Fehmi Koru
Ağu 14 2019

Ferrari’sini satan bilgelerin değil, BMW’sini nehre süren görgüsüzlerin dünyasında yaşıyoruz…

İlk okuduğumda habere inanamadım. Bizde de bazen uyduruk haberler çıkar ya, önce Hindistan’ın bu tür dandik-çakma haberlere yer veren gazetelerinden birinin bir ürünü sandım. Fakat gazete konuyu destekleyen bir videoyu haberine eklemeyi de ihmal etmemiş. Gerçek bütün çıplaklığıyla videoya da yansıyan haliyle karşımda duruyor: Bir genç, 22. yaş gününde, babasından hediye olarak kendisine Jaguar geleceğini beklerken, hediye o değil de son model bir BMW olunca, yeni aracını en yakın nehre sürüvermiş…

Gazete haberinden, yerel yöneticilerin kendilerine ulaşan bir şikayet üzerine olaydan haberdar olduklarını, önce aracın kazayla nehre düştüğü ve içinde birilerinin olabileceği kuşkusuyla konuya yaklaştıklarını, ancak nehirde içinde tek kişi bulunmayan yepyeni bir BMW ile karşılaşınca durumu araştırıp gerçeğin kendilerine iletilen şekilde olduğunu anladıklarını öğreniyoruz.

Bu haber Hindistan’dan. 

Fakirleri bol bir ülkeden.

Sokaklarda yaşayan insanlar

Habere konu olan 22 yaşına yeni girmiş genç besbelli ülkenin şanslı azınlığından. Her istediği anında yerine getirilen, arzusu emir telakki edilen azınlıktan. Ona BMW hediye eden baba, herhalde ekonomik gücü Jaguar almaya yetmediğinden değil, muhtemelen etrafa görgüsüz görünmek istemediği veya aç gezenleri daha fazla tahrik etmemek niyetiyle bunu yapmış olabilir.

Nehre sürmek yerine garajında tutsaydı, babası belki de, bir sonraki yaş gününde, delikanlıya, esas arzusu olan Jaguar’ı da hediye edebilirdi.

Şaka gibi geldiği için ben de olayı biraz şakaya vurarak değerlendiriyorum.

Dünyamız böyle bir dünya. Kimileri sınırsız imkanlara sahip ve bir türlü doygunluk hissi tadamıyor; kimileri de en temel ihtiyaç maddelerinden bile mahrum, bir lokma ekmek bulmakta zorlanıyor. Zengini daha zengin fakiri de daha fakir hale getiren bir ekonomik düzen kıskacında dünyamız.

Hindistan’da yaşanan o olayın benzerleri -aynı şekilde olmasa bile pek de farklı olmayan şartlarda- dünyanın başka yerlerinde de tekrarlanıyor. 

Adaletin yalnızca yargı alanında eksikliği hissedilmiyor bugünün dünyasında, her şeyden ve her konudan daha fazla ekonomik alanda da adalet yok. Varsıllar ile yoksullar aynı ülkede, aynı toplum içerisinde fakat farklı dünyalarda yaşıyorlar.

Gidenler mutlaka görmüştür, görülmeyecek gibi değil çünkü: Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de milyonlarca insan hayatını sokaklarda geceleyerek sürdürüyor.

Orada öyle de ABD’de durum çok mu değişik? Dünyanın en zengin ülkesi bilinen ABD’de başını sokabileceği kendine ait bir çatısı olmadığı için sokaklarda veya sığınaklarda geceleyen insanların sayısı yarım milyondan fazla; New York’ta sürekli sokakta geceleyenlerin sayısı 100 bin kadar; Şikago’da bu sayı 80 binin üzerinde. Kışı sert geçen kentlerde her yıl yüzlerce evsiz insan soğuklardan hayatını kaybediyor.

Aynı ülkede ve aynı kentlerde zengin doyumsuzların sayısı ise evsiz barksızlardan daha az değil…

Neden bu konu?

Kurban Bayramı içerisinde bulunduğumuz için bu konu özellikle ilgimi çekiyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban geleneğimiz çeşitli yönleriyle teşrih masasında; ancak en az gündeme getirilen yönü bu yıl da gözden kaçıyor: Kurban Bayramı vesilesiyle varlıklı olanların olmayanları hatırlaması…

Elbette kurban bir ibadet ve bu özelliğiyle o ibadeti yerine getiren sevaba girmeyi umut ediyor; ancak böyle bir ibadetin varlığı çok yönlü bir muhasebeyi de zorunlu kılıyor. O muhasebeye göre, kendisini içinde bulduğu şartlar elverdiği, babası-ailesi sayesinde imkanlara kavuştuğu veya kendi alınteriyle varlık sahibi olduğu bilinen kişiler, kendileri gibi şartlar, imkanlar ve emeği karşılığı aynı şansa sahip olamamış insanları gözetmek zorundalar.

Kesilen kurbanın önemli bir bölümünün yoksullarla paylaşılması bu anlama geliyor.

Varlıklılar yoksulları gözetmekle de yükümlüler.

Yoksa Allah’a ulaşacak olan kesilen kurbanın kanı değildir; kurban ibadeti vesilesiyle bu konu üzerinde düşünmek ve ilk eylem olarak da yıl boyu et girmeyen evleri birkaç günlüğüne de olsa bu mahrumiyetten uzaklaştırmak esastır.

İlk eylem olarak ama… Daha sonra, varlığı olanların yıl boyu da aynı hassasiyeti göstermeleri, iş dünyasının yanlarında çalışanların ekonomik durumlarını iyileştirmek, yönetimde bulunanların da fakirliği ortadan kaldırmak için çalışmaları beklenir.

Jaguar beklerken hediye olarak BMW geldi diye karalar bağlayıp arabayı nehre sürenlerin bulunduğu bir dünya yaşamaya değer bir dünya değildir.


Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır.