Kas 30 2017

‘Vergi kaçıranların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?'

 

'Vergi cennetleri' olarak nitelendirilen küçük ada devletlerinde açılan gizli hesaplarla Türkiye'de vergi ödemekten kaçınan siyasiler ve aileleriyle ilgili tartışma devam ediyor.

T24 köşe yazarı Oğuz Demiralp "Ekonomi ve namus" başlıklı yazısında Türkiye’nin gündemine oturmuş vergi kaçırma ve rüşvet suçlamalarına paralel olarak namus kelimesinin Türkiye’nin milli ahlak anlayışındaki yerini inceliyor.

Bunu yaparken namusun ekonomideki yerine de değinen Demiralp, namus kavramının -- her ne kadar da Türkiye’deki ahlak anlayışının merkezinde olsa da -- Yunanca bir kelime olan ‘’nomos’’ dan geldiğinin altını çiziyor.

Kelimenin anlamı Yunanca’da kaba olarak, töre, yasa ve düzen anlamına gelirken, namus anlayışının Müslümanlar tarafından günlük hayata entegre edilmekten de öte, ana bir referans olageldiğini anlatıyor Demiralp.

Yazar, namus kavramının Türkiye’de daha çok kadın-erkek ilişkileri bağlamında kullanıldığına dair bir intiba olsa da, kavramın çok daha geniş alanları kapsayan bir ifade olduğuna vurgu yapıyor.

Bu alan ise,  Demiralp’e göre dürüstlük, doğruluk ve hileye baş vurmamak gibi prensip ve davranış biçimlerini içerir, hatta namus hukukun da ötesinde geçen bir kavramdır.

Demiralp’e göre namus kelimesinin ekonomiye bakan yüzü ise şöyle: namusun ekonomiye ilişkin sözcüğü Yunanca’da ‘’Oikos’’tur’ ve bu kelimeye kabaca ‘’evin namusu’’ diyebiliriz. 

Yazar ekonominin namusundan bahsetmenin gülünç gelebileceğini kabul ederken şunu hatırlatıyor: bütün ekonomik aktörler kimsenin hakkını çiğnemeden adil olan kurallara uyarsa -- mesela devletten vergi kaçırmazlarsa -- ekonomi o kadar etkili işler. Demiralp bu noktada ‘’Vergi namustur,’’ düsturunu hatırlatıp bir çok ülkenin baş belası haline gelmiş vergi kaçırma faaliyetinin altını çiziyor.

Türkiye’nin de son zamanlarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği üzere vergi kaçırma ile başı belada görünmekte ve Demiralp vergi kaçırmanın etik bir uygulama olmadığına dair herkesin hemfikirken, bu doğrultuda yasaların henüz çalışma aşamasında olduğuna değiniyor.

Demiralp’in okurlara yönelttiği soru şu: Bu konuda yasalar çıkmadan önce bu tür yollara baş vuranların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?