Hacı Lokman Birlik soruşturması dört yıldır yerinde sayıyor: Telsiz kayıtları ortaya çıktı

Şırnak'ta, yaralandıktan sonra bedeni zırhlı araca bağlanıp sürüklenerek öldürülen Hacı Lokman Birlik’in ölümünün üzerinden dört yıl geçti. Halen tamamlanmayan soruşturma kapsamında bugüne kadar sadece bazı polislerin şüpheli sıfatıyla ifadeleri alındı.

Olay günü yaralandıktan sonra zırhlı aracın arkasında sürüklenen Birlik'in bedeni, o dönem hastaneye götürülmek yerine, kent merkezinde bulunan Mehmet İşler Karakolu'na kadar yerde sürüklendi. Kolluk kuvvetleri tarafından tutulan tutanakta ambulansın güvenlik nedeniyle olay yerine getirilmediği yazıldı.

Ancak, daha sonra dosyaya eklenen telsiz konuşmalarında ambulans talep edildiğine veya ambulansın güvenlik  nedeniyle mahalleye giremeyeceğine dair bir diyalogun olmadığı tespit edildi. Olayın yaşandığı gün savcılık ile yapılan görüşme tutanağında, "yaralı şahıs" olarak bahsedilen Birlik'in bedeninin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesine ilişkin ise herhangi bir bilgiye yer verilmedi.

Söz konusu tutanakta, "şahsın sağlık durumu açısından risk oluşturulduğundan şahsın ekip aracına alınarak ivedi bir şekilde Şırnak Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü" denilmesi dikkat çekti. 

Olay yaşandıktan iki gün sonra ise Birlik'in aile avukatları, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'na  "Kasten Öldürme", "İşkence ve Kötü Muamele", "Kişinin Hatırasına Hakaret", "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama", "Suç İşlemeye Tahrik", "Görevi Kötüye Kullanma ve Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" suçlamalarıyla şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Birlik’in vurulduğu ve sürüklendiği yere yakın işyerlerinin kamera görüntüleri, sürüklenerek getirildiği karakolun kamera kayıtlarının ve MOBESE kayıtlarının dosya içerisine alınması talep edildi.

Ayrıca, zırhlı araç içerisindeki polislerin ve sürükleme esnasında küfür eden polisin kimlik bilgilerinin tespitini ve şüphelilerin tespitinden sonra tutuklama ve kaçak durumda olanlar için yakalama kararı çıkarılması talep edildi.

Suç duyurusunu kabul eden savcılık ise, emniyetten Birlik’i sürükleyenleri, kayda alanları ve internet ortamında kimin paylaştığının tespitini istedi. Ancak, emniyet ve ilgili kurumlar tarafından gönderilen cevaplarda ya kameraların arızalı olduğu ya da olay gününe dair bir kayda rastlanmadığı iddia edildi.

Birlik'in aile avukatları, suç duyurusunun yanı sıra bazı görüntülere ulaşarak dosyaya sundu. Görüntülerde 30’a yakın polisin Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin önünde toplu fotoğraf çektiği görülürken, avukatlar polislerin kimlik tespitinin yapılarak, haklarında "Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmeme" suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.

Öte yandan, olayın gerçekleştiği gün iki polisin müşteki sıfatıyla ifadesi alındı. Her iki polis de verdikleri beyanda, "ceset üzerinde bombalı tuzak ihtimali" nedeniyle halat kullandıklarını iddia etti.

Olaydan günler sonra müşteki sıfatıyla Birlik’in ağabeyi Mehmet Birlik'in ifadesi alındı. Ağabey Birlik, şikayetçi olduğunu belirtti.

Yaklaşık bir ay sonra dosyaya giren "görüntü inceleme ve tespit tutanağı"nda karakolun önünde fotoğraf çeken bir polisin kimliği tespit edildi. Yine, aynı tarihte bahsi geçen zırhlı araçta görevli polislerin isimleri dosyaya girdi.

Olay gününe ilişkin telsiz kayıtlarının dosyaya eklenmesiyle birlikte, avukatlar bir dilekçe daha vererek konuşmaları yapan polislerin tespitini talep etti. Talep dilekçesini kabul eden savcılık, olay günü telsiz konuşmalarında emri veren ve telsiz konuşmalarını yapan şahısların açık kimlik bilgilerini istedi.

