Ukrayna krizi Türkiye'ye Batı’ya dönüş imkanı sunuyor, peki Erdoğan bu fırsatı kullanır mı?

Rusya hükümeti, Türkiye'nin Ukrayna'ya silahlı insansız hava aracı satabileceği yönündeki önerilere sert tepki gösterdi. Muhalefetinin  şiddeti bize Rusya-Türkiye ilişkileri hakkında birkaç şey anlattığı gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da Batı ile olumlu ilişkileri yeniden canlandırma fırsatı sunabilir. Ancak Erdoğan Türkiye’nin geleneksel müttefiklerinin çoğunu yabancılaştırdığı için bu pek de kolay olmayacaktır.

Birincisi, Türkiye’nin Suriye’de Kürtlerin öncülüğündeki Halk Koruma Birimlerine (YPG), General Halife Hafter’in Libya’daki savaşçılarına ve Dağlık Karabağ’daki Ermeni kuvvetlerine karşı başarılı bir şekilde İHA kullanması, teknolojinin askeri gücünü ortaya çıkardı.

Ruslar oyunun kurallarını değiştiren bu programları not ettiler. Geçtiğimiz günlerde Ahval'de yayınlanan Anatolian Dispatch podcast'inde belirtildiği gibi, sert hava koşulları ve geceleri de dahil olmak üzere personelin hareketlerinin Türk insansız hava araçlarından gizlenmesi imkansız hale geliyor.

Taktik ve operasyonel nedenlerden ötürü Rusya, Ukrayna'nın topraklarının doğusunda Rusya’nın desteklediği kuvvetlere karşı Türkiye’nin makul fiyatlı ancak oldukça etkili insansız hava araçlarını kullanmasını istemiyor.

İkincisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin aptal değil. Ukrayna'ya yapılan Türk yardımının, can çekişmekte olan NATO-Türkiye ilişkilerini yeniden canlandırmak için Erdoğan’a iyi bir fırsatı yarattığını biliyor.

Erdoğan'ın son on yılda ilişkilerde yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için bunun yeterli olmayacağının da farkında. Peki Erdoğan, Rusya’nın iyi niyetine bağımlılıktan kurtulmanın bir yolunu bulmuşken neden beklemede kalsın ve hiçbir şey yapmasın?

Üçüncüsü, ABD Başkanı Joe Biden, Erdoğan’ın insan hakları, basın özgürlüğü, seçim manipülasyonu ve Kürt karşıtı söylem ve davranışlarıyla ilgili iç politikalarına şiddetle karşı çıksa da Biden’in dış politika ekibi, Türkiye'nin jeostratejik önemini kabul eden pragmatistler tarafından yönetiliyor. Bu nedenle, NATO dayanışmasını baltalamak yerine diğer üyelerle dayanışma içinde hareket ederek, NATO bünyesinde buna değer veriyorlar.

Ancak zorluklar var. Türkiye'nin amiral gemisi Bayraktar TB2 insansız hava araçları, başta L3Harris Wescam tarafından üretilen sensörler olmak üzere Kanada'da üretilen bileşenleri kullanıyor. Ancak Kanada, 12 Nisan'da bu teknolojinin satışını askıya aldı. Bunun nedeni kısmen, son kullanıcı sözleşmesi hükümlerinin dışına çıkılmasıydı. Ama aynı zamanda, Kanada-Ermeni toplumunun Bayraktar'ın Dağlık Karabağ'daki Ermeni güçlerine karşı yıkıcı bir etki oluşturmasına yönelik öfkesine de bir yanıt olabilir.

İronik bir şekilde, bu aslında Kanada'nın Ukrayna'ya silah satışını askıya alması ve bu durumun da çok sayıda Kanadalı-Ukraynalı'nın isteklerine aykırı olması anlamına gelebilir. Türk savunma şirketi Aselsan, Wescam sensörlerinin yerellerle değiştirilmesi üzerinde çalışıyor, ancak bu biraz zaman alacak. Başka bir tedarikçiden sensör almak ve bunları Bayraktar sistemine entegre etmek de zaman alır. - Peki Ukrayna'nın bu kadar zamanı var mı?

