Oca 26 2018

WP makalesi: Tutuklu bir gazetecinin ederi Türkiye için Alman silahı

 

Hakkında iddianame bile hazırlanmadan 11 aydır cezaevinde tutulan gazeteci Deniz Yücel'in serbest bırakılması için Almanya ve Türkiye arasındaki tartışmalı pazarlık devam ediyor. 

Her ne kadar Yücel, "kirli bir anlaşma ile tahliye edilmek istemediğini" açık bir dille ifade etse de, diplomasinin karanlık koridorlarında iki ülke arasındaki pazarlık sessiz sedasız sürüyor.

Zira, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile geçen hafta yapacağı bir görüşme öncesindeki, Türkiye silah ihracatına onay için gazeteci Deniz Yücel meselesinin çözüme kavuşması gerektiğini söyleyerek pazarlığı açık etmişti.

The Washington Post Gazetesi'nde konuyla ilgili Jason Rezaian tarafından kaleme alınan, "Tutuklu bir gazetecinin ederi nedir? Türkiye için Alman silah alım anlaşması olabilir" başlıklı yazıda, Yücel'in 'pazarlık kozu' olarak kullanıldığı belirtildi.

Yazının satırbaşları şöyle:

Dostane olmayan hükümetlerden gelen baskı ve tehditler eşliğinde, gazeteciler kimi zaman bir pazarlık kozu olarak kullanılabiliyor.

Alman gazetesi Der Spiegel bu hafta, Berlin'in daha önce Ankara'ya satışını askıya aldığı silah anlaşmasına, tutuklu gazeteci Deniz Yücel'in serbest bırakılması karşılığında onay verme ihtimali üzerinde durduğunu yazdı.

'Casusluk ve terörizm' gibi asılsız suçlamalarla tutuklu bulunan Türk-Alman gazeteci Yücel, 2016 darbe girişiminden bu yana cezaevinde tutulan pek çok gazeteci ile aynı kaderi paylaşıyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Başkan Yardımcısı Robert Mahoney, takas pazarlığının doğru olmasını 'rahatsız edici bir gelişme ve Türkiye medyasına yönelik baskıda yeni bir eşik' olarak nitelendiriyor.

Der Spiegel'e göre, Almanya silah üreticisi Rheinmetall'e Türkiye'ye silah satışı için ruhsat vermedi. Bu yasağın ardında, Türkiye ve Almanya arasında Türk muhaliflerin Almanya'da bulunmasının Ankara'da rahatsızlık yaratması ve Berlin'in Türkiye'nin sivil toplum üzerindeki baskısı eleştirisi yatıyor.

Bununla birlikte, Yücel bu iki ülke arasındaki pazarlığın bir parçası olmayı reddettiğini, Evrensel Gazetesi'ne yaptığı, "Özgürlüğümün Alman tank ve silahlarıyla lekelenmesini istemiyorum" açıklaması ile duyurdu.

Bu durum, tek bir gazetecinin, dış politika yap-bozunda kilit bir unsura dönüşebileceğinin canlı bir örneği. Tutuklu gazetecilerin, jeopolitikin alanına girdiği örnekler hayli nadirken, gözlemciler bu tür 'yargı tarafından rehin alma' olaylarının- bir devletin gazeteciyi tutuklaması ve bir dış politika avantajı olarak tutması- duyulmamış olduğunu belirtiyor.