Zülfikar Doğan
May 29 2019

Yargı Reformu’nda gözler Erdoğan’da: Cezaevleri boşalacak mı?

Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin normalleştirilmesi, vize serbestisi sürecinin hayata geçirilmesi ve yargı bağımsızlığı ile tarafsızlığı konusunda içerideki tartışmaların yanı sıra uluslararası alanda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin artmasıyla gündeme gelen yeni yargı reformu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanacak.

Geçtiğimiz Temmuz ayında kurulan Erdoğan kabinesinde, Adalet, İçişleri, Hazine ve Maliye Bakanlarının katılımıyla oluşturulan Reform Çalışma Grubu’nun tamamladığı ilk çalışma “Yargı Reformu Strateji Belgesi” oldu.

Beştepe’deki tanıtım toplantısında, dokuz başlık halinde ve 65 maddede yargı alanında atılacak adımları içeren strateji belgesi kamuoyuna ve dünyaya ilan edilecek.

Erdoğan, yargı reformu ile ilgili yol haritasını açıklayacağı toplantı için yüksek yargı kurumlarının başkanlarını,  Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu ve 81 ilin baro başkanlarını toplantıya davet etti. Ayrıca AB ülkelerinin Ankara’daki temsilcileriyle üniversitelerin Hukuk Fakültelerinin dekanları ve öğretim üyelerinin de reform belgesi tanıtım toplantısına katılmaları bekleniyor.

24 Haziran seçimleri öncesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen genel af tartışmaları nedeniyle, Erdoğan’ın düzenlemelerle ilgili açıklamaları, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler tarafından da merak ediliyor.

Ankara siyasi kulislerinde özellikle “denetimli serbestlik” konusunda, kapsamın genişletilmesi yönünde atılacak yeni adımların ve bunların süratle TBMM’ye getirilerek yasalaştırılmasının ardından, geniş kapsamlı ve genel af niteliğinde olmasa da “örtülü ve kısmi bir affın” strateji belgesinde yer alacağı beklentisi güçlü şekilde dillendiriliyor.

Erdoğan’ın açıklayacağı yol haritası, Türkiye’nin AB, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ile ilişkilerinde de kritik bir köşe taşı olacak.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin açıklanmasından 24 saat önce Avrupa Komisyonu 2019 Türkiye Raporu’nu açıkladı. Açıklamada basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, tutuklanan akademisyenler, gazeteciler, KHK ile ihraç edilenler vb. pek çok alanda, yoğun eleştiriler yer alırken, yargı konusunda ise oldukça sert tepkiler ve tespitler dile getirildi.

Raporda, Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusunda ciddi bir gerileme yaşandığı, bunun nedeninin yeni anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte, güçler ayrılığının zayıflaması, yargı üzerindeki siyasi iktidar vesayetinin belirgin hale gelmesi olduğu belirtildi.

Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasının 18 Temmuz 2018’de kaldırılmasına karşılık, yapılan yasa değişikliğiyle OHAL’in üç yıl süreyle kalıcı hale getirildiği vurgulanan raporda, OHAL ve KHK mağdurları için, OHAL komisyonu dışında bir hak arama yolunun kalmadığı kaydedildi.

Bazı insan hakları aktivistleri, muhalif bilinen aydın, yazar ve akademisyenler için lehte verilen yargı kararlarının, diğer mahkemelerde ya da itiraz üzerine aynı mahkeme tarafından bozulduğu, adil yargılamanın yaralandığı belirtildi. Çok sayıda davada uzun tutukluluk sürelerine rağmen hâlâ iddianame hazırlanmamış olması da bir diğer eleştiri konusu olarak raporda yer aldı.

Dolayısıyla, Avrupa’dan sıcağı sıcağına gelen bu eleştiri ve uyarılar sonrasında, Erdoğan’ın açıklayacağı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bu beklentileri ne ölçüde karşılayacağı daha da önem kazanmış durumda.  

