Cihat Yaycı neden Türkiye'ye sorunlu bir uçak gemisini önerdi?

Emekli Tümamiral Cihat Yaycı geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye, Brezilya’nın hurdaya çıkarmayı tercih ettiği eski uçak gemisi ve Rusya'nın Su-33 Flanker donanma jetlerini almasını önerdi.

Brezilya eskiden donanmasının amiral gemisi olan NAe São Paulo’yu 2000 yılında Fransa'dan satın aldı. Hizmeti sırasında, birçok mekanik sorunla karşılaşan ve denizde toplamda bir yıldan az süre kalan bu gemi dünyanın aktif olan en eski uçak gemisiydi. Gemi, 1960'ların başlarında denize inince önce Fransız Donanması'nda Foch olarak görev yaptı.

Son yıllarda bakımı oldukça zorlaşınca Brezilyalılar, bakım, onarım ve modernleştirmeye milyonlarca dolar harcamak yerine gemiyi hurdaya çıkarmanın daha uygun olduğu sonucuna vardılar. Brezilya, İzmir Aliağa'da hurdaya 2 milyon doların altında sattı.

Bunu bir fırsat olarak gören Yaycı Türkiye'nin bu sorunlu eski gemiyi kullanmak üzere tedarik edebileceğini öne sürdü.

Ancak, yakında yepyeni amiral gemisi TCG Anadolu amfibi hücum gemisini denize indirecek olan Ankara için bu kadar antika, bakım gerektiren ağır bir gemiyi çalışır durumda ve hatta hizmet verebilir durumda tutmak için büyük meblağlar harcaması mümkün olabilir mi?

Türkiye uzmanı ve Denizcilik Yüksek Lisans Okulu Milli Güvenlik İşleri Bölümü'nden Profesör Ryan Gingeras, “"Öneri, Cihat Yaycı'nın, dezavantajlarına veya sonuçlarına bakmaksızın Türkiye'nin 'büyük bir filoya' sahip olması fikrine ideolojik olarak bağlı olduğunun bir başka kanıtıdır" diyor. Ahval’e konuşan Gingeras, "Taşıyıcılara sahip olmak ve filoyu genişletmek, onlar için doğuştan değer taşıyan şeyler gibi görünüyor. Ancak, Ankara'da birinin bu tavsiyeye kulak verip vermeyeceği çok da belli değil" ifadelerini de kullanıyor.

Tüm belirtiler bunun olmayacağını gösteriyor. Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı'ndan (SSB) İsmail Demir, fikrin fizibilitesini açıkça reddetti.

Rusya ile daha yakın ilişkiler kurması için Türkiye'yi NATO'dan uzaklaştırmayı savunduğundan dolayı "Avrasyacı" olarak tanımlanan ve belki de en çok 2019'da Türkiye-Libya denizcilik anlaşmasını düzenlemesiyle tanınan Yaycı, Türkiye'nin eski uçak gemisi için Rus Su-33 Flanker deniz jetleri satın alabileceği önerisinde de bulundu.

Sputnik Türkiye’ye göre Yaycı, "Brezilya'dan satın alınan uçak gemisinin sökülmesi için bir teklif getirdim. Rus menşeli Sukhoi Su-33 Flanker'ı gemi ile kullanabileceğimiz bir uçak alternatifi olarak dikkatlice incelemenin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu uçağın birim maliyeti de makul" dedi.

Rusya, Su-33'leri donanmasının tek uçak gemisi olan son derece sorunlu Amiral Kuznetsov'da kullandı, ancak bunları asla ihraç etmedi. Yirmi yılı aşkın süredir hizmette olan ancak güvenilmez ve kaza yapmaya meyilli olduğu kanıtlanan bu uçaklardan iki düzine inşa etti. Rusya’nın uçak gemilerine inebilen diğer tek savaş uçağı MiG-29K Hindistan’a ihraç edildi. Ancak geçtiğimiz yıl içinde Yeni Delhi, MiG-29K filosunda yaşanan bir dizi ölümcül kazanın ardından bu satın alma işleminden pişmanlık duymaya başladı.

