Muharrem Erbey
Oca 11 2018

Bahtiyar Aydın suikastının 80 yaşındaki sanığı, hasta ve  21 yıldır cezaevinde

Dostoyevski, Budala romanında, ‘bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı, duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir,’ demişti. Sanki içinde olduğumuz çağı özetleyen bir cümledir bu.

Herkese özgürlük, eşitlik isteyenlerin derdest edildiği, suçsuz insanların bir anda suçlu olabildiği, suçsuz olduğu daha sonra ortaya çıktığı halde bırakılmadığı, adaletin ve vicdanın hiç olmadığı, 9 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir, Nuh Peygamber cep telefonu kullanıyordu diyenlerin çağındayız.

Bugün sizlere cezaevinde tanıştığım dünyanın en sessiz, sakin insanını yazacağım. Kendi halinde, çıtı çıkmadan yaşayan, kendi sesine yabancı, halis munis dünya tatlısı bir yaşlı amcayı anlatacağım. 

Bu güzel insanı devasa bir askeri tesis içinde uzaktan kanas suikast silahıyla Bahtiyar Aydın’ı öldürdü diye tutukladılar. Cezaevine attılar. 

Bilirsiniz Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne dair şiddet dışı yöntemleri öneren Bahtiyar Aydın, Bakan Adnan Kahveci, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ölümleri hep kuşkuyla karşılanmıştı.

Adaletin saati Kürtler hep söz konusu olduğunda şaştı durdu. Ape Dedo için de bu adaletin yanlışlığını, askerdeyken konuşulanlara kulak misafiri olan Tokatlı bir asker ortaya çıkardı. 

Tokatlı asker sırrı yirmi yıl boyunca vicdan azabıyla her gece kıvranarak içinde taşıdı. Uyuyamadı. Vicdan onu galebe çaldı. İnanılması zor ama zaman aşımın dolmasına bir gün kala dava açıldı. 

Tokatlı askerin bunu yapmadığını düşünün, unuttuğunu, korktuğunu ve kendisiyle mezara götürdüğünü. Hiçbirimiz Ape Dedo’nun masum olduğuna inanmayacaktık. Bu kirli suikastın dosyası kapanacaktı. 

Ape Dedo azılı bir katil olarak hafızalarda yer edinecekti. Oysa gerçeğin öyle olmadığını duruşmalarda defalarca ileri sürülmesine, ortada delil olmamasına rağmen Ape Dedo ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 

Peki Tokatlı askerin itirafları, savcının dosyayı yeniden açması, Ape Dedo’nun masumiyetinin ortaya çıkması, yeniden yargılama kararı verilmesine rağmen bırakılması gerekmiyor muydu?

Üstelik Ape Dedo ağır hasta. Bununla ilgili tam teşekküllü heyet raporları var. Ağır Hastaya dair mevzuat hükümleri der ki; hastanın dışarıda tedavisi yapılır. Ama burası Türkiye. Mevzuat bunu dese de uygulama keyfi ve isteğe göredir. 

Hasta olmayan çok sayıda FETÖ sanıklarının elektronik kelepçe ile ev hapsi uygulandığı halde, siyasi politik suçlarından tutuklu, hükümlü olan sanıkların ölümcül hastalıklara düçar olmasına rağmen elektronik kelepçe, ev hapsi uygulanmaması neyle izah edilebilir ki.

Türkiye’de en önemli sorunlardan biri de cezaevlerindeki hasta tutsakları sorunudur. Adalet Bakanlığı, 15 Haziran itibarıyla cezaevlerinde 85 bin 105 tutuklu, 139 bin 773 hükümlü olmak üzere 224 bin 878 kişinin bulunduğunu açıklamıştı. 

İnsan Hakları Derneği’nin 26 Ekim 2016 tarihli raporuna göre, Türkiye'de 905 hasta tutuklu bulunuyor. İHD'nin geçen yıl açıkladığı raporda bu sayı 721 idi. 

Gittikçe sayıları artıyor. Bunların çoğu ölüm sınırındalar. İhmal ve zamana yayarak ölümlerine davetiye çıkartılıyor. Buna dur demek için İHD’nin dışında nerdeyse kimsenin gıkı çıkmıyor.

