Şub 19 2018

Şahin Alpay: Hasan Cemal, devletin dayattığı ‘hikâyelerle’ yaşamayı hep reddetti

30 Temmuz 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan 73 yaşındaki gazeteci Şahin Alpay, Silivri Kapalı Cezaevi’nden kaleme aldığı yazıda, duayen gazeteci Hasan Cemal’le  50 yıllı geride bırakan dostluğunu ve ondan öğrendiklerini anlatıyor. P24'te yayımlanan mektup, birkaç ömürlük hatıra biriktirmiş ikilinin arkadaşlığının 1960’ların sonlarında Devrim ve Aydınlık dergilerinin kapı komşu olduğu yıllarda başladığını anlatıyor.

Cemal’in ‘’ Hayat işte böyle geçip gidiyor’’ başlıklı yeni  anı kitabını altını çizerek okuduğunu anlatan Alpay,  Cemal’in hayatındaki önemli rolünü kaleme alıyor.

Alpay, Cemal’in gazeteciliğe girmesine vesile oluşunu günleri şu kelimelerle anlatıyor:

‘’1974 affıyla İsveç’ten askerlik yapmak üzere yurda döndüğümüzde ziyaretine gittiğim dostlarımdan biri Hasan Cemal oldu. 1973’ten itibaren Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlamış, 1979’da da Ankara büro şefi olmuştu. 1981’de yurda kesin dönüş yaptığımda da Genel Yayın Müdürü’ydü. Çiçeği burnunda siyaset bilimi doktoru olmama rağmen akademik kariyere devam etme imkânı bulamayacağım anlaşılınca, Hasan Cemal’in kapısını çaldım. Ortak dostumuz rahmetli Uğur Mumcu’nun da destek olmasıyla Hasan Cemal bana Cumhuriyet’te iş vererek, hiç hesapta olmayan gazeteciliğe adım atmama yol açtı.’’

Cemal’in kendisine yazarlık yaptıramayacağını anlayınca, haberci olmaya teşvik ettiğini anlatan Alpay, onun  isteği üzerine bir tür okur temsilcisi olarak Cumhuriyet gazetesinin sabah toplantılarında katıldığın anlatıyor.

1993-94 arasında Sabah gazetesinde ve 1994-2001 arasında Milliyet gazetesinde tekrar Cemal’le aynı çatı altında buluşan Alpay, 2000’lerde siyasi özgürlük ve çoğulcu demokrasi savunmasında birbirlerine “gaz” verdiklerini anlatıyor.

Öyle ki, Alpay Silivri’de hapse düştüğünde ondan dayanışmasını esirgemeyen dostlarının en başında yine Cemal oldu.

Onu 50 yıldır tanıyan bir arkadaşı olarak Cemal’in çağdaş Türkiye’de siyasetin ve medyanın bir numaralı analisti olduğunu ifade ediyor Alpay.

“Yalanda yaşamayı” - bir diğeri ifadeyle devletin topluma dayattığı “hikâyelerle” - yaşamayı sevmeyenlerden biri olan Cemal, başta Kürt, Ermeni, askerî vesayet, otoriter kimlik ve laiklik, nihayet otokrasi, tek-adam rejimi sorunlarımız olmak üzere gerçekleri açıklayanların önde gelenlerinden biri, Alpay’a göre.

Alpay, Cemal’in Türkiye’de siyaseti ve medyayı anlamak için mutlaka okunması gereken üç kitabı olduğunu paylaşıyor:  Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım, Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim ve yeni yayımlanan anılar kitabı Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor.

Alpay, anılar kitabını şöyle anlatıyor:

‘’Anıların bana en dikkate değer görünen iki bölümü daha var. Bunlardan biri Türkiye’de son elli yılın önde gelen aktörlerinin portrelerini çizen sayfalar. Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan, Baykal, Çiller, Yılmaz, Bahçeli, Kemal Derviş ve Erdoğan… Bu siyasilerin mükemmel birer profili.

Hasan Cemal’in anıları, 50 yıllık dostluğumuza rağmen cevabını merak ettiğim sorulara da ışık tuttu. Bunlardan biri de, nasıl olup da, birbirimizi henüz iyi tanımadığımız 1980’lerin başında, Cumhuriyet’e alıp bana gazeteciliğin kapısını açarak kendisini sıkıntıya sokmayı göze aldığı. Bunun başta gelen nedeni, Robert Kolej mezunu olduğum hâlde, 1960’larda tıpkı onun yaptığı gibi, Mülkiye’de okumamızın amacı olan hariciyecilik kariyerini bir kenara itip, devrimciliğe karar vermem; sonra 1970’lerden itibaren, tıpkı onun gibi özgürlüğe ve çoğulculuğa yürekten bağlanmam olmalı.’’

Hasan Cemal’in sıklıkla tekrar ettiği sözlerden biri olan “hiçbirimiz günahsız değiliz” onu anılardan günahlarını anlatmakta kolaylık sağlamış.

15 temmuz'dan sonra Silivri’de tutuklanmasıyla uğradığı haksızlığı dile getiren birkaç dostundan biri olarak Cemal, Alpay’ın kalbinde ayrı bir yere sahip.

Son olarak Alpay, avukatlar aracılığıyla Cemal’den eline ulaşan bir mesajı paylaşıyor:

“Sevgili kardeşim, unutma hep yanındayım, hasret gidereceğimiz zamanları iple çekiyorum…” Ben de aynı duygularla doluyum. Konuşacak çok şey birikti.''