May 11 2018

Gazeteciler Ali Bulaç ve Mehmet Özdemir'e tahliye

Haklarında, "darbeye teşebbüs," "örgüt üyeliği, örgüte yardım ve propaganda" suçlaması bulunan Zaman Gazetesi'nin 11 eski köşe yazarı ve editörünün yargılandığı davada sona doğru geliniyor.

Karar aşamasına gelinen davanın bugünkü duruşmasında mahkeme ara kararını açıklayarak gazeteciler Ali Bulaç ve Mehmet Özdemir’in tahliyesine karar verdi. Şahin Alpay'ın ise ev hapsi kaldırıldı. Bir sonraki celse 7-8 Haziran tarihlerine ertelendi. 

17’si tutuklu 31 sanıklı davanın duruşması Çağlayan’daki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, İbrahim Karayeğen ve Mustafa Ünal, Mehmet Özdemir ile tutuksuz sanıklar Şahin Alpay, Lale Sarıibrahimoğlu, Nuriye Ural Akman, Orhan Kemal Cengiz ve İhsan Dağı hazır bulundu.

Duruşmayı izleyenler arasında Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, AB Delegasyonu'ndan Sema Kılıçer, Af Örgütü'nden Milena Buyum, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Emma Sinclair Webb ve Article 19 Temsilcisi Georgia Nash yer aldı.

Tutuklu yargılanan Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, dava kapsamında yargılanan sanıkları “AKP'nin yakından tanıdığı mahalle sakinleri” olarak niteledi.

Numan Kurtulmuş, Naci Bostancı, Mustafa Şentop ve Nabi Avcı'ya seslenen Ünal, “İktidarınızda darbecilik suçlamasıyla yargılanıyoruz. Haberiniz var mı” diye sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ise Ünal, “Pınarhisar'da sizi ziyaret eden ben, sizin sesinizi duyuran ben mi darbeciyim” diyerek seslendi.

Ünal, savunmasında “Bu dava siyasi bir davaya da benzemiyor, bu dava değil Kerbela” diye sürdürdüğü savunmasında Ülkü Tamer ve Sabahattin Ali’den alıntılar yaptı.

Savcının mütalaasında “örgüt üyeliği” ve “Anayasa’yı ihlal” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılmasını istediği Ünal savunmasında, mütalaayı gayrı ciddi, savruk olarak değerlendirerek, “Bu davanın akıbeti bugünden belli ne kadar direnirseniz direnin adalet er ya da geç yerini bulacak” dedi. 

Ali Bulaç, bazı evraklara ulaşamadığı ve kendisine gönderilen cd’lerde atıfta bulunulan bazı yazılara erişemediğinden savunması için ek süre istedi. Sağlık sorunları olduğunu ifade eden Ali Bulaç, cezaevinde gerekli sağlık hizmetine erişemediğini söyleyerek tahliyesini talep etti.

Ali Bulaç’ın ardından tutuklu yargılanan sanıklardan Mehmet Özdemir savunması için söz aldı. Mehmet Özdemir savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Sorumlu müdür görevinde bulundum, ama bu yöneticilik değildi. Karar ve imza yetkim yoktu.

Örgüt üyeliğinden tutuklanmışken iddianamede “darbeye teşebbüs” suçu eklenmiş. Mütalaada gösterilen tek delil sorumlu müdür olmam.

25 Nisan’da suç vasfı değiştirildi ve şimdi örgüt yöneticiliğinden yargılanıyorum. Ölümü gösterip, bitkisel hayata razı etmeye benziyor. Bir yargılamada atılı suçlar nasıl bu kadar çok değişebilir? Benim anladığım, sorumlu müdür eylemim diğer suçlarla uyuşmuyor. Önceki duruşmada dosyaları ayrılan sanıklar arasında Feza Medya’da YK üyeliği yapanlar vardı, oysa örgüt üyeliğinden yargılandılar. Burada hangi kriterlere uygulanıyor? Ben Temmuz 2015 ile Mart 2016 arasında sorumlu yazı işleri müdürüydüm ama mütalaada baştan beri bu görevi yapmışım gibi gösterilmiş. Bu kritik bir bilgi eksikliği. Delile bakılmadan ağır suçlamalara maruz kaldım. Suç isnatlarının değişmesi bundan. Zaman olsa, delil yokluğundan beraatim istenecekti. Zaman’da yayın politikası yazı işleri müdürlüğü yerini alan genel yayın editörlüğünün elindedir. Ben bu sorumluluğun dışındayım. Sorumlu müdürlük görevine 15-27 Aralık’tan 1.5 yıl sonra başladım. Ama bu dönemde yayımlanan haberlerden sorumlu tutuluyorum. Bu mümkün mü? Görevli olmadığım dönemde yayımlanan haberlerden bana sorumluluk yüklenemez. Bu yüzden, üzerime atılan suçlar düşmelidir.

“Aracılık” etmekle suçlanıyorum. Makaleleri yazarlardan gazeteye mi taşımışım? “Aracılık” etmesem bu yazılar gazeteye girmeyecek miydi? Sorumlu müdürlük örgüt görevi değil, profesyonel gazetecilik görevidir. Vaktimin çoğunu karakol ve adliyelerde imzasız haberlerle ilgili ifade vererek geçirdim. Bir önceki görevim olan birim editörlüğüne devam etseydim, burada olmayacaktım. Terör örgütü yöneticiliği suçu kanaatlerle değil, maddi delillerle ortaya konmalı. Fiil yerine fail üzerinden suçlama yapılmış. Temmuz 2015’te başlayan sorumlu müdürlük görevim Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından onaylanmıştı. O tarihte örgüt yöneticisi olsaydım böyle bir onay verilmezdi. Tüm suçlardan beraatimi talep ediyorum. Şayet beraatim verilmeyecekse, tahliyemi talep ediyorum."

Avukatların tahliye taleplerinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme, Şahin Alpay’ın ev hapsini kaldırırken Ali Bulaç ve Mehmet Özdemir tahliye edildi. Bir sonraki celse 7-8 Haziran tarihlerine ertelendi.

Şahin Alpay hakkında pazar günleri imza vermek suretiyle adli kontrol şartları uygulanacak.