'ABD ile Türkiye arasındaki sorunlu ilişkilerde tren raydan çıktı'

National Review'de Matthew RJ Brodsky imzasıyla yayınlanan makalede Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerilim ve yaptırım krizine yer veriliyor. Yazıda, Türkiye'nin Erdoğan liderliğinde "Müslüman Kardeşleri model alan ve Osmanlı İmparatorluğunu yeniden yaratmak gibi emperyalist emelleri olan, revizyonist bir güce dönüştüğü" ifade ediliyor:

Bu hafta, Amerika Türkiye arasındaki sorunlu ilişkilerin çatlamaya başladığına ilişkin ilk belirtiler ortaya çıktı.

Atalet, Türkiye-Amerika arasındaki sorunlu ilişkileri, peş peşe gelen farklı yönetimler boyunca yerli yerinde tutmuş olsa da, tren nihayet raydan çıktı.Trump yönetimi Türkiye’nin Amerikalı bir rahibi ev hapsinde tutmaya devam etmesine tepki olarak iki bakana yaptırım uygulamaya daha yeni karar vermiş olmasaydı da, bunun olacağı vardı ve oldu.

2019 yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Kanunu’nun (USYK) geçen hafta Temsilciler Meclisinden geçen ve Ağustos ayında Senato’da oylanacak olan son hali, aslında bir NATO müttefiki olan ama son on yılda giderek dostumsu bir düşmana dönüşen Türkiye’yi hedef alan bir dizi düzenleme içeriyor.

Mesele Türkiye’nin iki silah sistemini aynı anda almayı planlıyor olması ki, bu planın Amerika ve onun en sadık müttefikleri açısından uzun vadeli stratejik etkileri var. USYK’nın Senatodaki versiyonunda Türkiye’nin Rus S-400 silah sistemlerinin alımını tamamlaması halinde, bu ülkeye yaptırım uygulanmasını öngören bir düzenleme var.

Başka bir düzenlemede ise Türkiye’nin F-35 Şimşek II programından çıkarılması ve böylece Türkiye’nin bu son model Amerikan yapımı ortak saldırı uçağını edinmekten fiilen alıkonulması için, Pentangon’dan Kongre’ye bir plan sunması isteniyor.

USYK’nın Temsilciler meclisindeki versiyonunda ise, Pentagon bu iki ülke arasındaki giderek daha da kötüleşen gerilimi analiz edene dek, Türkiye’ye tüm silah satışlarının durdurulması öngörülüyor.

Türkiye’nin hem F-35’i hem de S-400’ü alma arzusu sadece Washington’da değil, onun ötesinde de alarm çanlarının çalmasına neden oldu, zira bu iki silah sistemi iki şiddetli rakip tarafından birbirlerine karşı koymak amacıyla tasarlandı.

5. kuşak hayalet avcı uçağı F-35’ler, bazı eleştirenler olsa da, genellikle dünyanın en iyi çok fonksiyonlu savaş uçağı olarak görülüyorlar. Öteki köşede ise Rus yapımı S-400’ler halen kullanımda olan en gelişmiş hava savunma sistemleri. Amerika’nın ve F-35’leri uçuranlar da dahil olmak üzere onun müttefiklerinin hava kabiliyetlerini epeyce zorlayabilirler.

Mesele sadece Türkiye’nin Rusya’dan yerden havaya bir füze sistemi satın alması değil. Ankara’nın reddettiği Patriot sisteminden farklı olarak S-400 NATO’nun askeri mimarisine entegre edilemiyor. Türkiye her iki sistemi de birlikte kullanarak, her ikisinin de kısıtlarını ve avantajlarını test edebilir ve bu bilgiyi paylaşabilir. Bu, Türkiye’nin NATO yerine Moskova’da ve Tahran’da bulduğu yeni dostlarıyla paylaşabileceği değerli bir istihbarat.

Sonuç olarak S-400’ler optimize edilebilir ve Amerika’nın son model avcı uçağının nasıl işletildiğine ilişkin daha derin bir anlayışla, uçakları daha da uzaktan saptar hale getirilebilirler.

Bu sadece teorik bir sorun da değil. Bu sorun, doğusunda, Amerika’nın IŞİD’le çatıştığı, ortasında İsrail’in İran’la ilgili kırmızı çizgilerini korumak için çaba sarfettiği ve batısında da Rusya ve Esad güçlerinin giriştiği hava saldırılarının, İran’ın sık sık havadan indirdiği savaşçılar ve askeri malzemelerle aman vermeden sürdüğü Suriye’deki askeri harekatlarla ilgili çok acil bir endişe kaynağı.

Böylesi koşullarda  havada ne türden bir varlık gösterdiğiniz ve hava savunma sistemlerinizin ne olduğu herhangi bir askeri misyonun başarısı için belirleyici olabilir.

Mesela F-35’ler. İsrail bu uçakları yaşlanmakta olan F-15 ve F-16 avcı jetlerini bir üst modele taşımak amacıyla satın aldı. Israil Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral Amikam Norkin, Mayıs ayında, bu uçakların Ortadoğu’da iki hava saldırısında kullanılmış olduğunu açıkladı. Bu sayede İsrail, F-35’leri savaşta kullanan ilk ülke ünvanını aldı. İsrail, 1979 yılında, F-15’leri de savaşta kullanan ilk ülke olmuştu.