Emniyet verdiği cevapta,  "telsiz kodlarının personele tahsisli olduğunu ancak olay günü gerçekleşen yoğun muhabere sebebiyle aynı telsizin farklı  personel tarafından kullanılmış olma ihtimali’’ ile talep edilen konuşmaların kime ait olduğunun tespitini yapamadıklarını belirtti. Sonrasında, avukatların talebi üzerine savcılık telsiz kayıtlarının hangi personele tahsisli olduğunu istedi.

Söz konusu telsiz kayıtlarının bir bölümünde şu diyaloglar yer aldı:

“A telsizi: Asayiş… Anlaşıldı fotoğraf çekebilirseniz fotoğraf çekin

A telsizi: Asayiş… Doğru değil, şahsı almadık, ona kanca takalım mı müdürüm?

B telsizi: Asayiş…  Doğrudur. Kanca şu an kanca geçmiş olması lazım, kanca vasıtası ile sürükleyip çıkartalım oradan.

A telsizi: Asayiş… Anlaşıldı. Şu an seyyar kancası olan ekip var mı?

C telsizi: Asayiş… Bende bunu çekecek ip halat var. Sen de… Ben bunu çeke çeke götürürüm.

A telsizi: Asayiş… Anlaşıldı biz ön tarafa geçiyoruz. Siz o kancaya takın.

C telsizi: Asayiş…  Tamam abi sen öne doğru çık, ön sütreye ben arabayla yanaşacağım. İpi bağlayacağım, çekeceğim tamam mı?

A telsizi: Asayiş… Çıkış yapıyorsun diye anlaşıldı. Çekiyor musun yani?

C telsizi: Asayiş… Şimdi çekmeye başlayacağım abi. Arkamdan siz de kontrol edin tamam mı?

A telsizi: Asayiş… Efendim güvenlik açısından uygun olursa en son siz terk edin burayı…

C telsizi: Asayiş… Efendim bu p..i nereye götürelim?

D telsizi: Asayiş…  Emniyet Müdürlüğü’ne götürün.

E telsizi: Asayiş… Bu çeken ekip karakolun önüne alalım. Bunu alalım etrafa görüntü vermeyelim. Arkanda duruyorum. Kapatalım yolu. Bunu alalım öyle içerde götürelim.”

Bu sırada İçişleri Bakanlığı'nın talimatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatıldı. O dönem açıklama yapan dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Tahkikat sonuçlandı. İki polis, bu videoyu çektiği, bu davranışı sergilediği, terör operasyonlarının meşruiyetine gölge düşürdüğü için görevden alındı” dedi.

“Görevden men edildi” dediği ifade edilen polislerin farklı Emniyet Müdürlüklerinde görevde olduğu daha sonra ortaya çıktı.

22 Şubat tarihinde ise, savcılık Nusaybin'de görev yapan A.G. ve İ.A. adlı polislerin "Kişinin Hatırasına Hakaret’’ suçlamasıyla ifadelerinin alınmasını istedi. Yine, 10 Şubat 2016 tarihinde O. Ç., E. K., M.K. ve Y.Ö.'nün de benzer suçlamayla ifadeleri alındı. Emniyet tarafından düzenlenen "ses tespit tutanağı"nda ise Birlik'e küfreden polisin İ.A.A. olduğu tespit edildi.

29 Aralık 2016 tarihinde Şırnak cumhuriyet Başsavcılığı, bir kez daha emniyetten 2036, 2166, 2262, 2263, 2110 ve 2412 telsiz kodlarının hangi personele tahsisli olduğunu  ve açık kimlik bilgilerini istedi. 2 Şubat 2017 tarihinde telsiz kodlarının hangi personele ait olduğu dosyaya sunuldu. 2110 telsiz kodunun dönemin Özel Harekat Şube Müdürü M.K.’ye, 2036 telsiz kodunun ise dönemin 1'inci Sınıf Emniyet Müdürü E.R.‘ye ait olduğu ortaya çıktı.

Halen açık olan soruşturma dosyası, aradan geçen uzun süreye rağmen sonuçlanmadı. Bugüne kadar sadece "kişinin hatırasına hakaret" suçlamasıyla işlem yapıldı. Kodları tespit edilen amir konumundaki polislerin ise savcılık tarafından ifadelerine başvurulmadı. Dosyada yer alan ifadeler ise, idari soruşturma dolayısıyla verilen ifadeler oldu.

(Mezopotamya Ajansı)