Rusya’nın Ukrayna üzerindeki baskısını hafifletmesi için dayanışma içinde olması gereken NATO'nun bölünmüş olduğunu görüyoruz. Bu, Kuzey Akım 2'nin tamamlanmasıyla daha da artacaktır. Boru hattı, Putin'e Almanya'da ve dolayısıyla Avrupa Birliği'nde daha fazla kaldıraç etkisi sağladığı gibi, Ukrayna ve Polonya'yı atlaması da bu ülkelerin hem kaldıraç etkisini ve hem de transit ücretlerinden elde ettikleri geliri azaltacaktır.

Aynı zamanda, Türkiye’nin yüz binlerce Suriyeli ve diğer mültecilerin Avrupa’ya girmesine izin verme gücü, Almanya’yı ve AB’yi duraklatıyor. Rus doğal gazına erişim ile kontrollü göç arasında nasıl bir hesap var peki? Almanya, NATO üyesi olmayan Ukrayna ile dayanışmaya ne kadar değer veriyor?

Türkiye ile Rusya arasında ufukta açık bir savaş görünmüyor, ancak Karadeniz'e hakim olmak ve kıyı ülkeleri üzerinde çoktandır bir nüfuz mücadelesi sürüyor.

Putin, yüzyıllardır kimin Karadeniz’i kendi gölü olarak gördüğü konusunda son sözü Erdoğan’ın değil, kendisinin söyleyeceğini hatırlatmak için - turizmi kesmek, Türkiye'den ihracatı yavaşlatmak veya engellemek vb. - ekonomik baskıyı kullanacaktır.

Erdoğan'ın Karadeniz’de Rus etkisiyle tek başına mücadele etmesi mümkün değil. Ancak NATO güçleriyle müttefik bir Türkiye bunu yapabilir. NATO’nun geniş deniz varlıklarının Karadeniz’e dönüşümlü olarak konuşlandırılması, Putin’in Ukrayna’yı Rusya’nın kontrolü altına alma çabalarını engelleyebilir.

Tek başına hareket etmek, Türkiye için onlarca yıldır işe yaramış gibi görünüyordu, ancak bunun tek nedeni, bir NATO Müttefiki statüsü nedeniyle büyük dış tehditleri köreltmiş olmasıydı.

NATO üyelerinin çoğunun gözlerine sokar gibi, Kıbrıs kıyılarında Yunanistan ve Fransa ile neredeyse kapışacakken, Almanya'yı çok sayıda mülteci akınıyla tehdit ettikten ve Batı'nın insan hakları konusundaki hassasiyetlerini görmezden geldikten sonra Türk gemisini daha sakin ve daha dost canlısı sulara çekmek için Kaptan Erdoğan'ın birkaç rota düzeltmesi gerekecektir.

Türkiye'nin Batı'ya, Batı'nın Türkiye'ye ihtiyaç duyduğundan daha çok ihtiyacı olduğunu kabul etmek Erdoğan için alçakgönüllü olmayı gerektirecektir. Türkiye'nin mantıklı bir dış politika oluşturabilmesi için bu gerçeğin kabul edilmesiyle mümkün. Ve Erdoğan nadiren alçakgönüllülük sergilemesine veya alenen hata yaptığını (politikacıların nadiren yapar) itiraf etmesine rağmen, geçmişteki başarısız stratejilerden uzaklaştı.

Şimdi Ukrayna'yı destekleyerek Batı'ya geri dönmeye çalışırsa, ulusal liderler arasındaki kişisel bağlara çok az önem veren anlayışlı bir ABD başkanı ve sakin, pragmatik tavrıyla ayırt edilen bir ABD dışişleri bakanını karşısında bulabilir.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.