Elif Zeren
Tem 04 2018

Keksiz Millet Kıraathanesi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 24 Haziran erken seçimlerine yönelik en çok tartışılan, belki de en çok merak edilen vaadi ‘Millet Kıraathaneleri’ oldu.

Erdoğan, Hatay mitinginde kıraathane projesini şu sözlerle kamuoyuna duyurdu:

"İngiliz'in Hyde Park'ı varsa, bizim de Millet bahçemiz olacak. Ayrıca millet kıraathanesi de kuracağız. Buralar adeta hayata ruh katacak.’’ 

Erdoğan 8 Haziran'daki Kayseri mitinginde de yine projeden ısrarla bahsetti:

"Millet Kıraathanesi'ndeki kekler ve çaylardan ücret almak yok. Gençlerimiz kekini alacak, çayını, kahvesini alacak, interneti olacak. Oturacak dersini çalışacak. 7’den 70’e herkes bu hizmetten yararlanacak."

millet kıraathanesi

 

Muhalefet ise ‘’Biz gençlere iş diyoruz, o kek diyor’’ diye tepki gösterdi. Hal böyle olunca kıraathanelerden çok kek tartışması seçimin göbeğine oturdu.Erdoğan’ın memleketin her köşesine yapılacağını söylediği ve İstanbul’da şimdilik iki tane olan (Sultanbeyli, Zeytinburnu) bu kıraathanelerden birini Ahval Haber okurları için yerinde inceledik.

Erdoğan’ın seçim projesini duyurmasının ardından Merkezefendi Şehir Kütüphanesi’nin adı ‘’Merkezefendi Millet Kıraathanesi’’ olarak değiştirildi. Belediyeye ait 11 kütüphaneden biri olan bu bina aslında, Zeytinburnu’nda iki yıldır faaliyet sürdürüyor. Özellikle, okullara ve öğrenci yurtlarına olan yakınlığı ziyaretçiler için büyük avantaj.

Ulaşım açısından kolay yerde. Hem tramvay durağına hem de metrobüse yakın. Eski kütüphane yeni milli kıraathane 7 gün 24 saat hizmet veriyor. Merkez yaklaşık 20 bin kitap ve güncel yayını barındırıyor. Kayıtlı binlerce kitap içerisinde roman, şiir, ansiklopedi, dünya klasikleri ve farklı test kitapları gibi birçok seçenek mevcut. Kartlı üyelik sisteminin bulunduğu merkezde 12 bine yakın üye var. Ama kütüphanedeki en önemli sorun, kapasite yetersizliği. 

Koltuk sayısı az olduğu için ziyaretçiler saatlerce sıra bekledikten sonra yer bulabiliyor. Çünkü merkez aynı anda sadece 121 kişiyi ağırlayabiliyor. Eğer çalışma masalarının dolu olduğu bir zaman dilimine denk gelirseniz devreye bekleme salonu giriyor. Kütüphanenin arka tarafındaki bekleme salonundan kayıt merkezine herhangi bir kimlik bırakılarak sıra numaraları alınıyor. 

İçerideki masalar boşalır boşalmaz sıra numarasına göre içeriye giriş yapılıyor. Ama bunun ne kadar zaman alacağı belirsiz...

Zeytinburnu’ndaki 11 ilçe kütüphanesinden en çok tercih edilen olmasının nedeni kesintisiz açık olması. O nedenle sadece Zeytinburnu civarından değil başka semtlerden de ziyaretçilerin sayısı bir hayli fazla. Çünkü İstanbul’da Atatürk kütüphanesi dışında 24 saat açık olan başka bir kütüphane yok. Neyse ki ben biraz şanslıydım çok fazla beklemeden sistemde boş olan beş masadan birini, 59 numaralı masayı seçerek içeriye giriş yaptım. 

