Mar 29 2018

Masa altından içki servisi 'Zamanın ruhu' ile açıklanabilir mi?

Birçok kavramın içi konjonktürel gelişmelere göre yeniden tanımlanıyor, değiştiriliyor ya da özünden koparılıyor.

Zamanın ruhu da onlardan biri. Medeniyet, insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ya da özgürlükleri gerileten uygulamaları 'zamanın ruhu'na uygun hareket etme ya da davranma söylemi ile yumuşatmak ya da masum göstermeye çalışmak büyük bir haksızlık olsa gerek.

Birikim Dergisi yazarı Tanıl Bora, somut bir örnek üzerinden zamanın ruhunun nasıl suistimal edildiğine dikkat çekiyor.

Kısa bir süre önce Hürriyet Gazetesi için Kars'ta bir röportaj yapan Çınar Oskay'ın, bir lokantada içki servisinin masa altından yapılmasını anlatırken bu durumu 'zamanın ruhu' olarak tanımlamasını eleştiren Bora, 'çağı yakalamak' olarak da içi doldurulabilecek bu söz öbeğinin, günlük siyasette ise pragmatizme dönüştürülerek suistimal edildiği görüşünde. 

Bu tanımın içinin siyasiler tarafından doldurulmasına iki örnek veriyor Bora:

"Recep Tayyip Erdoğan’ın biyografisinin de yazarlarından olan Hüseyin Besli, yakınlarda, “Zamanın ruhu Erdoğan’da somutlaşır” (25 Ocak, Akşam) derken, dünya-tarihsel kadere hükmedecek bir ideal tertibin peşinde gibidir.

Abdullah Öcalan bundan beş yıl önce Diyarbakır’da Newroz kutlamalarında okunan mektubunda, “zamanın ruhunu okumak”tan söz etmiş; örneğin Mehmet Barlas da, “Abdullah Öcalan bile zamanın ruhunu yakalamışken …” diye yazarak değişime ve yeniliklere kapalı olanlara çatmıştı (21 Ekim 2013).

Erdoğan, -o zaman başbakan-, 30 Eylül 2013’teki bir demokratikleşme paketini açıkladığı konuşmasında: “Türkiye’de millet, zamanın ruhunu kavramayı her zaman başarmış, millet devletin, bürokrasinin, hatta siyasetin önünde ilerlemiştir,” diyordu. O demokratikleşme paketinde, “farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünün açılması”, “toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yer ve güzergâhlarının belirlenmesinde sivil toplum örgütlerinin katılımın sağlanması”, “nefret suçlarıyla mücadele düzenlemeleri” gibi vaadler vardı.

Zamanın ruhu, o zamanlar, öyleydi. Az zamanda çok değişti. Zamanın ruhunun Türkçesi, belki de devrandır."

Zamanın ruhu kavramının, bir döneme hâkim olan düşünme ve hissetme tarzını, zihniyeti anlattığını hatırlatan Bora, kelimenin Almanca'ya Zeitgeist olarak çevrildiğini ve dünyada da bu kullanımın yaygınlaştığını belirtiyor. 

Günlük kullanımdan farklı olarak, Zeitgeist sıradan insanın değil de aklı eren kişinin, zamanın ruhunun taşıdığı gücü kavraması ve onu kullanabilmesine denk düşüyor.

Bora'ya göre, dini yorumlarda ise bu anlayışa itirazlar var çünkü zamana özel bir anlam, bir güç, bir ruh atfedilmesinde bir dünyevileşme tehdidi algılanıyor.

Bora, buradan hareketle 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında çekilen bir belgesele atıfta bulunuyor:

"11 Eylül saldırılarında bir manipülasyonun varlığına dair iddiasıyla meşhur olan Zeitgeistbelgeseli (link), bütün zamanların ruhunu, iktidar merkezlerinin manipüle ettiği bir tahakküm tarihi olarak okumayı önerir.

Zamanın ruhu, zamanın ruhsuzluğu olarak, ruhsuzlaşması olarak da görünmez mi, görünmüyor mu bazen insana? 

İyimserliğin-karamsarlığın, “çağı yakalama” oportünizminin veya dogmatikleşmiş bir “akıntıya karşı” reddiyesinin berisinde, tekrarlayalım, zamanın ruhunu anlamayı da önemseyen bir eleştirel bakış, iyidir. Felsefe, sırf zamanın ruhunun eleştirisi için de lâzımdır. Edebiyat da öyle."

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar