Şub 16 2018

Belçikalı profesör adı nedeniyle Twitter'da fenomen oldu

Bence Nanay, Cambridge Üniversitesi'nde felsefe dersleri veren bir profesör. Onu Türkiye Twitter gündemine taşıyansa adı. Türkçe'de adı hayli eğlenceli ve farklı olan Nanay tam bir fenomene dönüştü. 

Twitter'da şakalara ve caps'lere konu olan Bence Nanay'ın profili Twitter tarafından onaylı. Yani mavi işaretli. Bu da, önceleri Nanay'ın profilini parodi hesap sananları şaşkınlığa uğratıyor.

Türkiye'de keşfedilmesinin ardından Nanay'ın takipçi sayısı hızla arttı. Kimi Profesör Nanay'a, “Nanay gülüm” türküsünü gönderdi, kimi “Evlenelim kızımızın adı Şi Nanay olsun” yazdı, kimi de sınırlı İngilizce’siyle adının Türkçe anlamını anlatmaya çalıştı.

Aynı olmasa da Türklerin benzer şekilde yoğun takibine maruz kalan bir diğer isim de ABD'li eski savcı Preet Bharara olmuştu. ABD Başkanı Donald Trump'ın görevden aldığı Bharara, New York'ta tutuklu bulunan ve geçtiğimiz aylarda mahkeme karşısına çıkan Reza Zarrab iddianamesini hazırlayan savcı olarak biliniyor.

Zarrab paylaşımlarının ardından, hesabı Türkiye'deki Twitter takipçilerinin akınına uğrayan Bharara, Türk kebabı ve rakı ile ilgili esprili paylaşımlar karşısında tepkisiz kalmamış ve çeşitli yanıtlar vermişti. 

Esprili paylaşımların odağındaki Bence Nanay, Twitterdan bir açıklama yaparak, "Türk Twitter kullanıcıları bir felsefe hocasının adının Bence Nanay olmasından ötürü hayli eğleniyor. Ama hâlâ adımın tercümesini bilmiyorum. 1. çeviri: Bence saçmalık! 2. Çeviri: Düşünüyorum, o halde yokum" tweeti attı. 

Habertürk'teki röportajında Nanay şunları söyledi:

"Daha önce pek çok Türk arkadaşım oldu. Onlar da adımın Türkçe’de komik anlama geldiğini söyledi ama herkes farklı şekilde çevirdi. En azından neden çok komik olduğunu anlayabiliyorum. Macar’ım ve adımın gerçekte ne anlama geldiğini bilmiyorum” dedi. En çok adı ve soyadı nedeniyle evlenme teklif edenlerin tweet’lerini sevdiğini de belirten felsefeci, “Türk kullanıcılar Amerikalı ya da İngiliz kullanıcılardan kesinlikle daha komik ve seviyeli. 20’li yaşlarda aylarca Türkiye’yi gezdim. Ülkenize, yemeğine, mimarisine, insanlarına âşık oldum. Hatta restoranlarda sütlaç, ayran ısmarlayabilmek, insanlarla sohbet edebilmek için biraz sokak Türkçe’si bile öğrendim."