Avukatlar dertli: Emek sömürüsü yapılıyor

Türkiye’de savunma, baro başkanlarının Ankara’ya engellenen yürüyüşüyle konuşulsa da avukatların dertleri çeşitli. Artan avukat sayısı, düşük ücretler, emek sömürüsü ve şiddet vakaları, bu dertlerden yalnızca birkaçı…

Savunma, baroların seçim sistemi ve yapılanmasıyla ilgili getirilmek istenen yasal düzenlemeye karşı baro başkanlarının Ankara’ya yürüyüşü ile gündeme geldi. Ancak Türkiye’de avukatlar uzun süredir avukatlık mesleğini çevrelemiş çeşitli sorunlarla boğuşuyor. Peki, gerek yeni mezunlar gerekse halihazırda avukatlık yapanlar nasıl sıkıntılar yaşıyor?

DW'nin hazırladığı haberde avukatların yaşadığı sorunlar özetle şöyle aktarılıyor:

İsmini değiştirdiğimiz Melis, 24 yaşında. Üniversite 3. sınıftan beri stajyer olarak çalışıyor. 2019’da mezun olmuş. "Şimdiden çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" demesinin sebepleri var. Stajyer avukatlara yönelik ayrımcı tavırlar, stajyerlikle alakalı olmayan işlerin onlara yaptırılması, bu sebeplerden bazıları. Stajyer avukatlığı, sekreterliğe ve kuryeliğe benzetiyor. Ancak esas sitem ettiği bu da değil.

"Evrak götür, evrak getir… Mesleğin inceliklerini öğretmiyorlar çünkü kendilerine sakladıkları taktikleri var. Müvekkille görüştürmüyor çünkü potansiyel rakipsiniz. Görüşmeleri gizli dinlediğim bile oldu çünkü öğretmiyor ama öğrenmek istiyorum."

Mezunlar için stajın ilk altı ayında avukat yanında çalışmak kanunen yasak. Ancak bu yasağa uyanların çoğunlukta olduğunu söylemek mümkün değil. Mahkeme stajı sırasında hakim ve savcıların kendilerini istememesi sebebiyle "Haftada bir imzaya gelin" dediğini aktarıyor. "Stajyerler boş mu duracak? Avukatın düzenlediği belgeyle adliyede işlem yapıyoruz. Fark edildiği için başı yanan arkadaşlar var" diyor.

Meslekte genç kadın olmanın da ayrıca zorlukları var. "İcra dairelerindeki memurların taciz ettiğini görüyor, bir şey diyemiyorsunuz çünkü işinizi yaptırtmak durumdasınız" diyor. Melis, yeni mezunların staj bulmakta zorlanabildiğini de söylüyor. Bunun nedeni ise, bazı avukatlık ofislerinin tecrübe araması.

"Mezun olduğumuzda sıfırdan başlıyoruz ama tecrübe bekleniyor. "UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanmayı öğretemem' diyor. Ee, nasıl öğreneceğiz?"

Melis’e hak veren meslektaşları var. 2007 mezunu avukat Deniz Damla Eroğlu, avukatlık ruhsatını aldığında stajyer avukatların mesleği öğrenebildikleri ortamlarda çalıştığını ifade ederek, "Fakat şu an iş yükü nedeniyle öyle bir vakit yok. Stajyer avukatlar kendilerini çok iyi geliştiremediklerini söylüyorlar" diyor. 80 kişilik bir hukuk bürosunda çalışan Eroğlu’nun, stajyer ilanı verdiğinde e-postasına özgeçmiş yağıyormuş. "Bir günde 30 CV incelediğimi biliyorum, sadece birini seçmek durumundayım. Ben mezun olduğumda böyle değildi. Sicil numaram, 36993. Ocak ayında ruhsatını alan stajyerimin ise 68870" diyor.

Resmi verilere göre, 2019’un Ekim ayında ülke genelinde mezun veren hukuk fakültesi sayısı 82’yi buldu. Adalet Bakanlığı verileri, Temmuz 2019 itibarıyla 21 bin 943'ü stajyer olmak üzere 146 bin 950 avukat olduğuna işaret ediyor.

Avukatlık, İstanbul Barosu Genç Avukatlar Merkezi Başkanı Kerem Donat’ın (27) çocukluk hayaliymiş ama mesleğe adım atınca hayalleri suya düşmüş. "Prestijli bir meslek olarak düşünürdüm ama uygulamada değil" diyor. 

