İmamoğlu’ya somut bir yolsuzlukla mücadele önerisi

Yazılarımda senelerdir bir temel hedefim var; üniversite çıkışlı (zorunlu terk, KHK) birisi olarak yazılarımda siyasi pozisyon almaktan ziyade hep bilgi aktarmayı ve nihai olarak da naçiz öneriler sunmayı hedeflemişimdir.

Bugün de böyle bir şey yapmaya gayret edeceğim, çok tartışılan yolsuzluk konularında somut bir yolsuzlukla mücadelesi önerisi sunmaya çalışacağım.

Sosyal medyada geçen hafta gördüğüm bir iletide “Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Projeleri” başlıklı 24 maddelik bir vaatler dizisi vardı.

İstanbul projeleri içinde açıkça söyleyeyim karşı çıkılacak bir maddeye rastlamadım ama bu projeler önerisinde kanımca önemli eksikler de var. 24 öneriden 23’ü harcamaları yükseltecek öneriler ama son maddede de İmamoğlu ve ekibi İBB’de israfı önleyerek bu önerilerimizi finanse edebiliriz diyorlar. Bu son maddeyi de önemsiyorum, muhtemelen Büyükşehir’de çok büyük israf ve yolsuzluklar var, bunlar önlenebilir ise, kaynak sorununu kökten çözemese bile önemli bir kaynak yaratılabilir.

Ben de bugünkü yazımda bu konuya ilişkin somut bir öneride bulunmak istiyorum.

Siyaset dünyamızda Sayın Ekrem İmamoğlu’nun üzerinden yepyeni ve çok olumlu bir rüzgâr esiyor; bu yeni rüzgârın çok sayıda belirleyicisi var ama bunların başında muhtemelen insanların vicdanlarını artık çok rahatsız eden yolsuzluklar geliyor.

Her gün basında yatırımcı bakanlıklar ve yerel yönetimler üzerinden yapılan çok sayıda yolsuzluk haberleri mevcut.

Sayın İmamoğlu’nun da bu yolsuzluklar hakkında söyleyecek sözleri olmalı ama en önemlisi İBB Başkanlığı’na oturduğunda yolsuzluklar konusunda ne yapacağını da kurumsal düzeyde açıklaması şart.

Yukarıdaki cümlede “kurumsal düzey” ifadesini kullandım, doğrudur, yolsuzluklar konusunda ahlakın, dürüstlüğün de çok önemi var ama kurumsal düzenlemeler çok daha önemli.

Yolsuzluklar meselesi ile ilgilenen herkes ülkemizde yolsuzlukların büyük bölümünün kamu ihale kanunu üzerinden ve üstelik sözde yasal çerçevede gerçekleştiğini bilir.

Son senelerde tavan yapan yolsuzlukların da önemli bölümünün bu kanunun, Kamu İhale Kanunu, 18-22 arası maddeleri üzerinden yapıldığını da yine bilir.  

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun ilgili 18-22 arası maddeleri nereye çekseniz oraya gidecek ifadelerle dolu.

Bu maddeler ile kamu ihale sistemimiz rekabetçi olmaktan çıkarılıyor.  

Maddelerde öyle ifadeler var ki, idare (merkezi ve yerel) her ihaleyi istediği kişiye ya da şirkete verebiliyor.

Türkiye’nin daha az yolsuz bir ülke olabilmesi için bu sistemin önlenebilmesi ya da en azından gerçekten çok çok özel durumlarda kullanılabilmesi lazım.

Oysa AKP iktidarı 17 senedir bu maddeleri, üstelik bu maddelerde işine geldiği değişiklikleri yaparak, buram buram yolsuzluk çağrısı kokan tebliğler yayınlayarak kullandı.

Bu maddeler CHP belediyelerinde de kullanıldı, bunu da unutmayalım.

Ancak, özellikle 31 Mart seçimleri sonrası seçmenler, vatandaşlar önemli bir eşik atladılar, artık her şey korkmadan konuşuluyor ve konuşulanlar arasında da yolsuzluklar en önde.

Senelerce Ulaştırma Bakanlığı ve Başbakanlık yapan Sayın Binali Yıldırım (AKP İstanbul adayı) da bu maddelerin nasıl kullanıldığını çok iyi biliyor.

Benim de Sayın Ekrem İmamoğlu’ya bu yazıda bir önerim olacak.

İmamoğlu, bayram sonrası mitinglerde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilirse, Kamu İhale Kanunu’nun 18-22 arası maddelerini kullanmayacağını, tüm ihaleleri rekabetçi ve saydam bir biçimde yapacağını açıklamak durumundadır.

Bu tür bir açıklama ile yolsuzlukla mücadele arasında kuracağı bağlantı da İmamoğlu’nun siyasi söylemenin büyük bir artısı olur; ihaleleri dürüst yapacağız demek yetmez, kurumsal olarak nasıl yapılacağı açıklanmalı kanısındayım.