 

millet kıraathanesi

 

Kapıdaki görevli de zaten iyi günümde olduğumu, ‘’Şanslısınız çalışabilmek için iki- üç saat bekleyen var’’ cümlesiyle doğruladı. İçeriye giriş yapan herkesin özel bir masası oluyor. Bu masanın alanı dışında başka bir alan kullanılamıyor. Ani bir ihtiyaç için kütüphaneden çıktığınızda ve bir saat içinde geri dönmediğiniz takdirde masanız başkasına veriliyor. 

Ama içeride istediğiniz kadar kalabiliyorsunuz masanız olmasa bile... Ama bu merkezi sıradan bir kütüphane olmaktan çıkaran yeni bir özellik var artık.  O da merkezdeki herkesin, ücretsiz çay, çorba ve kahve ikramından faydalanabilmesi. Bunun yanı sıra da merkezde kablosuz internet hizmeti ve 10 sayfaya kadar fotokopi çektirmek ücretsiz.

Sürekli açık olan kütüphanede 13.00-14.00, 19.00-20.00 ve gece 24.00-01.00 arasında da çorba ikramı bulunuyor. Verilen tüm bu hizmetlerin masrafını ise Zeytinburnu Belediyesi karşılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim mitinglerinde kek ikramının da olacağını söylemişti ama kek ikramı yok. Masama yavaş yavaş kurulurken içeride sadece ders çalışan öğrencilerin olduğunu fark ettim.

Kütüphanenin içerisinde binlerce kitap olmasına rağmen misafirlerin neredeyse tamamı kitap okumuyor. Çalışma masalarında daha çok test kitapları var. Anlaşılıyor ki ziyaretçilerin çoğu öğrenci. Merkezi sessiz bir ortamda ders çalışabilmek için tercih ediyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi millet kıraathanelerinde 7’den 70’e herkes yok. Sadece öğrenciler var.

O öğrencilerden biriyle kısık sesli bir sohbete başlıyorum. Dört yıldır KPSS sınavına hazırlanıyor. Öğretmen adayı. Evi yakın olduğu için burada çalışmayı tercih ediyor. Ayrıca merkezin kesintisiz açık olması da bir artı onun için. Adını vermek istemeyen 29 yaşındaki Ö.D, içeride sunulan ikramlardan memnun. Ama bunun esas derdine çare olmadığını anlatıyor:

‘’Yıllarca emek verdim. Matematik öğretmenliğini bitirdim. İlk girdiğim KPSS sınavında hayallerim daha güçlüydü. Sonra bu sınavlarda bir sürü oyunların döndüğünü hepimiz gördük. Haliyle sisteme olan inancım kalmadı. Şimdi niye dört yıldır ısrar ediyorsun diye sorsan başka şansım yok. Meydanlarda bu kıraathanelerde öğrenciler ders çalışacak denildi ama eğitim sisteminin çarpıklığını, bizlerin sorunlarını konuşan olmadı. Kekle börekle olmuyor anlayacağınız. Burada bir sistem sorunu var. Ve ne iktidarın ne de muhalefetin bunun için bir gündemi yok.’’

Ö.D, her şeye rağmen en azından cebindeki 20 liranın kendisine kaldığını söylüyor. Ona göre gün boyunca yeme-içme kaygısı olmadan çalışabilmek de oldukça güzel.

‘’Dört senedir KPPS’ye çalıştığım için ailemin desteğini alıyorum. Milyonlarca öğrenci ve benim durumumdakiler için iyi bir adım. Ama bir parmak bal çalmaktan öte bir şey de değil. Köklü çözümler yerine alışılagelmiş seçim yatırımlarından sadece biri. Ne kadar sürecek ya da herkesi mutlu edecek mi hep beraber göreceğiz.’’

Aynı masada konuştuğum bir diğer kişi de doktora öğrencisi ve işsiz. Ailesi ticaretle uğraştığı için ekonomik olarak bir zorluğu yok şimdilik. Çalışmaya ihtiyacı olmadığını söylüyor. Bir an önce doktora tezini tamamlamak istiyor.