Ana nedenlerden biri, Eroğlu’nun da dikkat çektiği gibi, avukat sayısının ihtiyacın üstünde olması… "Hukuk fakültesi sayısı fazlalığından kontrolsüz bir durum var. Rekabet yaratıyor ama bu rekabet kaliteyi artırmıyor, fiyat düşürüyor. Genç avukat sürümden kazanmayı hedeflediyse bakabileceğinden fazla dava alıyor, hırpalanıyor ve iyi hizmet veremiyor" diyor.

Türkiye’de kaliteli hukuk eğitimi olmadığı için pratiğin eksik kaldığını savunan Donat, pratik sürecinin barolar tarafından karşılanmasının istendiğini ancak sayıların çok fazla olması nedeniyle bu beklentinin karşılanamadığını dile getiriyor. "Stajyer avukatların bir sene maaş alamaması yasal bir sıkıntı. Avukattan alabileceği bilgi birikimi nedeniyle para işin içine girmesin diye olan eski bir uygulama ama şimdi İstanbul gibi bir yerde geçim sıkıntısı yaşatıyor" diyor.

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi Başkanı Elif Görgülü de stajyer avukatların en büyük sıkıntısının sayı fazlalığından dolayı ücret ve sigorta olduğunu söylüyor. Başkan Görgülü, diğer yandan, geleceğin sadece genç avukatlar için değil, avukatlık mesleği için de sıkıntılı olacağı kanaatinde ancak etik değerlere bağlı kalındığı sürece umutsuz olunmaması gerektiğini düşünüyor.

Zorluklarına rağmen avukatlığı icra etmek isteyenler arasında mesleğin prestijini koruduğunu düşünenler de var. Erhan Arca (38) aslında matematik öğretmeni ama Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yeni mezun olmuş. "Bizim bölgede hukuksuzluktan kaynaklı olsa gerek prestijini koruyor" diyor. Arca, avukat olmayı hep istediği için yıllar sonra tekrar sınava girmiş ve kazanmış. "Öğretmen maaşı ülke şartlarına göre fena olmasa da maalesef standart bir hayatın dışına çıkamıyoruz. Meslek değiştirme isteğimde ekonomik etki de var" diye konuşuyor. 

Fakat mezun olduktan sonra avukat arkadaşlarından öğretmenliği bırakmaması, avukatlığın yerlerde süründüğü ifadelerini duyunca aklı karışmış. Diyarbakır’da yaşayan B. de öğretmenlik yapmasına rağmen bir kez daha sınava girip bir hafta önce Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş. O da, "İşin doğrusu avukatlık mesleğine başlayıp başlamama konusunda kararsızım, ekonomik anlamda kaygılarım var" diyor.

Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Mine Gargın, avukatlık ruhsatını 2008’de almış. "Mesleğimizi çok zor yapıyoruz artık" diyen Gargın’a göre, duruşmaların geciktirilmesi, müvekkille görüştürülmede yaşatılan sıkıntılar ve avukatların darp edilmesi başlıca sorunlar arasında yer alıyor ve merkezlerine en çok bu konularda şikâyet geliyor. "Bir insanın gözaltına alındığı andan itibaren anında avukatıyla görüşme hakkı var ancak emniyette beklemek durumunda kalıyoruz. Duruşma salonları önünde de beklediğimiz uzun süreler gün içinde işlerimizi planlamamıza engel oluyor" diyor. Avukatlara yönelik son dönemde artan şiddete de dikkat çekerek, adliye koridorunda bir polis memuru tarafından tokatlanan ya da haciz esnasında bıçaklanan meslektaşlarına destek sağladıklarını anlatarak, "Darp vakasının gelmediği gün çok seyrek" diyor.

Mesleğe başladığı günden bu yana avukatlarla hakim ve savcılar arasında hiyerarşi farkı gözlemediğini belirten avukat Burcu Mine Gargın, "Birimiz olmadan diğeri olmaz ama avukata emretme, onu yok sayma gibi durumlara ve saygı sınırını aşan konuşmalara şahit oluyoruz" diye de ekliyor.

Avukatlar arasında mesleğin içinin boşaltıldığını düşünenler de var. İzmir Barosu’ndan Duygu İnegöllü, onlardan biri. "Karakolda ifade alınacağı zaman baroya haber veriliyor, avukat atanıyor. Avukatın ifadeye katılması gerekiyor ama bazılarında sadece para kazanma amacı oluyor. Yokluğunda hazırlanan tutanağa imza atıp 500 lirasını alan var" diyor. İnegöllü’ye göre, mesleği bu şekilde icra etmeyenler içinse işler zor.

"Çok yoğun bir sömürü var, düşük ücretlerle uzun süre çalıştırılıyorsunuz. Karşı gelirsen binlerce avukat olduğundan yerinize kolaylıkla birini bulabilirler, çıkamıyorsunuz da bu yüzden."

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar