May 14 2019

'Türkiye’de anayasal kriz yaşanıyor, büyük hızla otokrasi olma yolunda'

AKP ve MHP, CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul seçimlerini kazanmasını kabul etmedi. İtiraz üstüne itiraz etti ve YSK seçimleri iptal etti. İstanbullular 23 Haziran'da yeniden sandık başına giderek yeni belediye başkanını seçecek. 
Türkiye'de YSK'nin bu kararı sonrası yaşananlarla ilgili tartışmalar ve Türkiye siyaseti ve rejiminin içinde bulunduğu durumla ilgili değerledirmeler de devam ediyor.

Uzmanlar Türkiye rejimiyle ilgili kaygılarını dile getirmeyi sürdürüyor. Bunlardan biri de Almanya'daki Humboldt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Silvia von Steinsdorff. Alman uzman, demokrasiden uzaklaşan Türkiye'nin büyük bir hızla otokrasi olma yolunda ilerlediğine dikkat çekti. Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de demokratikleşme, anayasalar ve siyasi partiler konularında çalışmalarıyla tanınan ünlü Alman uzman, yaşanan son gelişmeleri DW Türkçe'ye değerlendirdi.

Prof.  Silvia von Steinsdorff, sonucunu kabul etmediği seçimi iptal ettiren AKP'nin, halkın seçimler yoluyla yöneticilerin değiştirebileceğine olan güvenini sarstığını söyledi.

Muhalefetin buna rağmen 23 Haziran'a ertelenen İstanbul seçimine katılma kararı almasını "akıllıca" olarak nitelendiren von Steinsdorff, "Türkiye'de hayranlık uyandıran anlar yaşanabildiğini, çoğulculuğun ve özgürlüklerin çok ciddi bir şekilde kısıtlanmasına rağmen halkın neredeyse yarısının ‘hayır' diyebildiğini gördük" diye konuştu.

"Aslında modern Türkiye tarihinde hiç bir zaman yargı gerçek anlamda bağımsız olmadı" diyen Alman uzman, devam etti:

"2013 yılından itibaren ise Türkiye'de yargı bağımsızlığının sistematik olarak zayıflatıldığına tanık olduk. 2016 yılındaki darbe girişimini izleyen OHAL döneminde de aleni ve bilinçli bir şekilde bazı mekanizmalar devre dışı bırakıldı. OHAL kalktı ama aynı kurallar devşirilerek fiilen yasalara dönüştürüldü. Oyunun bu 'yeni kuralları' açık bir şekilde yargı bağımsızlığını ihlal ediyor. Darbe girişimi sonrasında yapılanlar da anayasal olmaktan çok uzaktı o dönemde de açık anayasal ihlalleri sözkonusuydu. Evet, şu anda yaşanmakta olan da anayasal bir kriz. Ama sorun şu ki hangi anayasayı korumaya çalışıyoruz? Geçmişte yalnızca AKP'nin değil, birçoklarının değiştirilmesi gerektiğini savunduğu 1982 Anayasası'nı mı? Bu anayasada yapılan değişiklikler sonrası ortaya çıkan anayasayı mı? İdeal olanı nedir? Çünkü her şey mevcut anayasaya uygun olsa dahi, sorunlar çözümlenmiş olmayacak."

"23 Haziran'da yapılacak İstanbul seçimiyle ilgili endişeler dile getiriliyor. Halkın sandığa, demokratik seçimler yoluyla iktidar değişikliğine güveninin sarsılması tehlikeli değil mi?" sorusuna şu yanıtı verdi: 

"Halkın, seçimler yoluyla yöneticileri değiştirebileceğine güven duyması büyük önem taşıyor. Bu güveni sarsan AKP'nin kaybettiği seçimin sonucunu kabul etmeyip iptal ettirmesi. 23 Hazıran seçimlerine dair, ilkesel olarak, öngörülebilir olan prosedüre odaklanmalıyız. 31 Mart'ta daha fazla oy aldığını bildiğimiz muhalefetin, 23 Haziran seçimleri için 'bu işte varım' demesini de akıllıca buluyorum. Şimdi gerçekten de Erdoğan'ın arzu ettiği sonucun ortaya çıkıp çıkmayacağını görmek gerekiyor. Kaybeden taraf için çok önemli sonuçları olacağı açık. Çünkü bu sonuç, Türkiye'deki seçmenlerin dörtte birinin kararını yansıtacak. Ayrıca şunu da unutmayalım. Türkiye'de hayranlık uyandıran anlar yaşanabildiğini, çoğulculuğun ve özgürlüklerin çok ciddi bir şekilde kısıtlanmasına rağmen halkın neredeyse yarısının "hayır" diyebildiğini gördük."

 

https://www.dw.com/tr/alman-uzman-von-steinsdorff-t%C3%BCrkiyede-anayasal-kriz-ya%C5%9Fan%C4%B1yor/a-48724288