 

millet kıraathanesi

 

Cevizlibağ’da yaşayan A.P bu merkezi çalışma ortamının rahatlığı açısından tercih ediyor. Ayrıca ulaşımı da rahat. Yeni sistemden memnun musunuz diye sorar soruyorum. Seçimlerde oyunu Cumhur İttifakına verdiğini söyleyerek başlıyor söze. Millet Kıraathanesi projesinin de öğrenciler için nimet olduğuna dikkat çekiyor. Nedenini ise şu sözlerle anlatıyor:

‘’Siz beğenin ya da beğenmeyin, bu kıraathaneler Türkiye’de neredeyse tamamı yoksul öğrenci kesimi için önemli. Günü bir simitle atlatmaya çalışan, interneti olmayan, çay parasını, çorba parasını zor bulan öğrenci için büyük bir şey. Ben bunu sosyal devlet anlayışı içerisinde değerlendiriyorum.

Öngörüm şu ki; zamanla başka başka aktivitelerle de kültür merkezi olacak buralar. Belirttiğiniz gibi herkes yok sadece öğrenciler var. Ama bir süre sonra herkes buraları fark edecek. Kahve köşelerinde saatlerce kağıt oynamaktan daha iyi bir alternatifin olduğu anlaşılacak. Tabi buradaki en büyük görev belediyelerin. Bu merkezlerin yaygınlaştırılması ve kapasite olarak daha da büyütülmesi gerekiyor.’’

Doktora öğrencisi A.P, bu proje ile öğrencinin cebine fazladan para kalacağı görüşünde. Ona göre bu muhalif kesimlerce küçük ya da boş bir iş gibi görülebilir ama milyonlarca öğrenci için önemli bir adım. Doktora öğrencisi A.P, eskiden merkeze sıra beklemeden girmenin mümkün olduğunu söylüyor. Ama proje ile birlikte kütüphanenin bekleme salonunda sıra bekleyenlerin sayısında artış olmuş. Ona göre bu artışın sebebi de böyle bir uygulamaya duyulan ihtiyaç.

‘’Ne yazık ki Türkiye’nin bir kesiminin diğerinden haberi yok. Cihangir’de okula giden öğrenci ile Bağcılar’da okula giden aynı değil. Cihangir’de okula giden öğrenci arkadaşları ile kafelerde rahatlıkla buluşurken, diğeri bunu yapamıyor. O nedenle bu millet kıraathaneleri aynı zamanda öğrenciler için sosyalleşebilecekleri bir alan. Ve siz de fark etmişsinizdir bir artış söz konusu demek ki bir ihtiyacı gideriyor.’’

Biz sohbete devam ederken araya dışarıdan sesler karışıyor. Millet kıraathanesinin hemen yanı başında düzenlenen Geleneksel Tıp Festivali’ndeki etkinlikler bir anda salonun sessizliğini bozuyor. A.P gülerek; ‘’İnşallah zamanla bu tarz durumlarda yaşanmayacak’’ diyor. İnşallah...

Bir yandan gitmek için hazırlanırken, bir yandan da fotoğraf çekmek için izin istiyorum. Ancak her ikisi de reddediyor. Öğretmen adayı 29 yaşındaki Ö.D, talebime esprili bir yanıt veriyor:

‘’Sen benim öğretmen olmamı istemiyorsun, anladım.’’ 

Ben elimde kıraathane içinden bir kaç fotoğraf ve defterime aldığım notla ayrılıyorum. Ama bir grup öğrenci ders çalışmak için hala giriş yapıyor. Yolda yürürken kafamda bu işin eksilerini ve artılarını ise sıralamaya başlıyorum.

Kıraathanenin kesintisiz açık olması iyi, 7’den 70’e herkesin olmaması kötü.

10 sayfaya kadar ücretsiz fotokopi ve bedava internet erişimi iyi, 20 bin kitaba dokunulmaması kötü.

Öğrencilerin ders çalışması iyi, dışarıdaki etkinliklerin gürültüsü kötü.

Çay, kahve ve çorba ikramı iyi, kek olmaması kötü.

Hem de çok kötü...