Ahval’e konuşan Dış Politika Araştırma Enstitüsü Araştırma Direktörü Aaron Stein, "Genel olarak, Su-33 güvenilir bir uçak değil ve tüm öneriyi saçma buluyorum" dedi.

Ayrıca, Türkiye São Paulo ve ikinci el Rus Su-33'leri yalnızca eğitim amaçlı kullansa bile, geminin tasarımı ve savaş uçağı tipi dikkate alındığında bu da sıfır değeriyle sınırlı olacaktır.

Anadolu, kısa kalkış dikey iniş (STOVL) kabiliyetine sahip helikopter ve savaş uçağı taşıyabilir. Su-33 ise Anadolu'nun sahip olmayacağı Kısa Kalkış Ancak Yakalamalı İniş / Kısa Kalkış Bariyer Durdurmalı İniş (STOBAR) sistemlerine sahip taşıyıcılardan çalıştırılmak üzere tasarlanmıştır.

Beşinci nesil modern F-35B, aslında piyasadaki tek STOVL avcı uçağıdır ve çok daha eski olan AV-8B Harrier’i yavaş yavaş kullanımdan kaldırmıştır. Türkiye, Rusya'nın S-400 hava savunma füzelerini kavgalı bir şekilde satın almasının ardından Birleşik Devletler tarafından Müşterek Taarruz Uçağı programından çıkarıldığından F-35B'yi satın alamıyor. Daha önce ABD'den ikinci el Harrier’lerden, F-35B'leri temin edene kadar Anadolu’da geçici kullanma yolları aranmıştı.

Yaycı, Türkiye'nin Anadolu için Harrier tedarik edebileceğini de öne sürdü. Bu ikonik atlama jetlerinin üretimi 2003 yılında sona erdi. Eğitim için kullanan Birleşik Devletler Deniz Piyadeleri dışında, bugün sadece İspanya ve İtalya bu avcıları donanmalarında kullanıyor. İtalya şu anda onları F-35B'lerle değiştiriyor.

İkinci el İtalyan Harrier satın almak bile Ankara için büyük olasılıkla zor olacaktır.

The War Zone'dan askeri uzman Joseph Trevithick Ahval'e açıklamasında, “ABD-Türkiye ilişkilerinin mevcut durumunun şüphesiz Türkiye açısından bu tür planları boşa çıkaracağını düşünüyorum, en azından kısmen ABD ihracat kısıtlamalarına tabi olma ihtimali bulunan eski İtalyan jetleriyle ilgili olarak bile” diyor. Trevithick, "ABD hükümeti doğrudan dahil olmadığı muhtemel satışlara bile engel olabiliyor. Bunun son bir örneği olarak İsrail’in Hırvatistan’a nispeten yakın zamandaki F-16’ları satma girişimi" diyor.

Hatta, Türkiye’nin Pakistan’a yurtiçinde üretilen T129 ATAK taarruz helikopterlerini satma girişimi, ABD yapımı bir motorla çalıştırıldığı için Washington tarafından defalarca engellendi, ki bu da üçüncü bir ülkeye yapılacak herhangi bir satışın ABD ihracat lisansı gerektirdiği anlamına geliyor.

Stein, "Harrier ayrıca ABD yedek parçalarına sahip, bu nedenle herhangi bir transferi zorlaştırabilecek ihracat hükümlerine tabi" diyor ve ekliyor: "Ankara’nın en iyi seçeneği - ve benim de yapacaklarını beklediğim - dronları bir uçaktan uçacak şekilde dönüştürmek,"

Ahval, daha önce Türkiye'nin bu hedefe ulaşmak için karşılaşacağı zorlukları ana hatlarıyla belirtmişti.

Stein, kesinlikle zor olsa da, Türkiye'nin yine de muhtemelen yapabilecek durumda olduğuna işaret ediyor.

Anadolu üzerinde verimli bir şekilde çalışabilen deniz dronları inşa etmek, Ankara’nın "tedarik sorunlarının çoğunu çözecek ve ona belirli durumlar için bir vuruş ve gözetleme yeteneği" sağlayacaktır.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.