Oca 26 2018

“Türkiye’ye silah satışı, tutuklu Alman vatandaşları için kullanılmamalı”

Almanya ile Türkiye arasındaki krizde önemli bir yere sahip olan bir isim Die Welt muhabiri Deniz Yücel. 11 aydır cezaevinde tutulan gazeteci hakkında henüz bir iddianame dahi hazırlanmış değil.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Benim de hoşuma gitmiyor” bu durum dese de, iki ülke arasında Yücel’in serbest bırakılması için ‘kirli’ bir pazarlık da yürüyor bir yandan.

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, bu pazarlığı açıktan ifade eden isim. Deniz Yücel’in serbest kalması karşılığında Türkiye’ye silah satışına onay Deniz Yücel’in serbest bırakılmasını şart koşmuştu.

Alman hükümeti, Leopard tanklarının modernizasyonunun Ankara'nın beklediği kadar hızlı gerçekleşmeyeceğinin mesajını verirken, bunun söz konusu pazarlık için kullanılacağı yorumları yapılıyor. DW'den Jens Thurau'ya göre, Almanya silah ihracatı konusunda net bir karar vermek zorunda. Ancak, Thurau’nun dikkat çektiği bir başka nokta var.

Almanya'da üretilen ve Türk komutası altında şu anda Suriye'de YPG hedefli Afrin operasyonunda kullanılan tankların “Kürtlere karşı kullanıldığını” savunurken “Alman dış politikasındaki ikilemi” gösterdiğini söylüyor Thurau.

Alman hükümeti son yıllarda, özellikle NATO ve AB üyeleri dışındaki ülkelere daha önce hiç bir hükümetin yapmadığı kadar yüksek oranda silah sattı. Ancak Sigmar Gabriel’in dört yıl önce silah ihracatında daha dikkatli olunacağı sözünü verdiğini hatırlatan Thurau, Türkiye ile silah pazarlığına dikkat çekiyor:

“Gabriel kendince, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın otokrat rejimine karşı kendilerine yardımcı olacak en iyi tutumun, Türkiye'ye bir yandan ekonomik baskı yapmak ancak bir yandan da diyaloğu koparmamak olduğunun teyidini almış oldu.”

Bunu, Türkiye'de hakkında iddianame olmadan, absürd bir terör şüphesi nedeniyle tutuklanan Alman insan hakları aktivisti Peter Steudtner serbest bırakılması, ardından yine bir başka Alman vatandaşı çevirmen Meşale Tolu’nun da en azından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesi örneğiyle açıklıyor Thurau.

Alman Dışişleri Bakanı, hemen ardından “Türklerin Alman tanklarını takviye dileklerini yerine getirebileceğini” söylemişti.

Türkiye’nin, Almanya'dan gönderilmiş askeri araçları komşu Suriye'de kullandığının duyulmasının ardından, hükümet kurma çalışmaları sürerken, mevcut hükümetin buna yönelik bir karar veremeyeceği söylendi. Açıklamaya bir de hükümetin kritik bölgelere silah göndermeyeceği eklendi.

“Bu durum, silah ihracatındaki en klasik ikilemdir” diyor DW editörü ve şöyle açıyor:

“Hiç kimse askeri mühimmatın sadece satıcının belirttiği durumlarda kullanılacağının garantisini veremez. Ancak askeri müdahaleler buna kesinlikle dahil edilemez. Başka bir deyişle; zaman, Alman silah ihracatını, gerçekçi bir düzlemde ve sorumluluklarını alarak yeniden değerlendirme zamanı.”

NATO ülkesi olan Türkiye‘ye yapılan silah ihracatının biraz daha farklı bir gerekçeye bağlı olduğunu söyleyen Thurau, şu görüşü dile getiriyor:

“Ancak şu sıralar en düşük seviyede olmalı ve kesinlikle haksız yere tutuklanan Alman vatandaşlarının serbest bırakılması gibi hedeflere ulaşmak için birer araç olarak kullanılmamalı. Böylesi anlaşmaların bir anda zeminini nasıl kaybettiğini şu anda görebiliyoruz.”

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN