Davutoğlu'dan öz eleştiri: Çarpık bir başkanlık sistemine geçtik, bunda benim de payım var

AKP’li küskünlerden parti kurma hazırlığında olduğu bilinen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu medya buluşmalarına başlıyor.

Davutoğlu bugün saat 10.00’da gazeteci Yavuz Oğhan’ın BiDeBunuİzle programına konuk oluyor.

Davutoğlu, YouTube’tan canlı olarak yayınlanacak programda gazeteciler Yavuz Oğhan, Akif Beki ve İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlıyor.

Programın ilk dakikalarında Davutoğlu, kendisine yönelik ciddi bir sansür uygulandığını söyledi ve "Sansür kötüdür ama en kötü sansür otosansürdür. Maalesef otosansürün en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz" dedi.

Davutoğlu AKP içinde yaşadıklarını şu sözlerle ifade etti:

"MKYK'da bir muhtıra vari bir tavır yaşadım. Ondan iki gün sonra böyle bir bildiri yayımlandı. Ola ki yanlış bir takım politikalar geliştirmiş olabilirim. Hepsine açığım ama niye bu şekilde hedef alındım? Bu bağlamda 3 yıl sonra ilk defa konuşuyorum. 3 yıl boyunca ben susmadım aslında, Cumhurbaşkanına hep düşüncelerimi aktardım. Hep düzelir umuduyla böyle bir açıklama yapmamıştım.

MKYK ile bana, "Sen başbakan gibi görün ama başkan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma" dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı ve MKYK'ya imza atanlar istiyordu. Ben kendimi bilirim benden her şey olur da düşük profilli olmaz."

Kendisine yönelik eleştirilere açık olduğunu söyleyen Davutoğlu "Siyasete giren eleştiriye de açık olacak, hamama giren terler" diye konuştu.

Kendisinin başbakanlıktan ayrılmasına neden olan Pelikan Bildirisine ilişkin sorulara ise "Pelikan Bildirisi'nin arkasındaki isimleri biliyorum. Görünce ben ne yaptım ki bu kadar ağır ithamlarla karşı karşıya kaldım dedim" dedi. Pelikancılara "Pelikan Çetesi" diyen Davutoğlu, "Önce bu bu bildirinin muhteris bir grubun çıkarları için yayınlandığını düşündüm, aslında o  paçavra, aslında Türkiye'nin istikrarına yönelikti" dedi.

Davutoğlu, kendi döneminde atanan il başkanlarının görevden alınmasına dair ise "Beni görevden alın hatta itibarımla oynayın ama devletin itibarını koruyun. İl başkanlarımız sadece benim dönemimde atandı diye görevden alındılar" diye konuştu.

MHP ile yapılan ittifaktan en baştan beri rahatsız olduğunu da söyleyen Davutoğlu'nun bununla ilgili görüşleri ise şöyle:

"Yurt dışında benim Mavi Marmara dolayısıyla yaptığım konuşmadan tutun da bir takım dış politikanın da hedefindeysem anlarım. AK Parti’nin girdiği ittifak ilişkilerine girmesinden rahatsız olduğunu hep söyledim. Mart ayında bunu Erdoğan’a da aktardım. Bu ittifak ilişkisi AKP’nin doğasını bozmakta ve MHP’ye oy kaçırmaya neden olacağını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı Bahçeli’nin bana öfkelenmesini anlarım. Ama benim anlayamadığım şey, kendileri için makamımdan ayrılmayı göze aldığım kişilerin hedefinde olmam. Benim yakınlarımın, eşimin konferansının iptal edilmesini anlayamam."

Yüzde 49.5'in hukukunu korumak için başbakanlıktan ayrıldığını ve küçük hesaplar içinde olsaydı genel başkanlığı ve başbakanlığı bırakmayacağını söyleyen Ahmet Davutoğlu, yeni girişimiyle ilgili ise şu cümleleri sarf etti:

"Niye tekrar bu açıklamalarla risk alıyorum? Çünkü şu anda yeni bir halin gerekliliğine 2001'deki gibi ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Demokrasilerde parti kurmak bölücülük değildir."

Cumhurbaşkanlığı sistemini de eleştiren Davutoğlu, "Çarpık bir parlamenter sistemden çarpık bir başkanlık sistemine geçtik. Bunda benim de payım var" diye özeleştiri yaptı.

Davutoğlu, Erdoğan ailesini imayla "Aile siyasetin dışında olmalı" diye konuştu.

Davutoğlu neden Babacan ve Gül ekibiyle birlikte olmadığına dair soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Bir yıldır sayın Gül'le görüşmedim. Ama zaten henüz parti kurup kuracaklarını bilmiyoruz. Ben 1 Kasım seçimleri sürecinde Ali Babacan'ın görev almasını istedim, çünkü Türkiye'nin ihtiyacı vardı. Yetişmiş devlet adamlarını ihmal ve israf etmek, bir milletin yapacağı en ağır israftır.

Açıkladığım manifestoyu, Ali Babacan'la birlikte açıklamak isterdim. Ben beraber olabilmek için elimden geleni yaptım. Şu anda da bu bir süreçtir, önümüzdeki dönem ne gösterir bilemem. Ama bu soruyu Ali Babacan'a sormak daha faydalı olur, niye beraber olmadığımıza dair. Neden beraber olmadığımızı ben de bilmiyorum, neden ayrı olduğumuza anlam veremiyorum."