Bu maddeleri kullanmada çok yetkin olan Binali Yıldırım’ın bu tür bir çıkışa, mesela televizyon tartışmasında, nasıl yanıt verebileceğini doğrusu merak ederim.

Aşağıda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun (2002) ilgili maddesinde belediyelerle ilgili ifade yer alıyor:

Madde 2- Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:

  1. (Değişik: 1/6/2007-5680/1 md.) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler.

Şimdi de 4734 sayılı kanunun (Kamu İhale Kanunu) o tartışmalı maddelerinin bir kısmını aktarıyorum:

İKİNCİ KISIM: İhale Süreci

BİRİNCİ BÖLÜM: İ hale Usulleri ve Uygulaması

Madde 18- İdarelerce mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalelerinde aşağıdaki usullerden biri uygulanır:

a) Açık ihale usulü̈.
b) Belli istekliler arasında ihale usulü.
c) Pazarlık usulü.
d) (Mülga: 30/7/2003-4964/12 md.)

Açık ihale usulü
Madde 19- Açık ihale usulü, bütün isteklilerin teklif verebildiği usuldür.

Belli istekliler arasında ihale usulü
Madde 20- Belli istekliler arasında ihale usulü, yapılacak ön yeterlik değerlendirmesi sonucunda idarece davet edilen isteklilerin teklif verebildiği usuldür. (Değişik son cümle: 20/11/2008- 5812/6 md.) Yapım işleri, hizmet ve mal alım ihalelerinden işin özelliğinin uzmanlık ve/veya ileri teknoloji gerektirmesi nedeniyle açık ihale usulünün uygulanamadığı işlerin ihalesi ile yaklaşık maliyeti eşik değerin yarısını aşan yapım işi ihaleleri bu usule göre yaptırılabilir.

(Mülga ikinci fıkra: 30/7/2003-4964/13 md.)

Madde 21- Aşağıda belirtilen hallerde pazarlık usulü ile ihale yapılabilir:

c) Savunma ve güvenlikle ilgili özel durumların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması.

d) İhalenin, araştırma ve geliştirme sürecine ihtiyaç gösteren ve seri üretime konu olmayan nitelikte olması.

e) İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin özgün nitelikte ve karmaşık olması nedeniyle teknik ve malî özelliklerinin gerekli olan netlikte belirlenememesi.

Doğrudan temin

Madde 22- (Değişik: 30/7/2003-4964/15 md.)

Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilân yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir:

  1. İhtiyacın sadece gerçek veya tüzel tek kişi tarafından karşılanabileceğinin tespit edilmesi.
    b) Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması.
    c) Mevcut mal, ekipman, teknoloji veya hizmetlerle uyumun ve standardizasyonun sağlanması için zorunlu olan mal ve hizmetlerin, asıl sözleşmeye dayalı olarak düzenlenecek ve toplam süreleri üç yılı geçmeyecek sözleşmelerle ilk alım yapılan gerçek veya tüzel kişiden alınması.

Bu satırların yazarının okurlardan ricası Kamu İhale Kanunu’nu bir okumaları ve her maddenin 2003 sonrası nasıl ve neden değiştirildiğinin analizini de zihinlerinde yapmaları.

Sayın İmamoğlu’dan beklentim Madde 18-a bendinde belirtilen açık ihale usulünden vazgeçmeyeceğini açık bir biçimde seçmene deklare etmesi, söz vermesi.

18-22 arası maddelerin ruhu, bu kanun 2002 başında yasalaştığı zaman, kamu güvenliği açısından, gizlilik açısından çok gerekli durumlarda açık ihale usulünden sapılabilmesi idi.

Ancak, belediyelerde böyle bir durumla karşılaşılma ihtimali zaten çok düşük, belediyeler Genelkurmay Karargâh binası, Milli İstihbarat Başkanlığı binası ihaleleri açmıyorlar.

AKP, Kamu İhale Kanunu üzerinde yaptığı sayısız değişiklikle açık ihale usulünden sapmaları milli güvenlik çerçevesinin çok dışına taşıyarak siyasetin yolsuzluklar üzerinden finansmanı kapısını açmıştır.

İmamoğlu farklılık ve farkındalık yaratmak istiyorsa bu çerçevenin dışına çıkmak ve açık ihale usulünden sapmaları engelleyeceğini deklare etmek durumundadır.

Bu talebimin önündeki tek engel belki de CHP içinde de mevcut olduğunu bildiğim ihale lobisi olabilir ama İmamoğlu vaatlerini tasarruf, israfı engelleyerek kaynak yaratmak istiyorsa açık ihale sisteminden sapmamak en etkin yoldur.

Bu konunun 23 Haziran öncesi tartışmalarda İmamoğlu için çok büyük siyasi getirisinin de olacağı, Binali Yıldırım’ı çok zorlayacağı da işin cabası.

*Yasa maddelerinin sadece belirli bölümleri örnek teşkil etsin diye seçilerek alıntılanmıştır.  

 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.