Türkiye ile AB arasında tam üyelik ve “vize serbestisi” müzakereleri,  özellikle Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve yasadaki ‘terör’ tanımının da aralarında yer aldığı altı kriterin yerine getirilmediği gerekçesiyle kesilmiş durumda. AB, Terörle Mücadele Kanunu’nda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ve Türk Ceza Kanunu’nda cezalandırma ve tutuklamayla ilgili ilave değişiklikler talep ediyor.

Terör propagandası suçunun kapsamının çok geniş tutulması, düşünce ve ifade özgürlüğüyle iç içe geçirilmiş olması, düşünce açıklamanın, yazı ve yorum yapmanın da terör suçu sayılmasıyla cezaevlerinde binlerce tutuklu, hükümlü bulunması en yoğun eleştiri alan konuların başında geliyor.

HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda HDP’li eski vekil, parti üyesi, parti örgütü yöneticisi “terör örgütü propagandası” iddiasıyla açılan davalardan yargılanıyor ya da mahkûmiyet cezasına çarptırılarak, cezaları istinaf mahkemelerince onaylanarak kesinleşmiş bulunuyor.  

Son olarak “Bu suça ortak olmayacağız”  bildirisine imza atan Barış Akademisyenleri’nden Prof. Füsun Üstel terör propagandası suçlamasıyla aldığı mahkûmiyet cezasının kesinleşmesiyle, cezaevine girdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) yönetim kurulu üyeleri de Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı öncesinde yayınladıkları savaş karşıtı bildiriden ötürü haklarında açılan davada, terör propagandası, teröre destek vb. suçlamalarıyla, çeşitli sürelerde hapis cezalarına çarptırıldılar.

O nedenle, açıklanacak Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde, AB kriterlerinde geçen ‘terör’ tanımına ilişkin yapılacak düzenlemeler en çok merak edilenler arasında.  

Siyasi kulislerde, TMY’de terör tanımı ve terör propagandası konusunda yapılacak düzenlemenin, terörle mücadelede “yazılı, görsel, sesli araçlarla düşünce açıklama ve ifade özgürlüğü”nün kapsamını genişleten bir değişikliği içereceği, halen açılmış, yargılaması süren ya da hükme bağlanarak, istinaf ve temyiz aşamasında bulunan çok sayıda davanın bu yolla “düşürüleceği” kaydediliyor.

Hafta sonu başlayacak dokuz günlük bayram tatili nedeniyle, 23 Haziran’daki İstanbul seçiminden önce yasalaştırılması mümkün görünmeyen bu değişikliklerin Erdoğan tarafından hayata geçirilecek ‘vaatler’ olarak açıklanmasıyla, Kürt seçmenin oyunun kazanılması hedefler arasında.

Diğer yandan reform belgesinde bir başka merak edilen konu, beş yıl ve altındaki hapis cezalarına Yargıtay’da temyiz yolunun kapalı olması. Mahkemelerin beş yılın altında verdikleri hapis cezaları için sadece istinaf mahkemelerine itiraz edilebiliyor ve onaylanırsa mahkûmiyet kesinleşiyor.

Cumhuriyet Gazetesi davasında daha önce tahliye edilen isimlerin bazıları, beş yılın altındaki hapis cezalarına yaptıkları itirazın reddedilmesiyle, tekrar cezaevine girdi. Selahattin Demirtaş da AİHM’den çıkan tahliye kararına rağmen, aynı gün istinaf mahkemesince onaylanan dört yıllık hapis cezasıyla ‘siyasi yasaklı’ konuma geldi.

Erdoğan’ın açıklayacağı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde beş yıl ve altındaki hapis cezası kararları için istinaf mahkemesi dışında alternatif itiraz yollarının açılması yönünde düzenlemelere yer verileceği belirtiliyor. Reform paketinde vaat edilen değişikliklerin bir bölümü, önümüzdeki günlerde torba yasa teklifi olarak TBMM’ye getirilerek 1 Temmuz’da Meclis tatile girmeden yasalaştırılacak.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.