Yeni Osmanlıcılık safsatası - Nicholas Danforth

Türkiye 29 Mayıs’ta, Osmanlı’nın İstanbul’u fethinin yıl dönümünü, takma bıyıklar, kostüm partisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile sultanlar arasında yapılan karşılaştırmalı pohpohlamalarla kutladı. Kutlama Türkiye'nin Osmanlı geçmişine olan coşkulu bağının yüksek profilli bir sembolü haline geldi.

Konuyla ilgili olarak Wilson Center, Kennan Enstitüsü Türkiye uzmanı Nicholas Danforth, War On The Rocks adlı internet sitesinde kaleme aldığı makalesinde, on yıldan uzun bir süredir, çağdaş Türkiye tartışmalarının sıklıkla “neo-Osmanlıcılık” fikrine atıfta bulunduğunu, tam olarak ortaya konmayan bu tanımlamanın, saldırgan, otoriter, kaybedilen toprakları geri almak isteyen, aşırı İslamcı veya Batı karşıtı olan Erdoğan’ın eylemleri ile uyumlu bir bağ görevi gördüğünü ifade ediyor. Sorunun sadece tanımlama değil, aynı zamanda Washington’un Türk politikalarını tahmin etme ve bu politikalara tepki verme yeteneğini de zayıflattığının altını çizen Danforth, bu terim terk edildiğinde Amerikalı politikacıların bugün Türkiye ile ilişkilerde karşılaştıkları zorluklar hakkında net düşünmeyi kolaylaştıracağını belirtiyor. 

Yeni Osmanlıcılığın, Türk iç ve dış politikasını anlamada iki sorun ortaya koyduğunu aktaran Danforth şunları ifade ediyor:

“İlk olarak, bu terim, çağdaş Türk siyasetinde giderek daha fazla iç içe giren iki güç; din ve milliyetçilik arasında bir gerginlik olduğunu göstermektedir. İkincisi, uluslararası arenada Batı'nın sevmediği herhangi bir dış politikayı ifade etmek için kullanıldığında, yeni Osmanlıcılık Türk stratejisi ve niyetlerinin evrimini anlamayı zorlaştırıyor.

Yeni Osmanlıcılığın aşırı kullanımı Amerikalı gözlemcileri Türk seçim politikasında dini milliyetçiliğin potansiyel gücünü anlamakta hazırlıksız bırakıyor. Aynı zamanda, ABD-Türk ilişkilerini olduğundan daha zor hale getiren milliyetçi, İslamcı ve Batı karşıtı akımların Türk dış politikasında bir araya gelme şeklini gizliyor.”

Türk iç politikasında yeni Osmanlı teriminin, her zaman din ve milliyetçilik arasında abartılı bir çelişki ortaya koyduğunu vurgulayan Danforth, Erdoğan gibi yeni Osmanlıcıların Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetinin milliyetçiliğini, ortaya çıktığı imparatorluğa dayanan alternatif bir İslami kimlik ile değiştirmek istediklerinin altını çiziyor. 

“Gerçekten de Erdoğan'ın peşinden gidenlerin çoğunun İslamcı dünya görüşü ile Atatürk'ün laik milliyetçiliği arasında gerçek ve önemli bir gerilim var. Ancak bu gerilimler her zaman yeni Osmanlıcılık tartışmalarının ötesindeydi. Türkiye'de dini milliyetçiliğin, Türk ordusunun ortaya koyduğu “Türk-İslam sentezi” terimini tanıtmasıyla uzun bir geçmişi var” diyen Danforth, sonuç olarak, yeni Osmanlıcılığa olan düşkünlüğün Haziran 2015 seçimlerinden sonra Erdoğan'ın milliyetçi dönüşü hakkında çok az uyarı verdiğini belirtiyor. 

Dış politika alanında yeni Osmanlı teriminin daha büyük bir karışıklık yarattığını, paradoksal olarak yorumcuların yeni Osmanlıcılığı bir şekilde İslamcılık, milliyetçilik ve neredeyse Batı karşıtı her şeyle eş anlamlı olarak kullandıklarını aktaran Danforth, “Kısacası, Washington'un sevmediği her ne olursa olsun - Rus uçaksavar füzeleri satın almak ya da bir Rus uçağı düşürmek gibi – neo-Osmanlıcılığa atfedilebiliyor. Sonuç, Türkiye'de Batı karşıtlığının nasıl geliştiğini ve özellikle Doğu Akdeniz’de Libya, Suriye ve Kıbrıs'ta birbirine geçen bir dizi çatışmanın ortasında İslamcı ve milliyetçi politikaların derinleşmesinin yol açtığı risklerin yanlış anlaşılmasıdır” diyor.

Suriye ile ilgili olarak iktidara geldiği 2002 yılından itibaren AKP hükümetinin güney komşusuna yönelik bir dizi farklı politika izlediğini de aktaran Danforth, “İlk olarak, 2000'li yıllarda Erdoğan Suriye Lideri Beşar Esad’la arkadaş oldu. 2010'dan sonra ise onu devirmeye çalıştı. 2016'dan beri de Esad’ın ülkesinin bir bölümünü işgal ederek Kürt milliyetçi güçlerle savaşmak için Rusya ile zor bir ortaklığa gitti” şeklinde görüş dile getiriyor. 

Danforth, tüm bu stratejilerin, bir zamanlar, Türkiye'nin bölgeye yaklaşımındaki önemli süreklilik ve değişim noktalarını maskeleyen yeni Osmanlı olarak tanımlandığını da ifade ediyor. 


©️ Ahval Türkçe