Can Teoman
Şub 21 2018

İstanbul'da yol parası, gıda masrafını geçti

Mert Hürel 24 yaşında İstanbul Büyükçekmece’de oturuyor. İstanbul’daki özel üniversitelerden birinde 2 yıllık yüksekokul bitirmiş. Bölümü olan radyo-TV alanında iş bulamadığı için yaklaşık 2 yıllık işsizliğin ardından Mecidiyeköy’deki bir AVM’deki mağazada tezgahtar olarak işe başlamış.

1 milyon üniversiteli işsizin bulunduğu Türkiye’de Hürel şanslı bile sayılabilir. Ancak yaşamı kolay değil, 6.30’da kalkıyor. 7.15’te evden çıkıp minibüse biniyor. Beylikdüzü Tüyap durağından metrobüsle yolculuğuna devam ediyor. 37 durak gittikten sonra işyerinin olduğu durağa ulaşıyor. Metrobüste geçirdiği süre 1 saat ile 1 saat15 dakika arasında değişiyor.

Minibüsü de sayarsak günün yaklaşık 3 saatini yolda geçiriyor. 12 saatlik iş de eklendiğinde geriye uyku ve diğer faaliyetleri için 9 saati kalıyor. Yaptığı yolculuk ise son derece kalitesiz. Aşırı kalabalık ve kötü koku içinde.

Bu aslında dünyanın en yoğun trafiklerinden birine sahip olan İstanbul için geleneksel bir yaşam tarzı denebilir. Hürel gibi milyonlarca örnek var. Metrobüslerin kapasitesinin üzerinde çalıştığı ve koşullarının gün geçtikçe arttığını hemen herkes biliyor.

Zaten rakamlar da ortada. Aynı hat ve benzer sayıdaki araç sayısına karşın metrobüsle taşınan yolcu sayısı geçen yıl 22 milyon arttı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği rakamlara göre günlük yolcu sayısı 1 yılda yüzde 8.6 artışla 696 binden 756 bine ulaştı.

Metrobüs

Aşırı yoğunluk nedeniyle artık metrobüs hattında kazalar da artıyor, bazen uzayan kuyruklar nedeniyle araçlara binemeyenler isyan çıkartıp yolları kesiyor.

Metrobüs

İstanbul’un ana taşıma koridorunu oluşturan metrobüsteki bu eziyete rağmen ana konumuz bu değil. Zaten İstanbullular sadece metrobüs değil diğer tüm toplu taşıma araçlarında benzer bir çileyi çekiyor. Kendi otomobili olan da trafik yoğunluğu nedeniyle toplu taşımayı kullananlara göre daha az eziyet yaşıyor da değil.

Değinmek istediğimiz konu, hemen her fırsatta ‘Ama yol yaptı’ sözleriyle savunulan AKP’nin ulaştırma politikalarının vatandaşların yaşam kalitesi ve gelir seviyesini düşürüyor oluşu. Bunun için de bazı rakamlar vereceğiz.

Yazının girişindeki Mert Hürel örneğinden yola çıkalım. Kendisi ayda 25 gün çalıştığını maaşının asgari ücret, yani 1600 TL olduğunu söylüyor. İşe gidip gelirken 2 defa minibüse bindiğini ve bunun için her gün 4.3 TL ödediğini, ayrıca aylık 205 TL ücret verip Mavi Kart aldığını belirtiyor.

Buna göre Hürel’in işe gidip gelmek için aylık ulaştırma masrafı 312.5 TL tutuyor. Yani maaşının yüzde 19.5’ini sırf işe gidip gelmek için harcıyor. Dünya örneklerine bakarsak Türkiye asgari ücretlinin ulaştırma giderlerinin yüksekliği açısından ikinci ülke konumunda.

İlk sırayı yüzde 23’le Brezilya alırken, Çin’de bir asgari ücretli maaşının yüzde 10’u, ABD’de yüzde 7.7’si, Yunanistan’da ise yüzde 4.8’i kadar ulaştırma gideri yapıyor. AB ülkelerinde oran yüzde 5’in altında.

Diğer taraftan rakamlara daha genel çerçeveden bakarsak AKP iktidarı döneminde ulaştırma harcamalarının inanılmaz boyutta arttığı ve İstanbul genelinde artık vatandaşların gıda giderlerini bile aştığını gösteriyor. TÜİK’in hane halkı harcama anketi bunun en büyük ispatı olarak karşımıza çıkıyor:

 

metrobüs

 

Tablodan da görüldüğü üzere ortalama bir İstanbullu 2009 yılında harcamalarının yüzde 18.9’unu gıda, yüzde 33.8’ini kira ve yüzde 11.9’unu ulaştırma için yapıyor. 2016’ya gelindiğinde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 15.6, yüzde 30.4 ve yüzde 16.2 olarak belirleniyor.

TÜİK 2017 rakamını bu yılın Kasım ayında açıklayacak. Ancak ulaştırmadaki yıllık fiyat artışının yüzde 18.24’le en fazla artan ana harcama grubu olduğunu düşünürsek, yol masraflarının toplam harcamalar içindeki payının geçen yıl da arttığını söylemek mümkün. Bu rakamlar aynı zamanda Türkiye’nin dörtte birine yakının yaşadığı en büyük kentinde insanların yol masraflarını karşılamak için mutfak ve gıda harcamasından kestiğinin de ispatı.

Öte yandan sorun sadece İstanbulla sınırlı değil. Türkiye geneline bakıldığında da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. AKP’nin iktidar koltuğuna oturduğu 2003 yılında ortalama bir Türk vatandaşı gelirinin yüzde 27.5’ini gıdaya harcarken, ulaştırma giderlerinin payı sadece yüzde 9.8’di. 2016’ya gelindiğinde gıda harcamalarının yüzde 19.5’e gerilediğini, buna karşın ulaştırma masraflarının geliri içindeki payının ikiye katlanıp yüzde 18.5’e ulaştığını görüyoruz.

 

metrobüs


Peki ulaştırma harcamaları neden bu kadar artıyor ve özellikle dar gelirlilerin sofrasından gün geçtikçe daha fazla çalıyor. Kuşkusuz bunda yüksek akaryakıt fiyatlarının etkisi büyük. Türkiye yüksek vergiler nedeniyle dünyanın en pahalı akaryakıt kullanan ülkeleri arasında yer alıyor.

İktidar akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinin dünya fiyatlarından kaynaklı olduğunu söylese de, petrol fiyatlarının 2016’da, 2013’teki seviyesinin yarısına inmesine karşın ulaştırma masraflarının harcamalar içindeki payını artmayı sürdürdüğünü görüyoruz. Dolayısıyla iktidarın bu söylemi doğru olmuyor.

metrobüs

Ancak akaryakıt fiyatlarındaki artışın da ulaştırma giderlerindeki yükselişi tek başına açıkladığı söylenemez. Geriye son yıllarda başta İstanbul olmak üzere paralı otoyollar, tüp geçitler, köprüler ve toplu taşımaya yapılan rekor zamların cebimizdeki deliği büyütmesi ihtimali kalıyor.

Son 3 yılda Boğaziçi köprüleri ve otoyollara yapılan yüzde 157, mavi kart ücretlerine yapılan yüzde 32.5’lik zam ulaştırma harcamalarımızın şişmense neden oluyor. Tabii bu zamlarda yandaş müteahhitlere aşırı pahalıya yaptırılan projelerin ne kadar etkili olduğunun değerlendirmesini okuyuculara bırakmak gerekiyor.