23 Haziran için ilk operasyon: İstanbul İl Seçim Kurulu’nda başkan değişti!

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 6 Mayıs’ta iptal kararı vererek 23 Haziran’da yenilenmesini kararlaştırdığı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçimi öncesinde dikkat çeken bir operasyon İstanbul İl Seçim Kurulu’nda gerçekleşti.

31 Mart seçiminde İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanlığını yürüten kıdemli hakim Müberra Gürdal, emekliliğini isteyerek görevden ayrıldı.  Aynı zamanda İstanbul. 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimi olan Müberra Gürdal’ın 23 Haziran seçimleri öncesinde emekliliğini istemesiyle boşalan İl Seçim Kurulu Başkanlığına, Fatih İlçe Seçim Kurulu Başkanı ve İstanbul 16. Aile Mahkemesi Hakimi Ziya Bülent Öner getirildi.

31 Mart seçimlerinden CHP ve Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun birinci çıkması ardından, AKP ilçe seçim kurullarına itiraz ederek ilk aşamada geçersiz oyların yeniden sayılmasını istemişti. 300 binin üzerinde geçersiz oyun yeniden sayımı konusunda bazı ilçe seçim kurulları AKP itirazı doğrultusunda hemen sayım kararı verirken, 20’ye yakın ilçe seçim kurulu ise itirazı reddetti.

Bunun üzerine CHP, yeniden sayım başvurusunu kabul eden ilçe seçim kurullarının kararına karşı, İstanbul İl Seçim Kurulu’na itiraz etti. Müberra Gürdal başkanlığındaki İstanbul İl Seçim Kurulu’nda üye diğer iki hakim ise Nihal Ancı Koç ve Fatma Nilgün Uçar idi.

CHP’nin itirazı üzerine toplanan il seçim kurulu, YSK’nin geçmişte verdiği içtihat kararları doğrultusunda, 39 ilçenin tamamında geçersiz oyların sayımını ve bazı ilçelerde de tüm oyların yeniden sayımını durdurdu.

AKP, il seçim kurulunun yeniden sayımı durdurma kararına karşı YSK’ye itiraz etti.

YSK, AKP’nin başvurusuyla bugüne kadar pek de görülmeyen bir şekilde gece yarısı olağanüstü toplandı, YSK üyesi yargıçlar apar topar evlerinden çağrıldı ve İstanbul İl Seçim Kurulu’nun sayımı durdurma kararı iptal edilerek, tüm ilçelerde geçersiz oyların yeniden sayımına karar verildi.

YSK bu kararının gerekçesini ise bazı ilçelerde sayıma başlanmış olmasına dayandırdı ve 36 gün sürecek sonu gelmeyen yeniden sayımların yolunu açmış oldu.

İstanbul İl Seçim Kurulu ve başkan kıdemli hakim Müberra Gürdal, gerçekte YSK’nin saygınlığını gözeten ve daha önce verilmiş içtihat kararlarına uymak dışında bir şey yapmamasına karşılık, iktidar medyasının hedef tahtasına oturtuldu.  

Eşi Cumhuriyet Savcısı Mehmet Gürdal’ın ‘FETÖ’ üyesi olduğu, ‘FETÖ’den tutuklandığı ve yargıdan ihraç edildiği yönündeki haberler iktidar medyasının manşetlerini kapladı. Hakim Müberra Gürdal yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Eşi Mehmet Gürdal’ın 2004 yılında Cumhuriyet Savcılığı’ndan emekli olduğunu, ‘FETÖ’den tutuklanması veya yargılanmasının söz konusu olmadığını” belirterek, "Bu haberlerde ve paylaşımlarda bahsi geçen ve ‘FETÖ'den yargılanmış Cumhuriyet Savcısı Mehmet Gürdal'ın eşim olduğu iddiası tamamen yalan olup, benim eşim Mehmet Gürdal ile sadece isim benzerliği bulunmaktadır. Eşim olan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Gürdal 2004 yılında emekli olmuştur. Görüleceği üzere, ne tarih ne de vaka olarak şahsımla ilgisi bulunmayan, sadece isim benzerliğinden ilişki kurularak hakkımda asılsız ve yalan bir şekilde algı oluşturulmak amacıyla mesnetsiz ve art niyetli olarak paylaşımlarla medya organlarında haberler yapılmıştır. Bu yalan iddiaları yapanlar ve yayanlar hakkında yasal işlemler başlatılmıştır."

Hakimler ve Savcılar Kurulu da (HSK) Müberra Gürdal’ı teyit eden bir açıklama yaparak, yazılan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu duyurdu.

Ancak, gerek AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz gerekse AKP-YSK Temsilcisi Recep Özel bir yandan itirazlarını art arda sıralarken diğer yandan da İstanbul seçimlerinde ‘FETÖ’ üzerinden organize usulsüzlükler yapıldığı iddialarını sıklıkla kamuoyu gündemine getirerek bu tezi sürdürdü. YSK’nin 6 Mayıs’taki İstanbul seçimi için karar toplantısının hemen öncesinde, bu kez iktidara bağlı Anadolu Ajansı devreye girdi ve 43 sandık başkanı ile sandık kurulu üyesinin cemaat bağlantısının tespit edildiği yönündeki haber geçti.

