Tem 03 2018

Tüm tartışmaları kazanmanın yöntemi

Duke Üniversitesi’nde Pratik Etik profesörü olan Walter Sinnott-Armstrong, TIME’da yayınlanan makalesinde bir tartışmanın doğasını ve nasıl tüm tartışmanın kazananı olunabileceğini anlattı.

Dale Carnegie 1936 tarihli How to Win Friends and Influence People (Arkadaş Kazanma ve İnsanları Etkileme Yöntemi) kitabında şöyle yazar:

“Her tartışmayı kazanmanın tek bir yolu olduğu sonucuna ulaştım: o da tartışmadan kaçınmak. Çıngıraklı yılan ya da depremlerden sakınır gibi kaçınmak.”

Eğer tartışmalar birer kavga olsaydı Carnegie haklı çıkardı. Fiziksel kavgalardaki gibi sözlü kavgalar da iki tarafın da kanını dökebilir. Kazansanız bile daha iyi bir durumda olmazsınız. Tartışmalar bir yarış olsaydı da beklentileriniz sönük olurdu, tıpkı tenis turnuvaları gibi. Çiftlerden oluşan rakipler topa bir önden bir arkadan vurur, ta ki biri kazanana kadar. Diğer herkes kaybeder. Bu düşünme biçimi nedeniyle birçok insan tartışmalardan kaçınıyor, özellikle de siyaset ve din hakkında.

Tartışmaya yönelik bu bakışlar ayrıca mantığın da altını oyuyor. Eğer bir sohbeti kavga ya da rekabet gibi görüyorsanız yakalanmadığınız sürece hile yaparak kazanabilirsiniz.

İnsanları kötü argümanlara ikna etmekten mutluluk duyabilirsiniz. Laflarını bölmekten sakınmayın. Görüşlerinin delilik, aptallık, salak ya da saçma sapan olduğunu söyleyin ya da ne kadar cahil, kısa yahut ellerinin ne kadar ufak olduğu konusunda şakalar yapın. Bu numaraların hiçbiri, onları, konumlarını ya da sizden ayrı düşünmelerinin sebeplerini anlamanızı sağlamaz ama kazanmanızı sağlar.

Tartışmaları kazanmanın daha iyi yolları da var. Diyelim ki siz asgari ücretin artırılmasından yanasınız, ben de değilim. Eğer siz “evet” diye bağırır ben de “hayır” diye bağırırsam, siz benim bencil olduğumu düşünürsünüz, bense sizin düşüncesiz olduğunuzu düşünürüm.

Hiçbirimiz diğerimizden hiçbir şey öğrenemez, diğerini anlayamaz ve diğerine saygı duyamaz. Uzlaşabileceğimiz hiçbir zemin kalmaz. Aksine, tam zamanlı çalışanların fakirlik içinde yaşamamaları gerektiği gibi mantıklı bir argüman öne sürerseniz, o zaman ben de daha yüksek asgari maaşın işletmeleri daha az zaman için daha az kişi çalıştırmaya iteceği gibi mantıklı bir argümanla karşılık veririm. Böylelikle birbirimizin konumlarını anlar, ortak değerlerimizin farkına varırız.

Peki ya en sonunda, istihdamı düşürmeden de asgari ücretin yükseltilebileceğine beni ikna ederseniz?

Kim kazanmış olur?

Siz en baştaki pozisyonunuzu koruduğunuza göre hiçbir şey “kazanmamış” olursunuz. Diğer yandan ben pek çok şey kazanmış olurum: daha tutarlı inançlar, daha sağlam kanıtlar ve konuya dair derin bir anlayış. Beni yendiğiniz için alınmak yerine size teşekkür etmem gerekir.

Tabi ki birçok tartışma başarılı değildir. Eğer onları sabırla dinlemez veya gerçek değerlerini ifade etmek için onlara güvenemezsek, muhataplarımızdan bir şey öğrenemeyiz.

Eğer taraflar kendi konumları hakkında gerekçe ya da argüman sunmazlarsa yapıcı bir diyalog kurmak imkansız hale gelir. Carnegie gibi tartışmalardan sakınma hatasıysa tartışmanın esasını, yani birlikte çalışma imkanını ortadan kaldırır. ABD ve dünyadaki artan siyasi kutuplaşma bu bağlamda anlamlı argümanlar üretme, bekleme ve takdir etmedeki başarısızlığa dayanıyor.

Pek tabi bazı argümanlar kötüdür. Eğer birisi sadece “Yanlışsın çünkü salaksın” diye bir argüman öne sürüyorsa, argümanlarını gerçekten gerekçelendirmiyorlardır.

Yine de, bu tür yanlışları olan rakipleri hemen suçlamamaya dikkat etmeliyiz. Sonuca adım adım ulaşan argümanlar öne sürmeyi öğrenmeliyiz. İyi argümanları kötülerden ayırabilmeyi öğrenmeliyiz. Ama ayrıca karşımızdakilerin öne sürdüğü iyi argümanları da kabul etmeliyiz.

Ve eğer birisi öner sürdüğünüz argümanın ne kadar kötü olduğunu söylerse hemen savunmaya geçmek size yardımcı olmayacaktır. Tevazu kendi argümanınızın da zayıflıklıklarının farkına varmayı ve bazen de karşı tarafından gerekçelerini kabul etmeyi gerektirir. Hem inançlarınıza tutunabilir ama ayrıca karşıtınız ve kendiniz hakkında çok değerli şeyler öğrenebilirsiniz.

Bunların hiçbiri kolay değil ama diğerleri dik kafalı olmaya devam etse de siz bir yerden başlayabilirsiniz. Artık bir fikrinizi savunacağınız zaman iddianızı ortaya koyan bir argüman formüle edin ve dürüstçe kendinize bu argümanın iyi olup olmadığını sorun.

Bir dahaki sefere birisiyle tartışacağınız zaman karşınızdakinden, görüşlerine ilişkin gerekçe sunmalarını isteyin.  Argümanlarını tam olarak ve merhametli bir şekilde açıklayın. Gücünü tarafsızca değerlendirin. İtirazda bulunun ve cevaplarını dikkatle dinleyin. Bu yöntem çaba gerektirebilir ama pratikle daha iyi uygulayabilirsiniz.

Bu yöntemler sizin tüm argümanları kazanmanızı sağlar. Karşınızdaki yenmeye yönelik faydasız bir yaklaşımla değil, insanların farklı düşündükleri konular hakkında daha çok şey öğrenerek, sizle neden farklı düşündüklerini, nasıl birlikte konuşup, çalışabilmeyi öğrenerek.

Eğer argümanlarımızı yeniden düzenlersek, bir tartışmada “kazanmaya” verilen anlamın doğasını da değiştirebiliriz.