21 yıldır hukuk uygulanmadan tutuklanıp yargılanan ve mahkum edilen, daha sonra masum olduğu ortaya çıkan, cezaevindeyken tanıştığım hepimizin Ape Dedo’su, Mehmet Emin Özkan her gün hastanelerin revirlerinde serumların iğnelerinin kolunda açtığı mor deliklerin haddi hesabı olmadan umudunu her gün kaybederek adaleti bekliyor.

Ape Dedo

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ı öldürdüğü iddiasıyla 2 itirafçının verdiği, daha sonra ise geri çektiği ifadeler nedeniyle delilsiz, hukuka aykırı yöntemlerle tutuklanıp yargılanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan davanın tek tutuklusu 79 yaşındaki Mehmet Emin Özkan, Lice’deki suikastla ilgisinin olmadığı açığa çıkmasına rağmen 21 yıldır cezaevinde ölümü bekliyor. 

Masum olduğu tartışılmaz ortaya çıkan Ape Dedo neden hala içeride. Neden? Cevapları olmayan onlarca, yüzlerce sorudan birisidir bu.

Bahtiyar Aydın suikastından 19 yıl 11 ay 29 gün sonra Tokatlı bir çavuş vicdan azabına dayanamayarak 2013’de savcılığa başvurmuştu. Lice’de askerken çay verdiği sırada konuşan komutanlara kulak misafiri olduklarını yıllarca içinde taşımış daha sonra da savcılığa giderek aktarmış. 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, bu beyana dayanarak 2014 yılında Lice dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşmesine bir gün kala iddianame hazırlamış. 

Savcılık, tutanakları incelenmiş, Mehmet Emin Özkan'ın bu eyleme katıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmadığına dair tespit yapmış. Bu gelişmeler 1996 yılından bu yana tutuklu olan Ape Dedo için umut oldu.

Yeni hazırlanan iddianame ile Lice’de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikastının aslında JİTEM tarafından işlendiği, faillerin de o dönemde Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ olduğuna hükmetmişti. Bunlar hakkında Taammüden öldürme, Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma, suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezasıyla iddianame tanzim edilmişti. 

Bunun üzerine M. Emin Özkan’ın avukatı kapatılan Diyarbakır DGM’nin yerine bakan Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu. Mahkeme, yargılamanın yenilenmesini ve infazın durdurularak Özkan’ın tahliyesini için de İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Lice davasının sonucunun beklenmesine karar vermişti. 

M. Emin Özkan, 4 yıldır Lice davasında çıkacak sonucu bekliyor. Bahtiyar Aydın’ın ablası Birsen Aydın, Fındık İçin Adalet Yürüyüşü sırasında kardeşinin devlet içindeki karanlık güçler tarafından öldürüldüğünü ileri sürmüştü.

Başka garip bir durum da yeniden yargılanma talebi kabul edilen ağır hasta Ape Dedo, Özkan, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sağlık kurulundan iki ayrı rapor aldı. 

Özkan'ın sağlık durumuyla ilgili hazırlanan raporun birinde "Yüzde 87 engelli ve cezaevinde kalamaz, diğerinde ise; yüzde sıfır, cezaevinde kalabilir, denildi. 

Tuhaf çelişkiler yakasını bırakmayan Ape Dedo’ya ne adalet ne de sağlık kurulları bir türlü acımıyor. Bir kişiye ait böylesi tezatla iki rapor nasıl hazırlanır?

İnsan Hakları Derneği’nin ağır hasta tutuklu listesinde bulunan Özkan’ın guatr, bağırsak, kalp, yüksek tansiyon, beyinde baloncuk, gözlerinde katarak ve alzheimer rahatsızlıkları bulunuyor. Cezaevinde kaldığı süre zarfında 5 kez kalp krizi geçiren Özkan, şimdiye kadar 4 defa anjiyo oldu. Boğazındaki kötü huylu guatr nedeniyle ameliyat olması gereken Özkan, yaşının ilerlemesinden dolayı ameliyat olamıyor. 

Hafızasını kaybeden ve iki kulağı duymayan Özkan’ın sağlık durumu ise her geçen gün kötüye gidiyor. 

Aile, infazının durdurulması için bugüne kadar 5 defa başvurduğu İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK), "yüzde 87 oranında vücut fonksiyon kaybı" raporu olan Özkan için “cezaevinde kalabilir” raporu verdi. 

Son zamanlarda İstanbul Adli Tıp Kurumunun hukuk dışı uygulamalarına şahit oluyoruz. Oraya giden hükümlülere ‘hangi davadan tutuklusun?’ diye soru sorup aldığı cevaba göre muayene etmeden geri gönderdiği veya üstünkörü muayene ederek çok kötü raporlar tanzim ettiğine dair avukatların, hasta tutuklu yakınlarının anlatımlarına tanık oldum. 

İstanbul ATK’ya ilişkin İnsan Hakları Derneğine yapılan çok sayıda başvuru mevcut. Uzun yıllardır, siyasal iktidara uzak, bağımsız ATK’ların gerekli olduğunu vurgulayan insan hakları savunucularının sesi duyulmadı.

Daha önce 10 doktor tarafından yapılan sağlık tetkikleri neticesinde hazırlanan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu'nda, Özkan için, Engel Durumuna Göre Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranı:  Yüzde 87” denilerek;

1. Bilateral orta sinik, Bileteral, Katarakt, Klas kıl kapak hastalığı, kah klas II. HT Klas saküler anevrizması rahatsızlıklarının sürekli hastalık sakatlık, kocama halini teşkil etmektedir.

2.Hasta cezasını mahkum koğuşunda devam edemeyeceği,

3. Hastanın hastalığının ağır bir hastalık olarak ceza ve infaz kurumlarında hayatını idame ettirebilmesi hayati tehlike doğurabilir şeklinde rapor tanzim edildi.

İstanbul ATK’dan gelen yeni rapor doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün infaza ara verme talebinin reddine kararını verdi.  

Ape Dedo, gözaltında gördüğü ağır işkence nedeniyle sağlık sorunları gittikçe artmaktadır. Bundan dolayı her gün hastaneye kaldırılmakta, elleri kelepçeli tedavi edilmektedir. 

Ailesi görüşüne gittiğinde hafıza kaybı nedeniyle kimseyi tanımamakta, , kulakları duymadığı için ailesi telefon görüşmesi yapamamaktadır.  Ailesi cezaevine gittiğinde birbirlerini seyrediyorlar. Ape Dedo aldığı hapis cezası dahil, hiçbir şey hatırlamıyor.

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye tarihinin en yüksek cezaevi ölüm oranları AKP hükümeti döneminde gerçekleşti. 

İktidara geldiği 2002 yılında 89 kişi, 2003 yılında 163 kişi, 2004 yılında 54 kişi, 2005 yılında 59 kişi, 2006 yılında 157 kişi, 2007 yılında 176 kişi, 2008 yılında 211 kişi, 2009 yılında 287 kişi, 2010 yılında 307 kişi, 2011 yılında 321 kişi, 2012 yılında 345, 2013 yılında 316, 2014 yılında 380 ve 1 Ocak- 29 Haziran 2015 tarihi itibariyle ise 212 kişi hayatını kaybetmiştir.

AKP iktidarında toplam 3077 tutuklu ve hükümlü hapishanelerde yaşamını yitirmiştir. Yani 4925 günde 3077 mahkum hayatını kaybettiğine göre her 38 saatte bir mahkum ölmüştür.

Türkiye’nin genel durumunu özetleyen bir vakadır Ape Dedo’nun durumu. Hukuksuzca yargılanması, delilsizce cezalandırılması, suçlular ortaya çıktığı halde bırakılmaması, ağır hasta olduğuna, cezaevinde kalamaz denildiğine dair tam teşekküllü yerel hastane raporuna rağmen yeniden rapor aldırılması yeni raporda sıfır hastadır, cezaevinde kalabilir denilmesi tipik Türkiye Demokrasisini ortaya sermektedir.