneticilerinin alacağı huzur hakkının ne kadar olacağını ise şirketin genel kurulu belirliyor. Şirketin sahibi belediye olduğu için genel kurulda karar alma yetkisi de belediye başkanında. Dolayısıyla belediye başkanı ve belediye yöneticileri, alacakları huzur hakkının miktarını kendileri belirliyor.

Belediye yöneticilerinin huzur hakkı alabilmesi, belediye şirketinin kar ediyor olmasına bağlı değil. Şirketler zarar etse de başkanlar huzur hakkını alıyor. 

Yeri gelmişken, başkanlara huzur hakkı ödeyen belediye şirketlerinin mali durumlarının giderek kötüleştiğine de dikkat çekmek isterim. Torpille işe alımların tam gaz sürdüğü belediye şirketleri, denetimsiz ve örtülü kamu istihdamına olanak sağlıyor.

TÜİK verilerine göre 2018’in sonunda 339 bin olan belediye şirketlerindeki işçi sayısı 2019’un Mart ayı itibariyle 454 bin kişiye yükseldi. Yani üç aylık yerel seçim döneminde belediye şirketlerine 115 bin işçi alındı. Bu şirketlere, özellikle yeni seçilen belediye başkanlarının işçi almaya devam ettiği görülüyor. 

696 KHK ile her belediyenin şirket kurması, Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ile uzun yıllar mücadele eden Türk ekonomisini, Belediye İktisadi Teşekkülleri (BİT) sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Yeni kurulan şirketlerin önemli bir bölümünün şimdiden ekonomik kriz yaşadığını not edelim. Bu şirketlerin kısa bir süre sonra borca batık duruma geldiği görülecektir. 

Huzur hakkı uygulamasına dönecek olursak; Karaburun Belediyesi’ndeki olay, esasında her belediye şirketinde yaşanan bir Türkiye klasiği.  Bu sorun belediye şirketleriyle de sınırlı değil. Kamu kurumlarının ya da THY ve PTT gibi kuruluşların pek çok şirketi var. Bu şirketlerde görev alan yöneticiler huzur hakkından payını alıyor. 

İllerde organize sanayi bölgeleri (OSB) ile kalkınma ajansları, valiler ve kaymakamlar başta olmak üzere yöneticilerin huzur hakkı aldığı yerler. Üst düzey kamu görevlilerinin birden çok kurumda yönetim kurulu üyesi olması da sıradan bir hadise. Kamu kurumlarının sahibi olduğu otellerden spor kulüplerine kadar pek çok iştirak, yönetici ve danışmanlar için huzur hakkı kapısı. 

Aynı yozlaşma, meslek örgütleri için de geçerli. Sanayi ve ticaret odaları başta olmak üzere kooperatif ya da birliklerin başkanları, iştirakleri durumundaki şirketlerden huzur hakkı alıyor. 

Neticede huzur hakkı, sübjektif, denetimden uzak ve yöneticilerin kendi ücretlerini kendilerinin belirlediği çarpık bir uygulama. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan da toplum vicdanını rahatsız eden bu uygulamanın ne ilk ne son ne de tek örneği.

Genel müdür, başkan, başkan yardımcısı, vali, kaymakam, belediye başkanı ve oda başkanı gibi binlerce yöneticinin huzur hakkı aldığını cümle âlem biliyor. Umarım Karaburun Belediye Başkanı üzerinden yürütülen tartışma, bir hayra vesile olur ve huzur hakkı çarkının şeffaf bir mekanizmaya dönüşmesine hizmet eder. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.