Babacan'a soruşturma açıldığı zaman telefonla arayıp destek verdiğini söyleyen Davutoğlu, "Benim açıkladığım manifestodan sonra görüşmüştük, dostane bir görüşmeydi. Onun açıkladığı  metinle de ortak yönleri vardı. Babacan'la 31 Mart'tan önce görüştüğümde,  Türkiye'yi 31 Mart'tan sonra önemli günler beklediğini, bizim beklememiz gerekmediğini, 31 Mart'ta hepimizin yanlış giden şeyleri birlikte söylememiz gerektiğini belirttim" diye konuştu.

Aralarındaki fikir ayrılıklarının kendisinin "İslamcı" olması ve Suriye politikasıyla ilgili olmadığını düşündüğünü savunan Davutoğlu, "Bu tür fikirler sayın Cumhurbaşkanının çevresi tarafından da serdediliyor. Bu bir devlet politikasıydı ve bunun tamamını bana yıkmak siyasi ahlaksızlıktır. Bütün bunlar devlet politikasıydı ve bütün Suriye bagajının bana yüklenmesi haksızlık. Bütün dış politika başarıları onlara ait, başarısızlıklar bana atılıyor, böyle bir şey olabilir mi" dedi.

Davutoğlu ayrıca "Emevi camiinde namaz kılmak" gibi bir cümlesinin olmadığını belirtince, gazeteciler "kim söyledi" diye sorunca "Kimin söylediğini biliyorsunuz, niye konuşturuyorsunuz" yanıtını verdi.

Ahmet Davtuoğlu, "Suriye konusunda bir pişmanlığınız var mı" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Sayın Esat’la ilk görüşmemiz Şubat 2003, Irak savaşı başlarken gittim, Irak Savaşı’nı engellemek için ilk önce Suriye ile temasta bulunduk. O zaman da bana Türkiye’nin eksenini kaydırıyor deniyordu. O zamandan sonra aramızda güven ilişkisi oldu. 62 kere gittim ben Suriye’ye vizeleri kaldırdık. Arap Baharı başladığında biz Suriye’yi korumak için her şey yaptık. Suriye’nin yanında olduğumuzu küçük reformlarla bunu yönetilmesi gerektiğini söyledik. Pişman mısınız? sorusuna cevaben söylüyorum, Suriye’de tek bir yürek yıkıldıysa onun hüznünü içimde hissediyorum ama gereken her şeyi yaptık. Beşer Esad’ın ve Suriye’nin böyle bir facia yaşamaması için bütün uyarıları yaptık. Esad’la benim yaptığı 6.5 saatlik görüşmede Esad bana beyaz kağıt vermiş de ben reddetmişim gibi iddialar var. Mezhepçilik yapmadık. Esad o zaman da nusayridi. Biz bilerek ilişkiye geçtik. Suriye'de elimizden geleni yatık. Yetersiz kaldığımız yerler de oldu."

IŞİD'e yönelik 'öfkeli çocuklar' söylemi hatırlatılan Davutoğlu, "DEAŞ Türkiye için çok büyük bir tehlikedir. Benim böyle bir şeye destek vermem mümkün mü? Hatalar, güvenlik eksiklikleri olmuştur. Gelenlerin hepsini kontrol etmemiz mümkün olmadı. 'Kendi ülkenizden çıkarmayın' dedim. 'Biz demokratik bir ülkeyiz seyehat özgürlüklerini nasıl engellerim' dediler. E Biz de demokratik bir ülkeyiz. Ben nasıl kontrol edeceğim. Burada bizimle işbirliği yapmaktan kaçındılar. Ya da o dönemdeki FETÖ yapılanması. Dışişleri Bakanlığının mıdır bunun görevi? Sınırlarının geçişini kontrol etmek benim görevim mi?" yanıtını vererek, kendisinin IŞİD tarafından hedef alındığını söyledi.

'FETÖ' yapılanması ile ilgili soruya yanıtı ise şöyle oldu:

"O dönemde yapılanmanın olmadığı kurum mu vardı? Hepimiz bunun sorumlusuyuz. Sorumluluktan kaçamayız. Dışişlerine gelenlerin hepsi KPSS ile gelmiştir. Elimizden gelenlerin hepsini yaptık ama hesap sormak tabii ki hakkınız."

Davutoğlu "FETÖ'nün siyasi ayağı siz misiniz?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

"Benim akademik hayatıma bakıldığında benim bu yapıyla olan mesafemi herkes görür. Ofisi dinlenen benim. Dışişleri Bakanıydım. Bana bir görev verildi. Bu yapı Türkiye'ye zarar veren bir yapıya dönüşmüştü. Daha 15 Aralık yoktu. Siyasi anlamda faliyetlere başladı. Durumu Başbakanla istişare ettik. Türkiye'ye getirilmesi gerektiği konusunda karar kıldık. Görüşüp Başbakan'a rapor ettim. 'Türkiye'ye dönmek gibi bir niyeti yok, planları var dedim'..."

Davutoğlu'nun katıldığı program devam ediyor...

 

AKP’den istifa eden ve yeni parti kurma çalışmalarını hızlandıran Ali Babacan’ın ekibinde yer aldığı bilinen eski AKP milletvekili Selçuk Özdağ da dün Davutoğlu’nun TV programına çıkacağını duyurdu. Özdağ “Bütün Türkiye'yi, o yayını dinlemeye ve yayın üzerine yorum yapmaya davet ediyorum” dedi.