Van’da tutuklanan gazeteciler cezaevindeki hak ihlallerini anlattı

Van’ın Çatak ilçesi kırsalında operasyona çıkan askerler tarafından 11 Eylül’de gözaltına alındıktan sonra işkenceye uğrayıp helikopterden atılması sonucu yaşamını yitiren Servet Turgut ile ağır yaralanan Osman Şiban’ın haberiyle alakalı olarak Mezopotamya Ajanası (MA) muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile Jinnews muhabiri Şehbiran Abi ve gazeteci Nazan Sala, 9 Ekim’de çıkarıldıkları mahkemece “devlet aleyhine toplumsal haberleri yapmak” gerekçesiyle tutuklanmıştı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ne (MLSA) Van Yüksek Güvenlikli ve Van T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazetecileri ziyaret etti. Gazeteciler, cezaevindeki kötü koşulları ve hak ihlallerini anlattı. 

Adnan Bilen, bulaşı riskinin en yoğun olduğu yerde tutulduklarını belirterek, “Yan koğuşlardan pozitif vakalar çıkıyor. Talep etmemize rağmen buradan çıkarılmadık. Karantina süremiz iki hafta önce bitti, ancak hâlen buradayız” dedi.

Sorgu süreciyle ilgili konuşan Bilen, “Bize sorulan soruları gördüğümde bizi gözaltına almak için bahane aradıklarını, o bahaneleri bile bulamadıklarını gördük. Yöneltilen sorular şunlardı: ‘PKK, KCK ile ilgili, örgütün yönetim şekli hakkında bildiklerinizi anlatınız.’ Hatta daha fantastik bir soru ise ‘KCK Sözleşmesi’nin 14. maddesinin birinci fıkrası nedir?’ şeklindeydi. Böyle bir soruşturma olur mu? Bir gazeteciye böyle sorular neden sorulur? Yaptığımız haberleri görünmez kılmaya, hak haberciliği yaptırmamaya çalışıyorlar” diye anlattı.

Tutuklama kararının ardından, kendilerinden önce adli tutukluların kaldığı koğuşa alındıklarını söyleyen gazeteci Nazan Sala da karantinanın kötü muameleye gerekçe olarak kullanıldığını vurguladı: 

Bizden önce uyuşturucu bağımlısı adli tutuklular o koğuşta tutulmuştu. Yoksunluk sendromu yaşayan tutuklular koğuşun her yerine kusmuş ve koğuş öylece bırakılmıştı. Siz temizlemiyorsanız fırça verin, biz temizleyelim dedik. Bir hafta boyunca ne su ne de fırça verildi. O pisliğin içinde tutulduk. Her talebimiz ‘Yeteri kadar personelimiz yok’ denilerek reddedildi. Koğuşta gardiyanları çağırmak için yerleştirilen zile bastıktan saatler sonra birileri gelip ‘Acil durumlar dışında butona basmayın’ deyip gidiyordu. Karantina, cezaevinde kötü muamelenin gerekçesi olarak kullanılıyor.”

14 günlük karantina sürecini Sala’yla birlikte geçiren Şehriban Abi de kötü muameleyle cezalandırıldıklarını belirterek, “Haber için aldığım onlarca nota el koydular. Not defterim, bilgisayarım ellerinde. Oralarda sadece yaptığım haberler için aldığım notlar var ve bunu biliyorlar. İşimiz gazetecilik, bunun da farkındalar. Bu yüzden savcılık sorgusunda, hiçbir gerekçe bulamadıkları için alakasız konularda onlarca soru cevaplamamız istendi. Şimdi de soğuk koğuşlarda uzun süre tutuklu bırakarak cezalandırmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Gözaltı sürecinin de usule uygun yürütülmediğine, kendilerine herhangi bir gözaltı kararı gösterilmediğine değinen MA muhabiri Uğur, gözaltı gerekçesine ve kararına ne kendilerinin ne de avukatlarının ulaşabildiğini ifade etti. Uğur, gözaltı ve tutukluluk sürecini şöyle anlattı: 

“Gözaltı işlemini yapan memurlara gözaltı kararını ibraz etmeleri gerektiğini söyledik. Oralı bile olmadılar. Sonrasında da ne biz avukatlarımızla görüşebildik, ne de avukatlarımız savcılıkla görüşebildi.”

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz