Allah’ım aklımıza sahip çık

İnsanlar ölmeden, hapislerde, sürgünlerde sürünmeden yaşayabilseler aslında Türkiye çok eğlenceli bir yer.

Eğlencenin kökeni ise öyle çok canlı, çok renkli işler falan değil, devletin tepeleri.

Bugün iki örnek vereceğim, ülkem için neden çok eğlenceli bir ülke dediğim daha iyi anlaşılacak muhtemelen.

Bu iki örnekten birincisi bir Yargıtay kararı, ikincisi ise Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve hukuk profesörü Metin Feyzioğlu’nun barolar birliği ile söyledikleri yani o inanılmaz ifade.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararından başlayalım.

Kararı en başından beri aktarmıyorum, ilgilenen internetten bulabilir, Yargıtay 16. Ceza Dairesi önüne gelen bir dosya sonrası 15 Temmuz darbe girişiminin tiyatro olduğunun söylenmesinin suç olduğuna çünkü böyle bir ifadenin suçu övmek kapsamına gireceğine karar vermiş.

Hukukçu değilim, Yargıtay kararı üzerine hukuki bir değerlendirme yapmam söz konusu olamaz ama benim de aklıma takılan bir soru var mesela; şayet, 15 Temmuz akşam saatlerinde iddiaya göre 73 ilde (garnizonda) aynı saatlerde başlayan kalkışmayı Milli İstihbarat Teşkilatımız gerçekten aynı gün öğleden sonra Müsteşarlığa gelen bir binbaşıdan öğrendi ise durum biraz tuhaf demektir.

En azından bize söylenen gerçek (!) budur ama daha da tuhafı bu ilginç durum karşısında 16 Temmuz sabahı MİT Müsteşarının görevinden alınmamış olmasıdır.

Elimde bilgi, belge yok, bu nedenden tiyatro darbe ifadesini de kullanamam ama yukarıda söylediklerimi ülkemizde yaşayan ve basını izleyen herkes biliyor, bu durum da standart zekalı bendenizin bile tuhafına gidiyor.

Bilmem böyle bir istifham ifadem Yargıtay kararına göre suç mudur? 

Ancak, işin eğlendirici tarafı başka.

15 Temmuz’a tiyatro darbe demek suç olsun, darbeleri savunmak da, bir itirazım yok ama tutarlılık da herkes için hele devlet için gerekli.

12 Eylül darbesi de bir darbe, söz konusu Yargıtay kararına göre bir benzetme yöntemi ile 12 Eylül’ü savunmak da suç olmalı, değil mi? 

Bence de suç olmalı ama bu doğrultuda karar üretebilecek yüksek yargıya da hatırlatmak isterim ki, bu kararı ürettikleri ülke ve hukuk sisteminin anayasası 12 Eylül darbe Anayasası.

Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu bugün şöyle demiş: “Darbecilerin hiçbir zaman ülke yönetimlerinde yeri olmaması lazım”.

Darbeciler ülke yönetiminde olmasın ama darbe anayasası ile yönetilebilelim, öyle mi Sayın Çavuşoğlu.

Ne gırgır değil mi?

Gelin en baştan bir anayasa yapalım dendiğinde ise AKP “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti sistemine geçtik, gerisi önemli değil artık, atı alan Üsküdar’ı geçti” diye yanıt verebiliyor.

Burası gerçekten eğlenceli bir ülke.

Gelelim Metin Feyzioğlu’nun o dehşet açıklamasına.

Açıklama şöyle: “Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “Ben devletin menfaatlerini hukuk çerçevesinde korumakla görevli bir örgütün başkanıyım.”

Sayın Feyzioğlu’nun başkanı olduğu örgüt Türkiye Barolar Birliği.

Doğrudur, Barolar Birliği yargının savunma ayağıdır, savunmanın, avukatların haklarını savunmakla mükelleftir ama Barolar Birliğinin devletin menfaatlerini korumakla görevli olduğunu ilk kez Prof. Feyzioğlu’ndan duyuyoruz.

Yine doğrudur, her vatandaş, her kamu kurumu, her anayasal kurum anayasayı korumakla, ilerici anlamda yorumlamakla görevli olabilir ama Barolar ve devlet menfaati ilişkisini kurmakta çok zorlanıyorum.

Bu ifadenin bir idare hukuk profesörünün ağzından çıkmış olması açıklamayı, durumu daha da ilginç, hatta bir adım daha ileri gidebiliriz, daha eğlenceli kılıyor.

Yargı üç ayaklı bir kurum, yargıçlık, savunma ve savcılık kurumları ve adaletin bu üç ayağın bir dengesinden oluşması bekleniyor; şayet bu üç ayak da işe devletin menfaatini koruyacağız diye başlarlarsa “yandı gülüm keten helva”.

Görüyorsunuz, Türkiye çok ilginç ve eğlenceli bir ülke.

Bir de o korkunç olaylar yaşanmasa.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.