Eyl 26 2018

Bloomberg: Türkiye ABD’li rahibin ardından Mormonları hedef alabilir

Bloomberg haber sitesinde Marc Champion ve Cagan Koc imzasıyla yayınlanan haberde evanjelik Rahip Andrew Brunson’a yönelik iddianamede Mormonlara dair suçlamalara dikkat çekiliyor ve Brunson’un serbest kalması halinde dahi Mormonların tehdit altında olabileceği, bunun ABD-Türkiye ilişkilerindeki gerginliğin devamına neden olacağı iddia ediliyor.

Yazıda iddianamenin dayandığı komplo teorisi sorgulanırken, suçlamalara konu olan bazı isimlerin de görüşlerine yer veriliyor:

Dünyanın en fevri iki başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki ihtilafın merkezinde yer alan Brunson davası jeopolitik önem kazandı. Erdoğan geçen ay ABD’de yaptığı bir konuşmada “81 milyonluk bir ülkeyi terör gruplarıyla bağlantısı olan bir rahip için mi feda edeceksiniz?” diye gürledi.

Batıyla ilişkileri kopararak ülkesini “yeni pazarlara, yeni ortaklıklara ve yeni ittifaklara” çevirme tehdidini savurdu.

Ancak rahip serbest kalsa dahi ABD-Türkiye ilişkilerine yönelik tehdit devam edecek. Brunson davasındaki karmaşık komplo iddiasında büyük bir yer tutan Türkiye’deki Mormonlar da aynı şekilde tehdit altında kalacak.

Rahip aslında ikili ilişkilerde yıllardır yaşanan bozulmanın sadece bir semptomu. Başarısız darbe girişiminden bu yana ABD elçilik çalışanı iki Türk tutuklandı, bir Türk-Amerikalı da hapis cezası aldı. Mart ayında New York’taki bir mahkeme İran’ın ABD yaptırımlarından kaçınmasına yardım ettiği iddiasıyla Bir Türk bankacıyı hapse attı.

Devlet bankasına para cezası kesilmesi de bekleniyor. Bu arada Kongre, Rusya’dan füze hava savunma sistemi almayı planlayan Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit ediyor. İki sözde müttefik ülke Suriye’deki Kürt savaşçıları silahlandırmak ya da yok etmek konusunda da anlaşamıyor. Son olarak Erdoğan çöken ülke ekonomisinin sorumluğunu ABD’nin başını çektiği bir “ekonomik savaşa” yıkmaya çalıştı.

Bu koşullarda Türk yargısının daha da fazla yabancı komplolar gündeme getirmesi muhtemel. Brunson’un avukatı Cem Halavurt’a göre Brunson serbest kalsa da “dava sonlanmayacak zira, o kadar çok suçlama var ki, bence diğer dini gruplara yönelik de bir operasyon başlatacaklar.”

Mayıs’ta hazırlanan iddianame, 2013’ten bu yana Erdoğan’a karşı düzenlendiği iddia edilen üç darbe girişimiyle Brunson arasında bağlantı kuruyor.

Brunson aleyhindeki başlıca tanığın çarpıcı iddiaları var: örneğin, Mormonların başını çektiği ama CIA, FBI ve Ulusal Güvenlik Ajansı’nın da dahil olduğu Hristiyan kiliselerin şemsiye örgütünün ABD’li Hristiyan misyonerlerin tümünün atamalarını kontrol ettiği; sahada birbirlerini gizli bir el sıkma yöntemiyle tanıdıkları, Türkiye’deki askeri liselere dil öğretmeni olarak sızmak için gönderilen LDS üyelerinin bir parmaklarının eksik olduğu; ya da evanjelikleri ve Mormonları Türkiye’ye çeken şeyin İsrail’in 13. kayıp kabilesi Kürtleri birleştirerek İncil’deki dünyanın sonu kehanetlerini gerçekleştirmek arzusu olduğu.

İddianamede adı geçen İstanbul’daki LDS kilisesinin üyelerinden Murat Çakır “bunlar çılgınca” diyor. ABD’nin Savunma Bakanlığına göre 2009 sayısı 1,4 milyon olan Amerika’nın muvazzaf askeri personeli içinde Mormon olanların sayısı sadece 18,000’di (yüzde 1,3).

Geçmişte İzmir’deki aynı kilisede vaaz vermiş olan Erich Wiegler ise çoğu evanjelik bu kehanetlere inansa da Brunson’un onlardan biri olmadığını, İncil’in söz konusu bölümlerini mecazi olarak gördüğünü söylerken, iddianamede kendisi için geçen istihbarat ajanı olduğu iddiasını da reddediyor.

İddianamede savcılığın bir espiyonaj faaliyeti olarak değerlendirdiği Türkiye çapındaki benzin istasyonlarının listesinin çıkarılması konusunun ise aslında LDS ekibinin İngiltereli bir veri toplama şirketi için yürüttüğü bir çalışma olduğu belirtiliyor.

Söz konusu Kalibrate Technologies Ltd. isimli firma 2004 yılında LDS’nin bir tercümanını bu amaçla işe aldıklarını, aynı işi başka pek çok ülkede de yaptıklarını, şirketin söz konusu verileri enerji firmalarına ve otomobiller için navigasyon sistemleri üreten firmalara sattığını Bloomberg’e yolladığı bir mektupta belirtmiş.

Brunson’un avukatları Brunson’un işbirliği yapmakla suçlandığı kişilerle hiçbir ilişkisinin olmadığını kanıtlamaya yoğunlaştıklarından, onların işlediği iddia edilen fiillere tek tek itiraz etmemelerinin sonucunda iddianamenin büyük kısmını oluşturan LDS cemaatine yönelik suçlamalar cevapsız kalmış durumda. Çakır, savcıların davanın toplum nezdine yarattığı güvensizlikten faydalanarak kiliseye yönelik bir kampanyaya girişmelerinden korkuyor.

Muhabirlerin yorum taleplerine savcılıktan yanıt gelmezken, Brunson ve eşi ise avukatları aracılığıyla yorum yapmayı reddettiler. Muhabirlerin görüştüğü bazı mahalleliler haklarında olumlu yorumlar yapsa da, özellikle Kürt mültecilerle çalıştığı ve Suriyeli bir Kürt olan vaftiz oğlu da Suriye’de ABD’yle birlikte savaşan Kürt milisleri açıkça desteklediği için Türklerin çoğunun Brunson’un suçluluğuna ikna olduğu yorumunu yapıyorlar.

Brunson yaklaşık iki yılı hapiste veya ev hapsinde geçirdi. Davası, 2016 darbe girişimiyle bağlantılı 276 kişinin suçlandığı başka bir dava için eski bir hapishanenin basketbol sahasından çevrilmiş bir mahkeme salonunda görülüyor.

Rahip sahanın sanıklara ayrılan geniş bölümünde, boş sıraların arasında yapayalnız duruyor; daha çok kendisine yöneltilen suçlamalara dair delil olmadığını söylemek, eşine mesaj vermek ve evine gitme isteğini belirtmek için sesi çıkıyor.

“Bana 1980’lerde askeri cuntanın yaptırdığı mahkeme salonlarını hatırlatıyor” diyen avukatı Halavurt ise yargıçlardan o kadar uzakta oturuyor ki savcılığın iddialarına itiraz için izin isterken bir düğmeye basması gerekiyor. “İçeri girdiğiniz anda, size burada adalet olmadığını söylüyor”.