S-400'ler gelmeye başladı, şimdi ne olacak? Silah ambargosu mümkün mü? Yaşar Yakış anlattı

S-400'lerin parçaları Türkiye'ye giriş yaptı. S-400 aksamlarını taşıyan uçaklar Ankara'ya iniş yaparken, gözler ABD'den gelecek tepkiye çevrildi.

İki ülke arasında, S-400 alımı nedeniyle yaşanan kriz daha da derinleşecek mi? ABD, olası bir silah ambargosunu yürürlüğe koyar mı? Trump'ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a Osaka'da verdiği 'çözeriz' teminatı ne kadar gerçekçi? 

Tüm bunları, Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, 'Türkiye'ye Bakış' programında anlattı:

 

Yakış'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

 "Türkiye S-400'leri alma konusunda hiç tereddüt göstermedi, er geç geleceği öngörülüyordu.

Aylarca sürecekmiş tüm parçaların gelmesi, denenmesi, takılması dört ay sürecek.

Trump, (Türkiye'ye uygulanması beklenen) CAATSA yaptırımları yürütme erkinin yetkilerini çok fazla kısıtlamaktadır' diye şikayet etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Osaka'daki görüşmede, Trump bu işi mümkün olduğu kadar olumlu şekilde çözmeye çalışacağı sözü verdi. Bu sözü ne anlama geliyor bilmiyoruz. Bu sözü verdikten kısa bir süre sonra, ABD Savunma Bakanlığı bir açıklama yaparak, 'S-400'ler konusundaki tutumumuzda herhangi bir değişiklik olmamıştır' dedi.

Şimdi artık S-400'ler Türkiye'ye gelmeye başladıktan sonra ne yapılacağı konusunda bir belirsizlik kapısı hala açık duruyor. Trump'ın bunun etkilerini azaltmak için neler yapabileceğine bağlı durum.

CAATSa yaptırımlarında 12 madde var, Trump'ın en az beş tanesini uygulama mecburiyeti var.
Trump iyi niyet gösterisi yapar ve Pentgon ile Dışişleri de desteklerse, Türkiye'ye en az zarar verecek beş maddeyi yürürlüğe koyabilir.

180 gün erteleme yetkisi var, onu yapabilir. 

Bunların hepsini yapar mı o da kesin değil. Çünkü bir çeşit yeniden seçim süreci de başlamış bulunuyor ve bu süreçte, Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin desteğine ihtiyacı var. Böyle bir dönemde onları gücendirecek, CAATSA yaptırımlarını getiren insanları karşısına alıp da bundan sonraki seçim kampanyasını zorlaştıracak bir tutum içerisine girer mi tüm bunları bilmek lazım.

Trump'ın söylediklerine güvenme dışındaki bütün alternatiflerin hepsi Türkiye'nin aleyhine. Sadece Trump'ın verdiği söz biraz ümit veriyor Türkiye'ye.

Amerika Savunma Bakanlığı'nın, Dışişleri'nin, derin devletin olumsuz tutumları belli, tüm bunları üst üste koyunca, tek olumlu, ümit kapısı Trump'ın ne yapacağında kaldı. Diğerleri olumsuz kalmaya devam ediyor.

Trump dışında başka bir kapıdan ümit bekleyemeyiz.

Trump, 12 maddeden Türkiye'ye en az zarar veren beşini seçer mi, 180 günlük ertelemeyi uygular mı ona bakmak lazım.

(Trump'ın güvenilirliğine dair) Trump güvenilmez. Geçmişte yaşadık. Türkiye'ye yine ayak üstü sözler vermişti. Güvenli bölge meselesinde yaşamıştık bunu. Menbiç'teki beklentimiz hala yerine gelmiş değil. Üçüncüsü Fırat'ın doğusunda güvenli bölge oluşturulması meselesi var.

Türkiye'nin zihnindeki güvenli bölge, Türk ordusunun kontrolünde olan bir bölge. Halbuki Amerikalılar'ın zihnindeki güvenli bölge, Türk ordusunun YPG'lileri ezmesinden koruyacak bir bölge olması şeklinde. Trump'tan ayaküstü alınan sözlerin araziye hemen yansımadığının birçok örneği var.

Osaka'da da Cumhurbaşkanı'na verdiği sözlerin arazide sulandırılıp geçiştirilmesi ihtimali var.

Doğu Akdeniz konusunda ABD, Türkiye'nin aleyhine bir karar da aldı. Kongre, somut bir karar alarak Kıbrıs Rum Kesimi'ne silah satışı yasağını kaldırdı. Böylelikle Kongre, Türkiye'nin aleyhine somut bir adım atmış oldu."