Hakim Müberra Gürdal’a yönelik cemaat bağlantısı iddiaları ve haberleriyle yönlendirilen itiraz süreci, 36 gün boyunda değişik versiyonlarla sürdürüldü.

Bu arada geçersiz oyların sayımı tamamlandı. Ardından YSK 39 ilçede sondaj usulü ile 60’a yakın sandıkta oyların yeniden sayımını kararlaştırdı. Tüm bunlara rağmen Ekrem İmamoğlu’nun 13 bini aşkın oyla önde olduğu sonucu değişmeyince, Müberra Gürdal başkanlığındaki İstanbul İl Seçim Kurulu, Ekrem İmamoğlu’nu davet ederek mazbatasını 17 Nisan’da verme kararı aldı.

AKP ve MHP’nin itirazların sonuçlanmadığı, Maltepe’de sayılan sandıkların tekrar sayılması, mazbatanın verilmesinin durdurulması yönündeki başvuruları Gürdal başkanlığındaki İl Seçim Kurulu tarafından reddedildi.

17 Nisan’dan 6 Mayıs’a kadar 19 gün İBB Başkanlığı koltuğunda oturabilen İmamoğlu, YSK’nin seçim iptali kararıyla makamını bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu süreçte iktidar medyasının ve AKP ve MHP İstanbul il yönetimlerinin hedefi haline gelen Müberra Gürdal, 6 Mayıs’ta alınan seçimin yenilenmesi kararının üç gün sonrasında, 9 Mayıs’ta emeklilik dilekçesini vererek, 23 Haziran seçimleri öncesinde İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanlığı'nı bıraktı.

YSK, seçimin iptali kararını aldıktan sonra İstanbul’da  yeni seçim takvimini de ilan ederken bir ilke imza attı. Bugüne kadar YSK teamülleri ve içtihatları çerçevesinde, siyasi partilerden baskı görmemeleri için paylaşılmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin isim listesinin siyasi partilere  verilmesini kararlaştırdı.

23 Haziran’da yenilenecek İBB Başkanlığı seçimi öncesinde yaşanan bu iki gelişme, iktidar cephesinin YSK’nin ardından il ve ilçe seçim kurullarının hakim üyelerini, kaymakamlıklarca belirlenecek kamu görevlileri arasından seçilecek sandık kurulu başkan ve memur üyelerini de baskı ve kontrol altına alma girişimlerinin ilk işaretleri olarak değerlendirilebilir.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Başkanlığı’nda AKP İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirilen seçim stratejisi toplantısıyla eş zamanlı olarak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Başkanlığı’nda da, mazbatası iptal edilen İmamoğlu’nun yerine İBB Başkanlığı’na vekaleten atanan İstanbul Valisinin de katıldığı “seçim güvenliği” toplantısı yapıldı.

İktidar cephesi Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı üzerinden seçimi organize etme çalışmalarına hız verirken, muhalefet cephesinde ise CHP, tüm seçmen kütüklerini veri bankasına girme çalışmalarını başlattığını açıkladı. Ayrıca, Türkiye çapında tüm il ve ilçe örgütlerinden on binlerce partili, gençlik ve kadın kolları üyesi, müşahit ve sandık görevlisi İstanbul seçiminde görevlendirildi.

Şu ana kadar İstanbul’daki 30 bin dolayındaki sandıkta, sandık kurulunda görevlendirilenlerin dışında, CHP’nin müşahit görevli sayısının 60 bine ulaştığı kaydediliyor. Partililer dışında İstanbul ve İstanbul dışından on binlerce gönüllü müşahit de görev almak için başvurmuş durumda.

İstanbul Barosu, diğer illerin barolarına da çağrıda bulunarak sandıklarda hukuki destek için katkı verilmesini istedi. Baronun açıklamasında daha önce her okulda bir avukat görevlendirilirken, 23 Haziran seçiminde “her sandıkta bir avukat” gönüllü-görevli olacağı duyuruldu.

Bu arada DSP’nin 31 Mart’taki İBB adayı Muammer Aydın, 23 Haziran’da seçime katılmayacağını ve adaylıktan istifa ettiğini açıkladı. 31 Mart’ta 30 bin 884 oy alan DSP’li Aydın “DSP yeni aday göstermeyecek, bizim için Ekrem İmamoğlu İBB Başkanıdır” dedi.

31 Mart’ta 22 bin 268 oy alan Demokrat Parti (DP) adayı Ersan Gökgöz ve 27 bin 87 oy alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) adayı Selim Kotil ise kararlarını parti kurullarında yapılacak değerlendirmelerden sonra açıklayacaklar.

31 Mart’ta 15 bin 428 oy alan Vatan Partisi 23 Haziran seçimine katılma kararı alırken, 10 bin 349 oy alan Türkiye Komünist Partisi, 2430 oy alan Emekçi Hareket Partisi, 1538 oy alan Türkiye Komünist Hareketi adayları, yenilenecek seçime girmeme kararı aldılar. 103 bin 364 oyla 31 Mart’ta İstanbul’da üçüncü parti konumunda bulunan Saadet Partisi (SP) adayı Necdet Gökçınar ise SP’de 23 Haziran seçimine katılma yönündeki görüşün ağırlık kazandığını açıkladı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.