Eyl 11 2019

Babacan ve Davutoğlu arasında hangi farklar var?

Kurucusu olduğu AKP’den “Türkiye’nin bugünü ve geleceği için yeni bir harekete ihtiyaç var” diyerek istifa eden eski bakan Ali Babacan’ın yeni partisini kurma hazırlıkları hızla devam ederken, ilk söyleşisini de dün Karar gazetesine vermişti. Ali Babacan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün partisinde aktif bir görevi olmadığını ancak dışarıdan destek verdiğini söylemiş, yeni partinin de 2020’den önce kurulacağını belirtmişti. Babacan’ın açıklamalarına ilişkin analizler gelirken, Sözcü yazarı Deniz Zeyrek de AKP’den ihracı istenen yeni parti kurma hazırlığındaki eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan arasındaki farkları yazdı.

Babacan ve Davutoğlu arasında sekiz fark olduğunu belirten Zeyrek, Davutoğlu’nun TV kanalında canlı yayını seçtiğini, Babacan’ın ise gazete söyleşisini seçtiğini belirtiyor. Zeyrek bu nedenle Babacan’ın canlı yayın risklerini hesaba kattığını yani sağlamcı davrandığını ifade ediyor. 

Davutoğlu’nun 2001'deki ayrışmada Milli Görüş'te kalan ve yıllardır muhalefet eden muhafazakâr cenaha seslenmeyi tercih ettiğini belirten Zeyrek, Babacan’ın ise AKP’yle yakın olmuş, yoğun destek vermiş ama yanlış uygulamaları gerekçe göstererek yollarını ayırmış bir grubu hedeflediğini söylüyor. Davutoğlu’nun sorulduğunda her konuda esasa girdiğini ancak Babacan’ın “parlamenter sistem mi cumhurbaşkanlığı sistemi mi” gibi konularda kişisel görüşlerini açıklamak yerine genel ilkeleri sıraladığına dikkat çekiyor Zeyrek. Bu nedenle de Zeyrek, Davutoğlu’nun partisinde kişisel görüşleriyle ön plana çıkacağını, Babacan’ın da partisindeki ortak aklın sözcüsü olacağını ifade ediyor.

Zeyrek’in dikkat çektiği bir diğer konu ise Davutoğlu’nun din ve muhafazakârlık kavramını ön plana çıkardığı yönünde. Babacan’ın ise kimliklerle değil, ilkeleriyle daha merkezde duracak bir partiyi hedeflediği belirtiliyor. 

Zeyrek “Davutoğlu, AK Parti'den gelen ‘ümmeti bölmek’, ‘trenden inmek’, ‘ihanet’ gibi salvolara karşı hesaplaşmayı seçiyor. Kara kaplı defterleri açmaktan söz ediyor. Babacan ise ‘beyaz sayfa’ arayışında. ‘AK Parti kurulurken daha kötüleri söyleniyordu’ sözleriyle AK Parti'nin salvolarını önemsemediği mesajını veriyor” diyor.

Davutoğlu’nun “belagati çok iyi” diyen Zeyrek, Babacan’ın teknokrat yanını atamadığını ve daha sakin bir görüntü verdiğini söylüyor.

Zeyrek iki isim arasındaki farklara şöyle devam ediyor:

“Davutoğlu 2014'un Ağustos ayından 2016'nın Mayıs ayına dek Başbakanlık görevinde bulunmuştu. Dış politika, iç siyaset gibi alanlarda AK Parti'nin birçok tartışmalı politikasında imzası var. (Basit bir örnek: İfade ve basın özgürlüğünün en büyük darbeyi aldığı günlerde, Hürriyet Gazetesi Davutoğlu Başbakan'ken hedef gösterildi ve iki kez fiziksel saldırıya uğradı. Camların, kapıların indirildiği saldırının failleri ceza almadığı gibi, saldırının bir numaralı sorumlusu yine Davutoğlu tarafından Bakan Yardımcısı yapıldı). Haliyle, AK Parti ile ‘ortak geçmiş’ konusunda genellikle ‘savunma’ pozisyonunda kalıyor. Babacan ise ekonomi alanında görev yaptığı dönemde durumun bugünkünden çok daha iyi olması nedeniyle rahat. Üstelik ekonomideki bozulma kendisi göreve bıraktıktan sonra başladı. Bu durum, Babacan'ın geleceğe odaklanıp geçmişe takılmamasının önünü açıyor.

Davutoğlu, Milli Görüş geleneğinden olsa gerek daha ‘millici’ bir duruş sergiliyor. Dış politikada ‘ihvancılık’ gibi sabitlerini değiştirmiyor. Babacan ise uluslararası toplumdan büyük destek gördüğünü saklamıyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Batı ittifakına sıcak mesajlar veriyor.”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz