Beki’den Ahmet Altan ve Cumhuriyet davası tepkisi: Yargı, reforma direniyor

Karar yazarı Akif Beki, 1138 gün sonra tahliye edilen gazeteci-yazar Ahmet Altan'ın yeniden tutuklanması ile Cumhuriyet davasında Yargıtay’ın bozma kararına direnen yerel mahkemeye yönelik eleştirilerde bulundu. Yeni Yargı Reformu’nu anımsatan Beki, “Propaganda ve örgüte yardım suçlamalarıyla eleştiri özgürlüğü arasındaki çizgi, yargı reformuyla da belirginleştirildi. Yine de pratiğe aksetmedi. 'Bana mısın' demeyen bir zihniyet var. Yargı yargıya karşı, reforma ve değişime de ayak diriyor” dedi.

Beki bugünkü yazısında “Altan ve Ilıcak'la Cumhuriyet yazar ve yöneticileri hakkındaki davalar, yargı içinde kıyasıya bir hukuk mücadelesi yaşandığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin bu ve benzeri davalarda emsal oluşturacak içtihat kararları aldığını anımsatan Beki, “Örgüt üyeliği, örgüte yardım ve propaganda suçlarında kriterleri değiştirdi diye, umutla karşılandı bunlar. Misal; FETÖ, kendi kanallarını platformdan çıkarınca Digitürk aboneliklerini iptale çağırmıştı. Ama o sıradaki her iptalin örgüte üyelik delili sayılamayacağına hükmetti Yargıtay… Abone, çağrıya uyarak protesto etme amacı dışında bir gerekçe bildirdiyse, örgüt üyeliğine yorulamayacağı gibi. Hatta, 'basın özgürlüğü'ne destek amacıyla iptal isteyenlerin de bu kapsama sokulamayacağını söyledi. Yine, Zaman'a abone olanın değil, ancak abone ettirenin üyelikle suçlanabileceğini belirtti” ifadelerine yer verdi.

Aslında hepsinin mevcut kanunlarda yazdığını, Yargıtay’ın yenilik getirmediğini, sadece bilineni tekrar bildirdiğine dikkat çeken Beki, şöyle devam etti:

“O hatırlatma bile 'kriterleri değiştirdi' diye yansıdı. Yine de zihniyeti ve uygulamayı değiştirmeye yetmedi. Adalet Bakanı Gül, iktidara eleştirinin dava ve ceza konusu olamayacağını, basın yoluyla da hakim ve savcılara duyurdu. Suça teşvikle terörü meşrulaştırma içermiyorsa ifade özgürlüğü lehine değerlendirmek gerektiğinde ısrar etti. Propaganda ve örgüte yardım suçlamalarıyla eleştiri özgürlüğü arasındaki çizgi, yargı reformuyla da belirginleştirildi. Yine de pratiğe aksetmedi.”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz