Kobane davasında unutulan evrak tartışması: 'Savcı nasıl atandı?'

HDP’li siyasetçilerin yargılandığı Kobanê Davası’nın 3’üncü  duruşması Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor. Duruşmada delilsiz tutuklanma, unutulan evrak ve savcının davaya nasıl atandığıyla ilgili tartışmalar yaşandı. 

Duruşmada öncelikle dosya savcısı Ahmet Altun'un iddianamenin eklerinde unuttuğu belirtilen beş sayfalık evrak gündeme oturdu. Avukatlar, “HDP’ye kapatma dosyası açın’ denilen ve üzerinde 'TEM' yazan bu evraka ilişkin, “Kimler tarafından, hangi amaçla ve neden resmi olarak dosyaya değil de, savcının önüne isimsiz olarak gönderilmiş?” sorusunu yöneltip, mahkeme heyetinden araştırılmasını istedi.

Mahkeme heyetinden söz alan sanık avukatlarından Günizi Satar, soruşturma ve kovuşturma dosyasına dair usule ilişkin beyanlarda bulunacaklarını ifade etti. Soruşturma sürecinin nasıl başladığını anlatan Satar, HDP Genel Merkezi’nin Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, 9 Ekim 2014 tarihi ve devamında dönemin HDP Eş Genel Başkanları ve MYK üyeleri hakkında açılan birden fazla soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iki ana iddianamede birleştirildiğini hatırlattı. Bu soruşturmalardan birincisinin Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından aralarında eski Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu dönemin milletvekili olan MYK üyelerine açıldığını söyleyen Av. Satar, ikinci soruşturma ise Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından milletvekili olmayan MYK üyeleri hakkında açıldığını belirtti.

Tüm bu süreçte soruşturma dosyasında Ankara Adliyesi’nin en kıdemli sekiz savcısının görev yaptığını belirten Satar, şöyle devam etti:

“Bu tarihe kadar dosyada görev alan savcılar; Durak Çetin, Tekin Küçük, Hakan Yüksel, Ramazan Dinç, Derya Gökmen, Aytekin Cenikli, Hamdi Çağrı Şahin ve Selda Binboğa Kurtuluş. Bu süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından  2014/146757 numaralı soruşturma kapsamında diğer il savcılıklarına soruşturma dosyasında şüpheli olarak gözüken ve milletvekili olmayan MYK üyelerinin ifadelerinin alınması için ilgili adreslerine talimat yazılmıştır. Bu kapsamda 3 yıl boyunca soruşturma dosyasında Can Memiş, Berfin Özge Köse, Bülent Parmaksız, Dilek Yağlı, Karabet Paylan(Garo), Ali Ürküt, Zeynep Karaman, Alp Altınörs, Zeki Çelik, Bayram Yılmaz, Cihan Erdal, Gülfer Akkaya, Hatice Altınışık, Serpil Kemalbay, Bircan Yorulmaz, Günay Kubilay, Arife Köse ve Nazmi Gür’ün ifadeleri alınmıştır. Tüm bu ifade işlemleri için kendilerine tebligat yapılmış, gözaltına alma, yakalama, adli kontrol vb. uygulamalara ihtiyaç duyulmamıştır. Hatta İsmail Şengül adresinde bulunmamasına rağmen hakkında zorla getirme kararına dahi ihtiyaç duyulmamış, ifadesinin bile alınmasına gerek görülmemiştir.” 

Dava avukatlarından Maviş Aydın ise, dava dosyasında giren 2018 Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasındaki gelişmeler üzerinde durdu. Aydın, şunları  söyledi: 

“Nisan 2018’de Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin 24 Haziran 2018’de yapılmasının kararlaştırılması üzerine, cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş’ın HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak seçime katılması kararı almıştır. AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan, neredeyse bütün seçim kampanyası boyunca 6-8 Ekim olaylarının sorumlusu olarak Selahattin Demirtaş’ı hedef gösteren bir siyasi propaganda yürüttü. Erdoğan’ın seçim kampanyası esnasında sistematik bir şekilde 6-8 Ekim olayları üzerinden Demirtaş’ı hedef alması sonrasında o dönem milletvekili olmayan MYK üyeleri hakkında işlemde olan Ankara CBS 2014/146757 sayılı soruşturmanın bütün seyrini değiştiren bir gelişme yaşandı ve soruşturma savcısı değiştirilerek Ahmet Altun isimli savcı görevlendirildi. 

Altun, dosyayı ele alır almaz 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili emniyetten ayrıntılı bilgi ve belge; ayrıca 12 Haziran 2018 tarihinde Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nden dosya kapsamında yapmış olduğu savunmaların soruşturma dosyasına gönderilmesini istedi. 

Dosya savcısı Altun’un soruşturmayı genişleterek 19 Temmuz 2018 tarihinde HDP MYK üyesi olmadıkları gibi dosyanın hiçbir aşamasında şüpheli olmayan Hatip Dicle, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata, Demir Çelik, Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak, Ahmet Türk, Sebahat Tuncel, Emine Ayna, Kamuran Yüksek ve Ertuğrul Kürkçü gibi siyasetçilerin isimlerinin bulunduğu tarihsiz ve imzasız 90 kişilik bir listenin emniyet tarafından gönderildiğini görüyoruz. Soruşturmayı yeni şahıslara doğru bu şekilde genişletmesini gerektirecek yeni bir bilgi ve belge gelmediği halde Savcı Ahmet Altun’un kim tarafından, nerede ve nasıl hazırlandığı bilinmeyen bir liste üzerinden araştırma başlatması, soruşturmanın belli bir siyasal hedefinin olduğunu göstermektedir. Bu tarihsiz, imzasız ve kim tarafından hazırlandığı belli olmayan listede Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da ismi bulunmakta olup, muhtemelen bu tarihte bu dosyaya eklenerek ikinci defa tutuklanmalarına giden sürecin hazırlığı yapılmıştır.” 

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın dosyaya dahil edilmesi sürecini anlatan Aydın, “Demirtaş ve Yüksekdağ ikinci kez tutuklandıktan sonra tanık ve gizli tanıkların ifadeleri dosyaya girmiş. Tanık Sami Baran’ın soruşturma dosyası Antalya’da olmasına rağmen, Ankara Cumhuriyet Savcısı Ahmet Altun bu soruşturma dosyasına yetkisi olmamasına rağmen kanunsuz bir biçimde fiilen el koymuştur. Bu durumun yakın tarihimizde bir örneği bulunmamaktadır. Zira Savcılık tarafından sadece dosya şüphelilerini ilgilendiren bir gelişme söz konusu olduğunda, sadece ilgili şüpheliler yönünden birleştirme kararı verilebilir. Bu durumun istisnası mevzuatta herhangi bir şekilde düzenlenmemiştir. Adları geçen tüm gizli ve açık tanıklara ne şekilde ulaşıldığı dosya kapsamında belli değildir. Soruşturma dosyası incelendiğinde buna dair tek bir evrak bulunmamaktadır. Sadece tanık Kerem Gökalp’in cezaevinden ifade vermek için dilekçe verdiği bir tutanakta görülmekteyse de bu dilekçe dosya kapsamına dahil edilmemiştir. Bu tanık hakkında 12 gün boyunca idari gözetim kararı alınmış ve tanık 12 gün Ankara Tem Şube’de gözaltında tutulmuştur. Tanık ifadelerinin adliyede doğrudan savcı tarafından alınması gerekirken, bu tanık ve gizli tanıkların ifadeleri Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nde alınmıştır. Bu ifadelerin hiçbirinde avukat bulunmamış ve tanıklar uzun süre emniyette tutulmuşlardır” şeklinde konuştu. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire tarafından 22 Aralık 2020 tarihinde verilen Demirtaş kararına işaret eden  Aydın, “Kararda Demirtaş’ın 2019 yılında ikinci kez tutuklanmasının 4 Kasım 2016 tarihli tutukluluğunun bir devamı niteliğinde olduğunu vurgulamıştır. Serbest kalmasının engellenmesi amacıyla siyasi saiklerle yapılan bu tutuklamanın ifade özgürlüğünü, özgürlük ve güvenlik hakkını ve siyasi saiklerle tutuklama yasağını ihlal ettiğine karar vermiştir. Yine Büyük Daire kararında, HDP Genel Merkezi tarafından yapılan çağrılarla meydan gelen olaylar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, söz konusu çağrıların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ifade edilmiştir” dedi. 

Av. Aydın, Erdoğan’ın AİHM kararına ilişkin, “AİHM bizi bağlamaz karşı hamleyi yaparız” sözlerini de hatırlattı. Aydın, şunları dile getirdi: “Bu açıklamalardan sonra 30 Aralık 2020 tarihinde bu soruşturma kapsamında iddianame düzenlenerek, bu iddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulmuştur. 3 bin 530 sayfadan oluşan iddianame ve 324 klasörlük ekleri mahkeme tarafından bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde ‘incelenmiş’ ve 7 Ocak 2021 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilerek, duruşmaya hazırlık işlemlerine esas olmak üzere tensip zaptı düzenlenmiştir. Bu kadar özensiz bir inceleme ve yapılan hazırlık sonucu 25 Nisan 2021 Pazar gününe duruşma günü verilmiştir. İşbu durum basında eleştiri konusu yapılınca, ilk duruşma günü 26 Nisan 2021 Pazartesi günü olarak düzeltilmiştir” diye belirti.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından özel olarak görevlendirildiğini söyleyen Aydın, “Mevcut heyetin sadece Kobanê Davası ve sonrasında gelebilecek bağlantılı davalara bakılmasına karar verilmiştir. Bu durum da soruşturmanın başından beri doğrudan siyasi iktidarın talimatlarına uygun bir şekilde Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin özel olarak görevlendirildiğini ve davanın hızlıca sonuçlandırılmak istendiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı. 

Diğer avukatların beyanlarını yarıda kesmek isteyen mahkeme heyeti, esasa ilişkin sorguya geçmek istedi. Fakat avukatlar “Taleplerimizi ileteceğiz kesmeyin, defaten anlatmak durumunda kalacağız” diyerek konuşmaya devam etti. 

Duruşma sanık avukatlarından Kenan Maçoğlu’nun beyanları ile devam etti. Savunmasında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 19 Şubat 2015’te hazırlanan 14 sayfalık ayrıntılı bilgi notu ve eklerinden oluşan yazının iddianamenin temelini oluşturduğunu söyleyen Maçoğlu, Emniyet’ten gelen bu evrakı dosyaya sundu. 

Kobanê Davası’na bakan savcının aynı zamanda Demirtaş’ın yargılandığı 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın da savcısı olduğuna dikkati çeken Maçoğlu, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan savcının bu dosyaya nasıl atandığının sorulmasını istiyoruz. Savcı göreve başladıktan sonra 2018 yılında sadece MYK üyelerinin yargılandığı soruşturma dosyasına 90 kişiyi ekledi. Bunu da sunuyoruz. Bugün yargılanan arkadaşlarımızın çoğu belli ki bu 90 kişilik listenin hazırlandığı 2018’de dahil edildi. Biz bu belgenin de soruşturulmasını istiyoruz” dedi.

Söz konusu 90 kişilik listenin hazırlanmasından bir hafta sonra 25 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan HSK kararnamesi ile soruşturma savcısının İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’ne atandığını dile getiren Maçoğlu, atamaya dair belgeyi de mahkemeye sundu. 

Fakat çok  geçmeden Kobane Davası soruşturma dosyasına yeniden atanan savcının emniyete tekrar yazı yazarak bazı bilgileri istediğini kaydeden Maçoğlu, şöyle devam etti:

“Hukuka uygun maddi delil bulamayan savcı, iddialarını kuvvetlendirmek için gizli/açık tanık arayışına çıkmıştır. Sonrasında bu ve benzeri yazılar dosyada tekrarlanmış olup, savcı tarafından tanık/gizli tanık bulmak için ciddi bir arayışa girilmiş. Defalarca aynı savcılıklardan dosyalar istenmiş. Savcı ardından dosyaya gizlilik kararı getirdi. Yüksekdağ ve Demirtaş bu soruşturma dosyasına hukuka aykırı şekilde dahil edilip, aynı suçtan ikinci kez tutuklandıklarında haklarında yeni bir delil bulunmamaktaydı.” 

Soruşturma dosyasına ilk olarak gizli bir tanığın eklendiğini, fakat ‘Mahir’ isimli bu gizli tanığa nasıl ulaşıldığına dair tek bir bilgi ve belgenin dosyada mevcut olmadığının altını çizen Maçoğlu, “İddianamede geçen gizli tanık Mahir’in ifadesi 4 Aralık 2019 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde aynı savcı tarafından, tanık Sami Baran’ın ifadesi 12 Aralık 2019 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, tanık K. G’in ifadesi 7 Ocak 2020 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde yine Kobanê soruşturmasını yürüten savcı tarafından, tanık Muhammet Zengin’in ve gizli tanık ‘Ulaş’ın ifadeleri ise 4 Mart 2020 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde Savcı Ahmet Altun tarafından alınmıştır. Görüldüğü üzere Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, ikinci kez tutuklandıktan sonra tanık ve gizli tanık ifadeleri dosyaya eklenmiştir” diye konuştu.

Av. Maçoğlu, mahkeme heyetinden bu gizli tanık ve açık tanıkların ifadelerinin nasıl alındığının araştırılmasını istedi. 

Savcının dosya klasörleri içerisinde bazı çalışma belgelerini unuttuğunu da dile getiren Maçoğlu, şöyle dedi:

“Savcının çalışma klasörleri içinde bazı belgeleri var. Otopsi raporunun eksik olduğuna dair beyanları var. Yine bir isimsiz liste var. Kim tarafından hazırlandığı belli değil ama not tutulmuş. Kimlerin ifadelerinin alınıp alınmadığına dair notu var. Yine ilginç bir karar var. Savcının çalışma klasöründe 26 Ekim 2018 tarihine dair bilgi notları var. Savcı bunu çalışma klasöründe unutmuş. TEM başlığı var, 5 sayfalık bir evrak. Bu tarihte Demirtaş ve Yüksekdağ henüz tutuklanmamışlar. Bu evrakta 98 kişinin isimleri var. Adı geçen 7 sanıkla ilgili ‘yaralama’, ‘mala zarar verme’ gibi suçlardan soruşturma açılmadığı ifade edildi. ‘Sizin bunu açmanız lazım ve bunu açarken de bu ve benzeri suçlardan soruşturma yürütmeniz lazım’ diyor. ‘Serpil Kemalbay ve Sezai Temelli her ne kadar yeniden vekil seçilmişlerse de bunları tutuklayabilirsiniz’ diyerek, açıkça talimatlarda bulunuyor. ‘Siz bu dosyaya çalışın ve HDP’ye kapatma dosyası açın’ diyor. Bu ve bunlar gibi yorumlarda bulunuyor. Bu belgeyi Ankara TEM Şube’nin hazırladığını düşünmüyorum. Belgeyi hükümetin danıştığı hukukçular hazırlamış. HDP’ye dönük kapatma davası da bu belgeden sonra sunulmuş.”

Avukat Maçoğlu, bu belgeyi mahkemeye sundu

Mahkeme başkanı, “Avukat Kenan Maçoğlu’nun belirttiği tarihsiz evrakın mahkememiz dosyasıyla ilgisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, söz hakkı verilen avukatların sözlerinin savunmanın esasına ilişkin talepler olduğundan bir önceki ara kararlarda da reddi hakim taleplerinin reddedildiğinden reddine ve bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, mahkemenin bu aşamadan itibaren sanık savunmalarını almaya başlayacağına, Ayhan Bilgen’in savunmasının alınmasına karar verildi” diye belirtti. 

Kararın ardından söz alan avukatlar, mahkeme başkanı tarafından CMK’nin 192’nci maddesinde yer alan “Söz hakkı almadan konuşma” gerekçesiyle engellendi. Mahkeme başkanı tutanağa, “Bir kısım avukatın söz hakkı almadan konuştuğu görüldü, bu nedenle söz hakkı verilmedi. Taleplerinizi yazılı olarak iletin, kaçak göçek bir iş yapmıyoruz” dedi. 

(Mezopotamya Ajansı)