Yaşar Yakış: Kürt politikası üç kişi öldürdük, bir şehit verdikle yürümez, Kürtler bir ya da birden fazla devlet kuracak

Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye'ye Bakış podcast programında, Birleşmiş Milletler (BM) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki 'çocukların savaşçı olarak kullanılması'nı yasaklayan anlaşmaya Türkiye'nin verdiği olumsuz tepkiden yola çıkarak, Ankara'nın Kürt politikasındaki yanlışları anlattı.

Yakış aynı zamanda, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik 'müdahale' tehditlerini ve Türkiye'nin bu durumdan nasıl etkilenebileceğine dair öngörülerde de bulundu:

Türkiye'ye Bakış'ı buradan dinleyebilirsiniz:

 

 

Yakış'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Türkiye'nin Kürt realitesini hep geçiştirmek suretiyle ele aldığını görüyorum. Vaktiyle dağlarda dolaşırken, karlarda yürürken çıkan kart-kurt sesinden dolayı onlara Kürt dendi. Bir ara, 'Türkiye'de Kürt yoktur' sözleriyle Kürt realitesinin geçiştirildiğini biraz anladık ancak halen Türkiye'de, bir devlet politikası olarak Kürt davasının uluslararası gündemde sürekli yukarıya doğru gündemin öncelikli maddelerine doğru yükseldiğinin galiba farkında değiliz ya da farkında olanlar susturuluyor.

Kürt realitesi Ortadoğu'da çok önemli bir realitedir. Dört ülkede 35 ila 42 milyon Kürt bulunduğu kabul ediliyor. En çok Kürt de Türkiye'de var. Bu insanların devleti yok dünyada. Günün birinde bir ya da birden fazla devlete sahip olacaklarını düşünmek lazım. 

Kürtler Ortadoğu'da bir ya da birden fazla devlet kuracaklardır. Bu realiteyi bilmeden yapılacak olan uzun vadeli hesaplar bence eksik kalacaktır. Bu konuları değerlendirirken, 'Gelecek hafta Kürtlere karşı nasıl önlem alalım' meselesinden ziyade 50-100 sonra ne olacak bu halk, nasıl gelişecektir, buna göre hesabımızı yapmamız gerekir.

Dört ülkedeki Kürt realitesi birbirinden farklı aşamalarda bulunuyor. Kuzey Irak'ta sınırları belli, hükümetleri var, kurumları var, üniversiteleri var. Bir tek BM'de bayrakları yok. Bir kez denediler, vakitsiz olduğu için ertelendi.

O tarihteki Başbakan Abadi de, 'Ben Kürtlerin bağımsızlık hakları olduğuna inanıyorum ancak şimdi zamanı değil' diyerek realiteyi kabul etmiş şekildeydi. Bağımsızlığa en yakın olanlar Iraklı Kürtler.

İkincisi, Suriye parçalanırsa ilk bağımsızlığını ilan edecek olanlar Suriyeli Kürtlerdir. İran'da iki tane Kürdistan adında eyalet var. Tahran sokaklarında, 'Kürdistan otobanına gider' işaretleri var. İran'da da sınırlı belli olan bir Kürdistan eyaleti var. Ancak kapalı bir rejim olduğu için Kürtlerin bağımsızlığa ne kadar yakın olduklarını bilmiyoruz.

Türkiye'de farklı bir realite var. Türkiye'de en büyük Kürt şehri İstanbul ve dünyadaki en büyük Kürt şehri de İstanbul. Son İstanbul seçimlerinde Kürtler'in burada ne kadar güçlü olduğu kanıtlanmıştır. Hatta devletin, 'bebek katili' olarak adlandırdığı Abdullah Öcalan'dan bir akademisyen aracılığıyla mektup getirterek İstanbul'daki Kürt unsurunu kullanmaya çalıştı. İstanbul'daki Kürt unsurunun ne kadar önemli olduğunu göstermek için bu örneği veriyorum. 

İkinci büyük Kürt kenti yine Diyarbakır değil İzmir. Üçüncüsü de Diyarbakır olmayıp, Mersin ya da Antalya olabilir. Bu Türkiye'de Kürtlerin ne kadar dağılmış olduğunu gösteriyor.

Türkiye'nin Kürt politikasını, günlük politikalardan kurtarıp, 'üç adam öldürdük, bir şehidimiz olmuştur'tan çıkartıp, büyük düşünebilen, 50-100 yıl sonrasını öngörebilen, iyi stratejistlerin bir strateji kaleme alıp devletin bunu onaylaması lazım ve ondan sonra Kürt politikasını böyle yürütmemiz lazım. Türkiye'de bunun yapıldığından emin değilim."