May 12 2018

Türkiye'de eğitim: Çok üniversite bol işsiz

AKP iktidar olduğu 2002 yılından bu yana en çok eğitim sistemine müdahale etti. En fazla bakanın değişti de bu alanda oldu ancak Türkiye’de eğitim durumu hala içler acısı. Üniversite sayısı da bölünme yasasıyla 200’ü geçti. Kurum sayısı fazlalaşıyor ancak eğitim kalitesi konusu hiç gündeme gelmiyor.

Türkiye’de üniversite camiasından gelen tepkilere ve direnişlere rağmen 16 üniversite bölündü. 16 yeni üniversite kuruldu. Böylece devlet üniversitesi sayısı 128’e, özel üniversite sayısı ise 78’e çıktı. Halen yükseköğretim kurumlarında yaklaşık 8 milyon öğrenci öğrenim görüyor.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, eğitimde kalite artışından söz etmek ise pek mümkün değil. Türkiye’de üniversiteli işsiz oranı da her geçen yıl yükseliyor. Üniversite eğitimi almış gençler arasında işsizlik oranı yüzde 32.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “Üniversitelerin bölünmesi ile nitelik artışı arasında hükümetin iddia ettiği biçimde bir ilişki yok’’ diyor. Aydoğan, Hükümetin , “nitelik’’ değil, “kalite’’ kavramını kullandığına dikkat çekiyor ve şöyle devam etti:

“Halbuki kalite kavramı müşteri memnuniyetini ifade eder, nitelik ise bir kamu hizmetinin tüm aşamalarında hizmetin gereklerine uygunluğu ifade eder. Dolayısıyla bu düzenlemeyle kalite artışı değil, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi örneğinde olduğu gibi Türkiye’nin en nitelikli eğitim veren kurumlarının köklerinden koparılması söz konusu. Şayet hükümetin derdi yükseköğretimde nitelik artışı sağlamak olsaydı, tabela üniversitelerinin sayısını artırmayı değil, üniversitelerin fiziki ve sosyal altyapısını geliştirmeyi hedefler; akademik özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırırdı. Bu nedenle hükümetin asıl amacı niteliği değil, üniversitelerdeki kontrolü, baskıyı ve ticari ilişkileri artırmak ve kendisine itaat eden üniversiteler yaratmaktır’’.

CHP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar da  üniversitelerin bölünmesi ile kurum sayısının 200’ü aştığına dikkat çekiyor ve bunun büyük olasılıkla kontenjan artışı da getireceğini ifade ediyor. Prof. Şenatalar, “Olağanüstü hal kararnameleri ile rektör atamaları tamamen cumhurbaşkanına bırakıldıktan ve binlerce akademisyen bir savunma bile alınmadan atıldıktan veya emekli olmaya zorlandıktan sonra, üniversiteleri bölseniz de, bölmeseniz de, bugün ülkemizde gerçek bir üniversite ortamı olduğunu iddia etmek olanağı yoktur.”