Ancak İsrail hava üstünlüğü için Suriye’de F-35’lere bel bağlamışken, Rusya sahildeki Hmeymim Hava Üssü’nü korumak için S-400 sistemini konuşlandırdı. Rusya uçağı olmayan terör örgütlerine karşı harekat yapıyorsa, dünya çapındaki bu hava savunmas sistemini neden getirmiş olabilir ki? Cevap Türkiye’de.

Rusya 2015 yılında, kararlı bir şekilde Suriye savaşına girdikten bir kaç ay sonra, bir Türk F-16’sı bir Rus Su-24’ünü düşürdü. Rusya’nın çözümü, zaten yeterince güçlü olan S-300’lere ilaveten S-400’leri de konuşlandırmak oldu. Bunların her ikisi de İsrail’in “oyun değiştiren” diye tanımladığı cinsten silah sistemleri ama bunlar Esad veya İran güçleri tarafından değil, Rusya tarafından işletildikleri için İsrail kırmızı çizgileri ve aktif çakışma hatları ile ilgili olarak bir ortak anlayışa varmak amacıyla Rusya ile çalışmak zorunda kaldı.

İsrail Hava Kuvvetlerinin önemli bir önceliği bu sistemlerin İran’a veya İsrail’in Suriye’deki ve Lübnandaki düşmanlarına transfer edilmesini engellemek ve İsrail bazı tahminlere göre bu amaca yönelik olarak yüzden fazla tek seferlik hava saldırısı düzenledi.

Suriye’deki sıkışık alanda gerçekleşen bu askeri dansa, son dönemde, ilgili tüm tarafların Putin’e bir yol açmaya çalıştığı, yoğun bir diplomasi trafiği de eşlik ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rus liderle Temmuz ayı sonlarında, geçen yıl oluşturdukları dört gerilimi düşürme bölgesinden sonuncusunu da ihlal etmeye hazırlandıkları sırada, gelerek işbirliklerini artırmak amacıyla, Güney Afrika’da bir araya geldi.

Başkan Trump ile Başkan Putin’in Helsinki zirvesinde Suriye’yi tartışmalarından bir kaç gün önce de İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Putin’le bir kez daha buluşarak ona İran’ı Suriye’den çıkartmanın neden gerekli olduğunu anlatmaya çalıştı. Eğer bu mümkün olmazsa, ki olmaması daha büyük ihtimal, İsrail en azından İran’a saldırırken Rusya’nın ve S-400’lerin sahada olmayacağını umuyor.

İsrail açısından bu ideal bir durum olmasa da, Suriye’deki bu hassas denge, askeri açıdan Yahudi devletinin işine geliyor. Meseal İsrail 22 Temmuz günü, Rus S-400’lerinin 8 Km uzağında, Masyaf’ın Kuzeyindeki bir askeri tesisi vurdu. Rusya’nın gıkı çıkmadı.

Onun yerine bugünlerde en saldırgan ses Ankara’dan çıkıyor. Erdoğan geçenlerde İran’a karşı yaptırımlara uymasını isteyen Amerika’nın suratına kapıyı çarptı. Zira Tahran rejimini Türkiye’nin “stratejik ortağı”  olarak görüyordu.

Nitekim Erdoğan Tahran’dan, batılı rehinelerin pazarlık unsuru olarak nasıl kullanılabileceği gibi bir kaç tüyo da aldı. Evanjelik Presbiteryen rahip Andrew Branson Türkiye’de, rejimin gazetecilere, akademisyenlere ve Hristiyan azınlıklara karşı giriştiği baskı kampanyası sırasında, 2016 yılında tutuklanarak hapse atılmıştı. Geçen çarşamba günü ev hapsine alındı, ama Erdoğan onun serbest bırakılmasına izin vermedi.

Öykünün bir diğer ayrıntısı hafta sonu ortaya çıktı. Başkan Trump, rahibin serbest bırakılması karşılığında yapılan bir pazarlık kapsamında Başbakan Netanyahu’dan Temmuz başlarında terörizmle bağlantılı bir suçtan gözaltına alınan bir Türkiye vatandaşını serbest bırakmasını istedi. Netanyahu bu isteği ertesi gün yerine getirdi, ancak Erdoğan pazarlıkta kendi üstüne düşeni yapmadı ve Trump yönetimi yaptırım uygulama kararı aldı.

Türkiye Devleti, Erdoğan’ın liderliğinde, Müslüman Kardeşleri model alan ve Osmanlı İmparatorluğunu yeniden yaratmak gibi emperyalist emelleri olan, revizyonist bir güce dönüştü. Bu anlamda Avrupa’nın haritasını yeni baştan çizmek isteyen Putin’e daha çok benziyor.

Erdoğan tercihleri konusunda hiç de incelikli değil. Amerikanın müttefiklerinin zayıflıklarından yararlanmak için hiç bir fırsatı kaçırmıyor. Dolayısıyla mesele sadece F-35’ler ile S-400’lerin aynı hangara parketmesinden ibaret değil. Erdoğan’ın NATO’nun temel değerlerinden uzaklaşması, vahşi bir otoriteryenizme tam hız koşma halini aldı.

Dolayısıyla Amerika Türkiye ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesinin vakti geldi de geçiyor bile. Türkiye Rusya ve İran’la kurduğu geçici ittifaklara NATO ve Amerika ile ilişkilerine kıyasla öncelik vermeye devam ettiği sürece, Amerika’nın onunla ilişkilerini düşürmesi gerekir. Bu da F-35’lerin görünür gelecekte masadan geri çekilmesi ve Türkiye’nin S-400 alımıyla ilgili başka yaptırımların da uygulanması anlamına gelir.

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.