Vedat Milor: Sanıldığı gibi zengin değilim, hesabı kendim öderim

Vedat Milor. Yeme-içme dünyasının Türkiye'deki otoritelerinden biri. Soğanlı-soğansız menemen tartışmasının ardından tam bir sosyal medya fenomenine dönüştü.

Sosyolog kimliği ile yaptığı yorumlar, yemek kültürüne dair yorum ve yazılarla birleşince ortaya hayli lezzetli işler çıkıyor.

Hürriyet Kelebek'ten Hakan Gence'nin Milor ile röportajında dikkat çeken unsurlardan biri, Milor'un sanıldığı kadar zengin olmadığını açıkladığı bölüm. Mütevazı bir hayat yaşadığını söyleyen Milor, bankada sadece 29 bin TL'si olduğunu, lüks bir evde yaşamadığını, arabasının 11 yıllık olduğunu ve Burgazada'daki evinin de annesinden kaldığını anlatıyor.

Gittiği restoranlarda hesabı kendisinin ödediğini de anlatan Milor, etik kaygıların kendisi için önemli olduğuna değiniyor.

Kendini gurme olarak görmediğini ifade eden Milor, sosyal entelektüel tanımını daha doğru buluyor.

Twitter'ı geç keşfetmesiyle ilgili soruya, Milor şu yanıtı veriyor:

"Normal. Ben her şeyi geç keşfeden biriyim çünkü popüler kültürden uzak yaşıyorum. Kendi dünyamdan çıkıp olayları anlamam için zaman gerekiyor. Twitter’la tanışmamın en önemli nedenlerinden biri kızım. O büyüdükçe bunları keşfedip bana gösteriyor."

Sosyal medyada yeni bir anket yapsa neyi soracağıyla ilgili Milor, "Bir kızla ilk çıktığınızda hesabı kim ödemeli? Gençler ne düşünüyor, merak ediyorum" diyor.

Bu konudaki görüşünü ise, Milor şöyle açıklıyor:

"Bizim dönemimizde çıktığımız kızlar varlıklı ailelerden gelirdi ama hesap ödemezlerdi. Kızım 16 yaşında. Bir baba olarak onun, hesabın yarısını ödemesini isterim. Çünkü hepsini erkek verirse, kız üzerinde bir hak iddiası doğuyor."

Türkiye'yi 'Vasatistan' olarak tanımlayan Milor, bu terime, "Her şeyde taklitçilik, derine inememe, kalite arayışının olmaması, onun yerine göz boyamaya çalışmak, her konuya ciddi yaklaşmak yerine daha çok ‘mış’ gibi yaklaşmak demek. Bu hemen her alanda geçerli. İyi iş çıkaran az insan var. Vasat ülkemizde norm olmuş gibi" açıklamasını getiriyor ve durumun 'Bayağistan'a doğru gittiğine dikkat çekiyor. 

Milor maddi durumuyla ilgili de şunları söylüyor:

"En meşhur zamanımda kazancım yüzde 40 falan artmıştır. Sadece reklamlardan biraz kazandım. Onlar da oturduğum evin masraflarına gitti.
Bu işten zengin olunmaz mı o halde?
- Kesin olunur ama o insan ben değilim. Çünkü etik sorunlar ortaya çıkıyor. Benim kırmızı çizgilerim var. Lokantacılardan para almıyorum, kendi paramı ödüyorum.
Ama bir tweet’inizde, “Bir gün hesap almamak için kalbine bıçak saplayacağını söyleyen restoran sahibinden sonra hayatın bazen bir hesap ödemek için çok kısa olduğunu anladım” dediniz.
- Tamamen ironi yaptım. Her yerde paramı ödüyorum.
Nasıl geçiniyorsunuz?
- Geliri olan eşim. Mütevazı yaşıyoruz. 11 yıllık bir arabamız var. Evimiz pahalı bir ev değil. Burgazada’daki ev de annemden kaldı. Kazancımı tatillerde harcıyorum. Bunu yaparken hiçbir zaman beş yıldızlı bir otelde de kalmıyorum. Mesela Türkiye’de bankada 29 bin lira param var. "

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz