Üç kuşaktan kadınlar Hana Nine’nin miras hakkı için 66 yıldır savaşıyor

Kadının toplumsal olarak yok sayılma sürecinin, en fazla göründüğü alanlardan biri miras hakkı. Kadınlar, uzun yıllar boyunca miras hakkından mahrum edildiler ve sadece erkek çocukların mirastan pay almaları, neredeyse toplumsal bir teamüle dönüştü. Fakat buna direnen kadınlar da var.

Miras gaspının en somut örneklerinden biri Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaşanan Şemdin Bin Mamo’nun kızı Hana’yı mirastan mahrum bırakma hikayesi.

Öykü, 2. Abdülhamit'in Osmanlı tahtında oturduğu 1880 yılına kadar uzanıyor. Şemdin Bin Mamo, kızı Hana’yı mirastan mahrum bırakarak tamamını oğulları Ömer ve Abdurrahman'a devretmek için bir yol buluyor. Mamo’nun bulduğu yol Hana’yı nüfusa kaydettirmeyerek, evlatlık olarak göstermek.

Hana o yıllarda belki de kendinde bu gücü bulamadığı için, mirastan vareste tutulmasına itiraz edemiyor. Ve mesele 72 yıl boyunca rafa kaldırılıyor. 1923 yılı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti kuruluyor ve Türkiye, modern miras hukuku ve medeni kanuna küçük adımlarla da olsa kavuşmaya başlıyor.

Aradan geçen yıllar boyunca, Hana’nın mirastan mahrum bırakılması ailede dilden dile aktarılmaya devam ediyor. Ve takvimler 1952 yılını gösterdiğinde Hana’nın Asiye adlı kızından doğan torunu Fadile Yazar bu haksızlığa karşı ilk itirazı yapıyor.

 

 

Yazar, 1952 yılında ilk olarak Hana'nın tüm mirası paylaşan kardeşleri Ömer ve Abdurrahman'ın torunları aleyhine miras mücadelesi başlatıyor. Torun Yazar’ın yaptığı ilk iş varisliğini kanıtlamak oluyor.

Ve Fadile Yazar mahkemelere gidip gelerek, değişen hakimlere, kazanamayacağını telkin eden seslere rağmen 16 yılın sonunda ninesi Hana’nın varisliğini ispat etmeyi başarıyor. Hana’nın kardeşleri Ömer ve Abdurrahman'ın torunlarının açtığı iptal davası ise kabul görmüyor ve Hana’nın varisliği kesinleşiyor.

Takvimler 1968 yılını gösterdiğinde ise Fadile Yazar, bu kez mirasta hak sahibi olmak adına yeni bir mücadeleye girişiyor. Her ne kadar bilinen davaya ilişkin elde edilen en eski kayıtlar 1974 yılına ait olsa da, davanın 1968 yılından bugüne kadar kuşaktan kuşağa aktarılarak devam ettiği biliniyor.

Fadile Yazar’ın başlattığı mücadele örnek oluyor ve ilerleyen yıllarda Hana’nın diğer iki çocuğu olarak dünyaya gelen Emine'den olma Akar ailesi ve Fatma'dan olma Özer ve Şimşek aileleri de davaya müdahil oluyor. Türkiye tarihinin belki de en eski miras davalarından biri olma özelliğini kazanan bu davaya gelen müdahillik talepleri ile birlikte Hana’nın soyundan gelerek mirasta hak sahibi olduğunu belirtenlerin sayısı 121’e ulaşıyor.

Bugün devam eden davaya konu olan araziler Silvan ilçesindeki Gülazera, Kejikan ve Merxaweş köylerindeki arazileri kapsıyor ve dava Silvan Kadastro Mahkemesi'nde sürüyor. Yazar’ın başlattığı 66 yıllık mücadele bugün de devam ederken, davanın Türkiye’de mirastan mahrum bırakılan ve hakları gasp edilen kadınlar açısından örnek olması bekleniyor. Gelinen aşamada bilirkişi heyetlerinin incelemeleri ile devam eden davada 20’den fazla hakim  değişti. Hakim değişiklikleri kararın çıkmasını da geciktiriyor.

Ninesinin davasını yürüten isimlerden olan Deniz Açıkgöz ise mücadelelerinin haklarını alıncaya kadar süreceğini her fırsatta dile getiriyor. Kendisi dünyaya gelmeden önce başlayan ve kendisinden önce annesinin takipçisi olduğu davayı sürdüren Açıkgöz, 18 yıl önce kaybettikleri ninesinin ömrünün ciddi bir kısmının mahkemelerde geçirdiğini söylüyor.

Davanın kısa sürede sonuçlanmasını beklediklerini dile getiren davanın temelinin mirası yalnızca erkek çocuklara miras bırakmak isteyen Mamo’nun büyük ninesini evlatlık olarak göstermesi ile başladığını yineliyor ve ekliyor:

“Bölgemizde kadınlara miras bırakmamak çok yaygın bir durum. Mirasın ailenin dışına çıkmaması gerektiği bahanesi ile kadınlar mirastan mahrum bırakılıyor. Büyük ninen Hana bu nedenle evlatlık gibi gösteriliyor ve hakkını alamıyor. Fadile ninem de bu durumu kabul etmeyerek davayı başlatıyor. Biz kısa bir süre içinde karar çıkmasını bekliyoruz. Bugün ninemin mücadelesini devam ettirmek bizim görevimiz ve bunu yerine getirmekten mutluluk duyuyoruz. Ninem büyük emekler vermiş ve hakkını alamamış ama biz onun başlattığı bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız.”

Açıkgöz’ün eşi İbrahim Açıkgöz de eşinin mücadelesinde yanında olduğunu dile getirerek, bir eş olarak kendilerine düşen görevin hak mücadelesinde yanlarında durmak olduğunu dile getiriyor.

Fadile Yazar’ın kızı Cezime’nin torunları arasında yer alan Bülent Mertçe ise davaya taraf olanların sayısının 500’e yaklaştığını, 121 kişinin Hana’nın ve dolayısıyla Fadile Yazar’ın tarafları olduğunu dile getirirken, bir kısmının da mirasın kaldığı erkek çocukların tarafı olduklarını söylüyor.

Mahkeme sürecinin son dönemde yaşanan hakim değişiklikleri nedeni ile yavaşladığını, ancak buna rağmen son aşamaya gelindiğini anlatan Mertçe ninelerinin mücadelesi hakkında şunları söylüyor:

“Kadınların erkekler ile eşit olması için büyük mücadeleler verildi. Böylesi bir konuda mücadele veren bir ninenin torunu olmak, mal ve mülk konusundan bağımsız, bizler açısından onur ve gurur kaynağıdır. Bizim tek dileğimiz, bölgemizde kanayan ciddi bir yara olan kadınların miras hakkından mahrum bırakılması gerçekliğine bir darbe vurmaktır. Davanın yakın zamanda sonuçlanması ile birlikte Türkiye’de kadınları mirastan mahrum bırakmak isteyenlerin bu duruma kalkışmaması için güçlü bir sebep olacak.”

Türkiye tarihinin en eski miras davalarından biri olan ve tam üç kuşaktır devam eden Fadile Yazar’ın miras mücadelesinin bir sonraki duruşması ise 8 Ocak tarihinde görülecek.