Eyl 17 2019

Sabah yazarı: 'Birkaç gündür yargıda işler tuhaflaştı... Yargıyı dizayn eden 'o'cular, 'bu'cular kim?'

17 Aralık operasyonları sonrası hükümet yargıda Gülenci grupları 'temizlemek' için Yargıda Birlik Platfomu'nun kurulmasını desteklemişti.

12 Ekim 2014'te yapılan o dönemki adıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerini AKP'ye yakın Yargıda Birlik Platformu kazandı. Sonradan dernekleşen platformun HSYK'yi kontrolü altına almasıyla çok sayıda hakim ve savcı için tasfiye operasyonları başlamış oldu. Yapılan atamalarda özellikle Hakyol tarikatı kritik yerlere geldi. Yargıda diğer tarikat ve cemaatler de kadrolaşmaya başladı ve Gülen cemaatinin yerini aldı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ise binlerce hakim ve savcı ihraç edilerek tutuklandı. Ardından AKP teşkilatlarında görev almış olanların da yer aldığı çok sayıda AKP'li avukat hakim ve savcı olarak görevlendirildi.

AKP'li Sabah yazarı Dilek Güngör ise yargıda diğer tarikatların nasıl örgütlendiğini itiraf eden bir yazı kaleme aldı. Güngör, Gülencilerin diğer tarikatlara da sızmış olabileceğini ve bu şekilde yeniden yargıda kritik noktalarda göreve geldiğini iddia ediyor:

"15 Temmuz'daki hain darbeden sonra bir kısım FETÖ'cüler ihraç edildi. Bir süre sonra FETÖ'den boşalan koltuklara başka gruplar oturdu. O'cular, bu'cular unvanlı görevlere getirildi. Yargıdaki atamaların yapıldığı il başsavcılıkları, komisyon başkanlıkları, daire başkanlıkları, mahkeme başkanlıklarının neredeyse yüzde 80'i bu grupların eline geçti. Hakim ve savcı adaylarının yetiştiği Türkiye Adalet Akademisi'ni de kontrol altına aldılar. Sonra önceden izlediğimiz film sahne aldı!"

Yandaş yazar, 'FETÖ'ye karşı mücadele eden savcı ve hakimlerin ise birer birer sürgün edildiği veya kızağa çekildiğini savunuyor ve, "Onların yerine telefonunda ByLock çıkanlar, sahte tanıklar üzerinden KOM Başkanlığı'nın illere yolladığı ByLock listelerinden isimlerini sildirenler, darbeci akrabaları olanlar vb. getirildi" diyor.

Bu gruplar için ise, "Geçmişte bu grupların hiçbirinin adı yargı camiasında bilinmezdi. Kısa sürede bu kadar insan kaynağını nereden buldular da sayıları onbinleri buldu! Abarttığımı düşünüyorsanız, birkaç gün içinde Yargıtay'da seçilecek yeni üyeler ile yeni yılda boşalacak başkanlık koltuğuna hangi grupların, kimleri getirmek istediğine iyi bakın" diyor.

Bu gruplara 'FETÖ'nün nasıl sızdığı iddiasıyla ilgili olarak ise şunları söylüyor:

"Belli ki, KOM Başkanlığı'nın Emniyet'teki mahrem imamlar raporuna giren istihbaratta 'renklendirme' denilen taktiği yargıda da uygulayan FETÖ birer, ikişer bu gruplara sızdı. Tıpkı, 2010 Anayasa Referandumu'ndan sonra YARSAV'a sızdıkları oradan da HSYK'yı ele geçirdikleri gibi…

Hatırlayın, o dönemde FETÖ'cü hakim ve savcılar, elebaşıları Fetullah Gülen'in talimatıyla, YARSAV'a üye oluyordu. Solcu, Kemalist, Atatürkçü görünümlü FETÖ'cüler kılıktan kılığa girdiği için kimse anlamıyordu. Şimdi de benzer bir durum yaşanıyor, organize bir şekilde hareket ediyorlar, birbirlerini adeta bir örgüt gibi kolluyorlar, liyakat yerine referansla adamlarını yerleştiriyorlar.

Anlayacağınız, tarih tekerrür ediyor ama kimse yargıdaki tehlikenin büyüklüğünü fark edemiyor.
Şimdi soruyorum: Yarın öbür gün şu anda yargıyı ele geçiren bu grupların içine sızan FETÖ'cüler eliyle 17-25'teki gibi yeni bir kumpas davası hazırlansa! O zaman kim, ne diyebilecek?"

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar