Bazı insanlar en zor şartlarda bile ilerlemeye nasıl devam ediyor?

Çoğu insan duygusal zorluklar nedeniyle hayattan el etek çekerek münzevi bir yaşam sürdürmeyi tercih edebiliyor.

Tüm yıpratıcı ve yorucu duygusal süreçlere rağmen, hayata tutunmak ve düşülen yerden kalkarak devam zor olsa da imkansız değil.

Tam pes etme noktasındayken duygusal dayanıklılık ortaya çıkarak, içe dönüşlerin önünü alabiliyor.

Bazı insanlar en zor koşullarda bile havlu atmıyor ve ilerlemeye devam edebiliyor. Peki bu nasıl mümkün oluyor.

Ceotudent'in haberine göre, iki bilim insanı Steven Southwick ve Dennis Charney, tam 20 yıl boyuncu bunun sırrını araştırdı. 

Araştırdıkları denekler arasında, istismar, travma, tıbbi sorunlar yaşayanlar, savaş esirleri ve özel kuvvetler eğitmenleri de vardı.

Vardıkları sonuçlardan biri de gerçekçi iyimser olunması. Toz pembe gözlükler değil tavsiye edilen. Karanlığa rağmen ışığı arama azmi öne çıkıyor. Özel Kuvvetler'de hayatta kalma eğitimi alan insanlar, gerçekliği yok saymadan olumlu bakma dengesini yakalamış kişilerden oluşuyor.

Bu konuda, iki ismin yazdığı kitapta şu yorum dikkat çekiyor:

"Gerçekçi iyimser insanlar, kötümser insanlar gibi karşılaştıkları olumsuz şeylere çok dikkat ederler. Ancak, kötümser insanlar gibi olumsuz şeylere takılmazlar. Çözülemez gibi görünen problemleri bölerek çözüme ulaştırmaya çalışırlar. Yani farkındalıkları sayesinde hangi problemle karşı karşıya olduklarını iyice anlayıp, ardından çözüme nasıl ulaşacaklarını biliyorlar."

Bir diğer tavsiye ise korkularla yüzleşilmesi yönünde. Korkuyla başa çıkmanın en başat yolu aslında o korkuyla yüzleşmek. Kaçtıkça korku da boyutu da artıyor.

Bu konuda ikilinin tavsiyesi ise şöyle:

"Baskın bir korkunun ateşini söndürmek için, kişinin güvenli bir ortamda korkuya neden olan uyaranlara maruz kalması ve bu durumun beynin yeni bir tutum oluşturması için yeterince uzun sürmesi gerekir. Beyin görüntüleme sistemleri amigdala bazlı korku yanıtlarını inhibe etmek için PFC'nin (Prefrontal korteks) kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, fobiler ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde çeşitli yüzleşme yaklaşımlarının bu korkuları önemli ölçüde azalttığı ortaya çıkmıştır."

'Korkuyorum ama bundan bir şeyler öğrenebilirim. Bu beni daha güçlü hale getirecek bir test" yaklaşımı hayli işe yarıyor bu noktada.

'Ahlakçılık' gibi algılanma riski bulunsa da, ikilinin bir diğer önerisi her daim bir ahlak pusulasına sahip olunması. 

Duygusal dayanıklılığı olan insanlarda her zaman yüksek bir doğru/yanlış ayrımı mevcut. Sadece kendilerini değil başkalarını da düşünen bu insanlar daha dayanıklı kaldı:

"Yaptığımız görüşmelerde duygusal dayanıklılığı yüksek bireylerin, stres dönemlerinde ve sonrasındaki travmayı takiben kendilerini güçlü hale getiren keskin doğru/yanlış ayrımları sayesinde hayata tutunduklarını gördük."

Başı dik tutmak ve doğru olanı yapmaya çalışmak bu aşamada çok önemli. 

İkilinin bir diğer önerisi ise, rol modeli kişi ya da kişilerin bulunması. 

Zira, sağlıklı ve üretken çocuklar her zaman onlara örnek olan ve destekleyici rol modellere büyümüş oluyorlar:

"Psikolog Emmy Werner, alkolik, küfürbaz ve akıl hastası ebeveynler tarafından yetiştirilen çocukların hayatını inceledi ve bunların arasında duygusal dayanıklılığı yüksek çocukların çok daha üretken ve sağlıklı olduğunu gözlemledi. Çünkü bu çocukların kendine ait ve hayran oldukları bir rol modelleri vardı." (Werner, 1993; Werner & Smith, 1992)

Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar