Kaybetme kaygısı mı? ‘Çevre Dostu’ kampanyayı bıraktı, anketlere güvenmiyor

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) ilan ettiği seçim takvimine göre, propaganda dönemi, mitingler, yazılı ve görsel medya kampanyalarının başlama tarihi 21 Mart.

21 Mart öncesinde toplantı, duyuru, afişleme yapmak isteyen partiler ve adaylar illerde valilerden, ilçelerde kaymakamlardan izin almak zorunda. Propaganda dönemi başlamadan önce, siyasi parti amblemi ya da logosu taşıyan afiş ve pankartların kullanılması da seçim yasakları kapsamında.

Bina ve duvar boyama, afişleme işlemlerinin başlangıç tarihi YSK tarafından 18 Şubat olarak belirlenmişti. Afiş, poster ve flamalarda parti logosu kullanımı ise 1 Mart’ta başlayacak.

Örneğin CHP Kocaeli Milletvekili ve İzmit Belediye Başkan adayı Fatma Kaplan Hürriyet’in kentin en görünür yerinde duvarını kiraladığı bir binadaki dev afişi, seçim takvimindeki propaganda döneminden önce asıldığı için, Kaymakamlık kaldırılması kararını aldı. CHP adayı Hürriyet, gece yarısı resmi görevlilerce indirilmek istenen afişi, vince çıkarak kendisi indirdi.

Seçim kampanyaları ve propagandaya yönelik YSK takvimindeki tarihler özetle böyle. Ancak şu ana kadar bu kurallar ve yasakların hiç birisi AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için işlemedi. Benzer şekilde tüm vali ve kaymakamların bağlı olduğu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açısından da bu yasa, yasak ve kuralların herhangi bir bağlayıcılığı olmadı. Aksine Vali ve kaymakamlar yetkilerini muhalefet adaylarının afişlerini indirtmek, salon toplantılarını iptal etmek, giydirilmiş araçların trafikte dolaşmasını men etmek yönünde kullanıyor.

Pek çok il ve ilçede, İstanbul, Ankara ve diğer büyükşehirlerde caddeler, bulvarlar boyunca yer alan bilboardlar AKP’li belediyelerce muhalefet adaylarına kapatılmış durumda. AKP’li belediyeler tarafından kiralanan bilboardların hemen tamamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AKP adayının afişleri, posterleri yer alıyor.

Henüz kampanya ve propaganda dönemi başlamadığı halde, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, neredeyse bir ayı aşkın süreden bu yana meydanlarda. Cumhurbaşkanlığının makam araçları, uçak ve helikopterleri, devletin tüm olanakları “toplu açılış” adı altında düzenlenen törenler için seferber durumda.

Cumhurbaşkanlığının uçak ve helikopterleri Erdoğan’ı kimi zaman günde iki, yerine göre üç-dört ayrı il ve ilçedeki mitinglere taşıyor. YSK ve yasanın koyduğu yasaklara rağmen, meydanlarda toplananların ellerindeki AKP bayrak ve flamaları, AKP’nin seçim şarkıları eşliğinde dalgalanıyor. AKP adayları Erdoğan eşliğinde platformda diziliyor. 30’u aşkın televizyon kanalı, günde üç-dört kez Erdoğan’ın “toplu Açılış ve kurdele kesme” törenlerine bağlanarak, saatlerce meydanlardan canlı yayın yapıyor.
 

Akşamları da devlet televizyonu TRT’nin yanı sıra, iktidara yakın diğer kanallardan birisine konuk olan Erdoğan, hemen ortak yayına geçen çok sayıda kanalda birden, esas duruştaki sunucular eşliğinde saatlerce propaganda yapıyor.

Muhalefeti ve adaylarını yerden yere vurarak, teröristlikle, hainlikle, ihanetle, beceriksizlik ve tecrübesizlikle suçluyor. AKP-MHP adayları seçilmezse ülkenin bölüneceğini, istikrarsızlaşacağını, “beka tehlikesiyle” karşılaşılacağını, milli birlik ve beraberliğin yok olacağını anlatıyor.

