Murat Sabuncu: AYM’den isimler de var, Babacan hareketine katılacak kişiler...

AKP kurucularından ekonomiden sorumlu eski bakan Ali Babacan, partiden istifasını resmen duyurarak yeni parti hazırlığını da ilan etti.

Ekim 2018’den bu yana Babacan ve Gül önderliğindeki hareketi yazan Murat Sabuncu, yeni oluşuma katılacak isimleri sıraladı.

“AKP içinden doğan kefaret hareketi” nitelemesini hatırlatan Sabuncu, T24’teki yazısında, hareketin Abdullah Gül’ün ‘yol gösterici/ağabeyliğinde’ çalıştığını ifade ediyor ve öne çıkan isimleri şöyle aktarıyor:

“Gezi ile başlayan Erdoğan’ın çevresiyle istişareyi keserek giderek tek adam yönetimini inşa ettiği süreçte parti içinde eleştirilerini dile getirip sonra da kopan isimlerden oluşuyor. Yeni oluşumdaki çekirdek kadro da Sadullah Ergin’den Beşir Atalay’a Mehmet Şimşek’ten Nihat Ergün’e bu duruşun ilk akla gelen isimleri olarak sıralanabilir. Bu isimlerden Sadullah Ergin’in Adalet Bakanlığı yaptığı dönemden ve demokratikleşme paketleri sırasındaki çalışmalarıyla hatırlamak mümkün.”

Nihat Ergün’ün Sanayi Bakanlığı yapmasının yanı sıra bakanlığının çalışma alanı dışında adalet ve haklar konusunda da söz söylediğini, parti içinde ‘eleştirel’ kimliğiyle tanınmış bir isim olduğunu söyleyen Sabuncu, Mehmet Şimşek için ise, Babacan ile beraber ve sonrasında ekonomi yönetiminde ‘içeride ve dışarıda’ güvenilir bir isim olduğu vurgusunu yapıyor. Yeni oluşumda Şimşek’in de olmasına kesin gözüyle bakıldığını kaydediyor.

 

Ali Babacan, özellikle ekonomide dış ilişkiler konusunda etkin olması ile biliniyor.


Beşir Atalay’a da ayrı bir parantez açan Sabuncu, “Kürt sorununun çözümü için çaba harcayan, elini taşın altına koymuş bir siyasetçi. Atalay’ın yeni partinin oluşumu için Ankara’da başta halen AKP’de vekillik yapanlar pek çok isimle birebir görüşmeleri yürüten kişi olarak da anmak gerekiyor” görüşünü dile getiriyor.

Sabuncu, diğer konuşulan isimleri ise şöyle sıralıyor:

“Mehmet Aydın AKP’nin eski bakanlarından. İlahiyatçı ama aynı zamanda felsefe üzerine de çalışma yapmış bir isim. Ankara İlahiyat mezunu, doktorası İskoçya Edinburgh Üniversitesi’nin felsefe bölümünden. Pek çok kitabı var. Bunlardan ‘İslamın evrenselliği’ adını taşıyan kitabında şöyle bir paragraf var:  Evrensel din olmaz, ama evrensel bir teoloji çalışmasına girişilebilir, olabilir; ama bundan da daha önemlisi, bence, bir ahlak rüyası görmektir. İnsanların hak ve hukuka riayet ettikleri, insanı insan olarak kabul ettikleri tüm farklılıkların birbirleriyle diyalog kurdukları bir dünyayı hayal ediyorum. (sayfa 199)

Yeni oluşumun içinde yakınında olan bir diğer isim ise Diyanet İşleri eski başkanı Ali Bardakoğlu. Onun da ‘din-siyaset içiçeliğine dair’ konuşmaları var. Şöyle diyor bir konuşmasında: (20. Avrasya Ekonomi Forumu)

Biz din ile siyaseti içiçe kıldık. Ve bundan en çok zarar gören dini değerler oldu. En başta belki dindarlar, siyasetle dinin içiçe geçmesinden dolayı dinin siyaset eliyle daha yaygın ve daha güçlü olacağını düşündüler. Ama din toplayıcı, siyaset ayrıştırıcıdır. Ve farkında olmadan din, ayrıştırmaya ve öfke üretmeye başladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin çok önemli bir özelliği vardır. O da Tevhid-i Tedrisat. Yani din eğitimi konusunda Tevhid-i Tedrisat ilkesiyle biz din adına neyin nasıl öğretileceği konusunda belli bir ortak paydayı bulmuş bulunuyoruz. Bunu korumamız lazım. Bu baskı değildir. Bu dinin aydınlık belgesinin insanlara açık ulaştırılması, ticaretten uzak, siyasetten uzak, öfkeden, şiddetten uzak, ötekileştirmeden uzak, iç sorunlarına bulaştırılmasından uzak, dini din olarak doğru şekilde öğretme çabasıdır.”

Sabuncu’nun aktardığına göre yeni oluşumda adı geçen hukuk camiasından iki isim dikkat çekiyor. İkisi de Anayasa Mahkemesi’nden... 

 

Ahmet Davutoğlu'nun Babacan'a birlikte hareket etme teklifi götürdüğü ancak olumlu yanıt alamadığı belirtiliyor.


Biri eski başkan Haşim Kılıç diğeri raportörlüğü döneminden itibaren konuşulan isim Osman Can. 

Haşim Kılıç’ın mahkemedeki başkanlık görevinden ayrılırken ‘kim alınırsa alınsın dün olduğu gibi bundan sonra da doğruları söylemeye devam edeceğim’ diyerek şöyle bir konuşma yaptığını hatırlatıyor:

Bugün Türkiye’nin tarafsız yargının oluşması konusunda ciddi sorunları vardır. Nefret söyleminin doğurduğu, ayrışmaya doğru giden bir kültür içinden geçiyoruz. Hukuk güvenliğinin birinci derecede sorun olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Yargıdaki bu bağımsızlık ve tarafsızlık sorunları hukuk güvenliğini de etkileyen bir etkendir.

Osman Can da hukukçu kimliğiyle adalet konularında bir dönem MKYK’sında yer aldığı AKP’yi sert eleştiren isimlerden biri. 

Sabuncu, Can’ın, SETA’nın medya andıcında Independent Türkçe’ye yazdığı yazılar vurgulanarak ‘Türkiye’yi hukukun işlevselliği, insan hakları, demokrasi ekseninde eleştirmekte ve zaman zaman hükümeti suçlayıcı ifadeler kullanmakta’ denilerek hedefe konduğunu anımsatıyor.

Yeni oluşumda anayasadan insan haklarına ekonomiden dış politikaya ‘bir program-manifesto’ hazırlandığını belirten Sabuncu, çekirdek kadrodaki isimlerin ‘harekette bulunmasını istedikleri kişilerin listesini’ hazırlayıp onlara teklifte bulunduğunu ifade ediyor.

Murat Sabuncu, hareketin en büyük handikaplarını ise ‘ortaya çıkan isimlerin hemen hepsinin AKP kökenli’ olması ve aralarında hiç kadının bulunmaması olarak gözükmesi olarak yorumluyor ve ekliyor:

“Yine hareket içinden kaynaklar yakın zamanda her siyasi görüşten aralarında pek çok kadının da olduğu ismin duyurulacağının altını çiziyorlar. Yurt dışında başarılı olmuş pek çok akademisyenle de görüşüldüğünün  bir kısmıyla anlaşıldığının da söylendiğini belirteyim. Teyit edemediğim için burada isim yazmayacağım. Son bir not yola çıkan ve siyasi hayatta kritik yer tutabilecek bu siyasi oluşumun iletişimi hakkında. Tam bir felaket…Ve iletişim olmazsa-iyi yönetilmezse işleri çok zor.”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.