Mar 06 2018

''Siyasi' adalet bakanının, 'bağımsız' HSK’nin doğal başkanı olduğu Türkiye'

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “HSK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın Resmi Gazete’de yayınlanacak. Herkes bunu görecektir” diyerek Türkiye’nin 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştireceği referandum kapsamında yargı alanında yapılan değişiklerle ilgili değerlendirmede bulunmuştu.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker, yargı alanında yapılan değişikler sonucunda adalet bakanlarının tıpkı hükümetin diğer üyeleri gibi yürütme organının bir parçası olduğunu paylaşıyor bugünkü yazısında. Görevleri gereği siyasi bir konum ve sıfat taşıyan adalet bakanları için oy istediği partisiyle arasına mesafe koymasını sağlayacak herhangi bir kriter bulunmadığını hatırlatıyor Toker.

Öte yandan konumu gereği siyasi bir kişilik olan adalet bakanlarının görevleri arasında, “bağımsız” olarak tanımlanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) başkanlık etmek de var.

Cumhuriyet yazarına göre memleketimizdeki her “siyasi” adalet bakanı, “bağımsız” HSK’nin doğal başkanıdır.

Toker, HSK’nin resmi sayfasında paylaşılan misyon ve vizyonu paylaşıyor;

“Misyon”; “adil yargıyı tesis etmek üzere, hâkim ve savcılarla ilgili işlemleri,hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik vesavcılık teminatı esaslarına göre yerine getirmek,”

“Vizyonu” ise “adil bağımsız, tarafsız, güvenilir ve etkin yargının teminatı.”

‘’Peki nasıl oluyor da içinde hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı,tarafsızlığı, güvenilir ve etkin bir yargının güvencesi gibi her dünya vatandaşının kendisini iyi hissedeceği kavramların yer aldığı HSK’de, siyasi bir şahsiyet olan başkanın dediğinin tersine karar alınabilir ki,’’ sorusunu soruyor Toker.  

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı- “bizimle istişare etmeden tahliye kararı vermeyin” diye özetlenebilecek bir kitapçık hazırlanıp dağıtılan bir Türkiye’deyiz.

Toker’e göre ister gerçek anlamıyla istişare olsun, ister dolaylı anlamıyla “örtüktalimat” her ikisi de yargıya baskı anlamına geliyor.

Cumhuriyet yazarı, ‘’eğer yargı bağımsızsa, savunması alınan, tanıkları dinlenen, delilleri tamamlanmış bir yargılamada ortaya çıkan tablo “tutuksuz yargılama” diyorsa, bir daha “Ankara” ile istişareye ne gerek var?’’ sorusunu soruyor yazısında.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, bu konudaki soruya verdiği yanıtta, şu ifadeleri kullandı:

“HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’a ‘Bu mesele nedir’ diye sordum. HSK Başkanı, ‘Yargılamaya konu hâkim ve savcıların teminatı için, onların yargılamalarındaki teminat için biz bunu düşünmüştük’ dedi. Bu sorunun muhatabı onlardır. Bizde, Yargıtayımıza en ufak bir baskı, talimat, telkin yoktur.”

Yılmaz’ın dediği gibi kitapçıktaki ifade “Yargılamaya konu hâkim ve savcıların teminatı” için konulduysa dahi bu dahi yargı bağımsızlığına ağır bir gölge düşürmez mi?

Bu durumda hâkim ve savcıların önlerindeki davada nasıl bir tutum izleyeceklerine HSK ve Adalet Bakanlığı mı karar veriyor olacak?

Toker’e göre, bu durumda HSK’nin resmi sitesindeki bağımsızlık, adil yargılama, güvence kelimelerinin orada durmasına hiç gerek yok.