AKP’nin bini aşkın belediye başkan adayının yerine tek belediye başkan adayı Erdoğan gibi gündüz ve gece meydanlarda, ekranlarda, kürsülerde. Bütün belediyelerin projelerini, imar planlarını o biliyor. Hangi şehirde ne yapılacağını, vaatleri Erdoğan sıralıyor.

Yatay-dikey yapılaşma modellerini, parkları, bahçeleri, kentsel dönüşümü, Millet Bahçeleri’ni, Millet Kıraathaneleri’ni vs. Erdoğan anlatıyor.

CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu kenti kütüphanelerle donatacağını, belediye binasını kütüphane yapacağını açıklar açıklamaz, Erdoğan karşılık veriyor ve tarihi Rami Kışlası’nın kütüphane yapılacağını vaat ediyor.

Tüm muhalefet adaylarının rakibi Erdoğan!

Muhalefet adayları zaten YSK’nın propaganda yasakları nedeniyle henüz meydanlara çıkabilmiş değiller.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan mitinglerde ve ekranlarda yaptığı açıklamalarda CHP-İYİ Parti ittifakını “Zillet-İllet İttifakı” olarak nitelendirip, Saadet Partisi’nin de  (SP) bu ittifaka dâhil olduğunu, HDP ile “gizli ihanet ittifakı” yaptıklarını öne sürüyor. HDP’nin arkasında ise PKK’nin olduğunu dolayısıyla, CHP-İYİ Parti, SP ve HDP’nin “PKK destekli, terör bağlantılı, terör örgütleriyle işbirliği” içinde kampanya yürüttüklerini dillendiriyor.

Erdoğan son günlerde yaptığı konuşmalarda ise güvenlik ve istihbarat birimlerinin PKK ve Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) seçimlerde işbirliği yaptığını tespit ettiğini, Kandil (PKK) ve Pensilvanya’nın (FETÖ) tüm umutlarını Zillet-İllet (CHP-İYİ Parti-SP-HDP) ittifakının seçimi kazanmasına bağladıklarının belirlendiğini iddia ediyor. Bu yüzden de CHP adaylarının “terör bağlantılı oldukları anlaşılmasın” diye, seçim afişlerinde “parti logosu kullanmadıklarını”, meydanlarda, ekranlarda sıklıkla yineliyor.

SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Erdoğan’ın SP’yi terör örgütleriyle işbirliği yapmakla itham eden suçlamalarına Twitter’dan yanıt verdi. SP lideri "Saadet Partisi bütün seçim bölgelerinde kendi amblemi ve kendi adayları ile seçimlere giriyor. Biz böyle yalan yanlış uydurma iddialarla uğraşmıyoruz. Ülkeyi getirdikleri hal ortadayken böyle ucuz iftiralara başvurmaları, artık çözüm üretemediklerinin en açık itirafıdır. Biz yine de üslubumuzu bozmayacağız. Sadece ‘Yazıklar Olsun’ demekle yetineceğiz. Yazıklar olsun!” yazdı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise Erdoğan’ın “talimatı ben verdim” dediği MİT yöneticileri ile PKK yöneticilerinin Oslo müzakerelerini, çözüm sürecini, Dolmabahçe Mutabakatı’nı hatırlattı. Gülen Cemaati’ni AKP iktidarına ortak ettiğini, ordu, polis, yargı, eğitim kurumlarında Gülencilerin yolunu açtığını ve Türkiye’yi 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle baş başa bıraktığını söyledi.

CHP’nin seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, kampanyalarda parti logolarının 1 Mart’tan itibaren kullanılmaya başlanacağını, bunun yasa hükmü ve YSK kararı olduğunu vurguladı:

“AKP Genel Başkanı ve AKP belediye başkan adayları siyasi partiler yasasını da seçim yasaklarını da çiğneyerek kampanya yürütüyor. Buna uyanlara da iftira ve çamur atıyor. Erdoğan’ı siyasi ahlaka ve yasalara uymaya davet ediyoruz. AKP adayları ve AKP Genel Başkanı henüz seçim yasakları olduğu halde, afişlerinde ve diğer çalışmalarında parti adı ve amblemi kullanmaktadır. İtiraz etmemize rağmen görevliler korkudan bu hukuksuzluğu engelleyemiyor.

Biz başından beri neden tarafsız Cumhurbaşkanı diyoruz? İşte bunun için: AKP Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı çalışmalarda da seçim propagandası yürümektedir. Gittiği tüm şehirler AKP logolu afiş, pankart ve çeşitli büyük görsellerle dolmaktadır. Erdoğan diyor ki, biz CHP’liler parti amblemlerimizi gizleyerek seçim işbirliği yapıyormuşuz.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanının, seçim öncesi partilerin amblem kullanımının ne zaman başladığını bilmesi gerek. Eğer biliyor da yasaya uymuyorsa, bilerek yasayı çiğniyorsa bedelini ödemeli. Bilerek seçmenleri kandırmaya çalışıyor, bile bile halka yalan söylüyorsa ki öyle yapıyor, bu siyasi ahlaksızlıktan vazgeçmesi gerek.”

Erdoğan’ın muhalefet ittifakına karşı ağır ithamlarla söylemini sertleştirmesinin ardında, yapılan anketlerde AKP-MHP ittifakı için ortaya çıkan ve hiç de iç açıcı olmayan tahminler yatıyor.

Büyükşehirleri kaybetme kaygısıyla bizzat kendisi sahaya Erdoğan, CNN Türk televizyonunda katıldığı son canlı yayında ise artık seçim anketlerine güvenmediğini söyledi.

Erdoğan’ın, bugüne kadar AKP’ye çalışan çok sayıda anket şirketiyle yürüttüğü seçim işbirliğine karşın, şimdi anketlere güvensizlik noktasına gelmesinin arkasında, AKP’ye çalışan şirketlerin anketlerinde de muhalefet adaylarının önde çıkmasının moral bozukluğunun yattığı dile getiriliyor.

O nedenle, başta “çevre dostu seçim kampanyası” yürüteceklerini, ses kirliliği ve eşi Emine Erdoğan’ın “sıfır atık” kampanyası doğrultusunda, bayrak, flama, afiş, poster, broşür, meydan süslemeli vb. değil, internet ve sosyal medya üzerinden dijital kampanyaya ağırlık vereceklerini açıklayan Erdoğan, yeniden klasik kampanya çalışmalarına döndü.

Meydanlara inerek, seçim otobüsleriyle, hoparlörlerden çalınan seçim şarkılarıyla, AKP bayraklarıyla donatılmış meydanlarda, kürsülerde toplanan kalabalıklara hitap etme, seçmenle dijital değil, birebir buluşma stratejisine yöneldi.

AKP’nin Ankara adayı Mehmet Özhaseki’nin, Millet İttifakı’nın CHP adayı Mansur Yavaş karşısında geride kalmasından ötürü, Erdoğan bizzat kendisi Ankara’da sahaya inip ilçe ilçe dolaşırken, bir yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu devreye soktu.

Soylu, ilçe ve mahallelerdeki seçim bürosu açılışlarında bile yer almaya, muhalefet partileri ve adaylarına yüklenmeye başladı. CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu ise AKP’nin kalesi sayılan ilçelerde bile çok ciddi oy farklarının ortaya çıkmaya başladığını, seçmendeki değişim isteğinin hızla yükseldiğini açıkladı.

Bu yüzden de kaybetme kaygısı büyüyen Erdoğan, “tüm Türkiye’nin tek belediye başkan adayı” gibi, kendi belirlediği adayları da bir kenara itip, meydanlara inmek zorunda kaldı.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.