Ara 04 2017

'Zarrab tepkisi yolsuzlukları örtebilir mi?'

 

Hükümet ABD’deki Zarrab davasında başlayana kadar kendisini savundu.

Şimdi ise farklı bir tutumu var. Zarrab casus ilan edildi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil iktidar üyeleri ‘Bizi ABD ambargosu değil, BM ambargosu ilgilendirir’ diyerek hem ABD ambargosunu tanımadıklarını hem de BM kurallarına uyduklarını söylüyor.

Bu konuyu değerlendiren Prof. Dr. İlter Turan, ‘Aslında Türkiye ABD başlangıçtan itibaren ambargolarının kendisini bağlamadığını, buna karşılık kendisini sadece Birleşmiş Milletler ambargosunun bağlayacağını ilan etse daha iyi olabilirdi.’ diyor. Zamanında böyle dememenin şu anda ABD’deki davayı anlaşılabilir kıldığını da ekleyip ‘…şeffaflıktan uzak bir biçimde, ambargo kurallarının ihlal edilmiş olması, buna karşılık ambargonun ihlal edilmiyor gibi görünmesinin sağlanması maksadıyla bir dizi yönteme başvurulmuş olması. Sorun tamamıyla buradan kaynaklanıyor’ diye yazıyor. 

‘Zarrab davasına verilen tepkiler teşhir edilen yolsuzlukları örtebilir mi?’başlıklı yazısında ABD’nin tek başına uyguladığı ambargoya uyup uymama zorunluluğuna da değinen yazar, ‘..güce dayalı politikalarla yönetilen dünyamızda eğer bir ülke yeterince büyük ve güçlüyse, ilan ettiği yaptırımları tek başına da uygulayabiliyor. ABD’nin durumu da bu’ diyor. Şöyle sürdürüyor yazısını:

‘Zarrab davası Türkiye içinde de önemli tartışmalara yol açmış bulunuyor. Bu davada öne sürülen ithamlar, bazı bürokrat ve siyaset adamlarının başka eylemleriyle de ilişkilendiriliyor. Hükümet komplo olduğu izlenimini yaratmakta ısrar ediyor.

Muhalefet ise bunları örtmek için milliyetçiliğin arkasına sığındığını ileri sürüyor. Sonuç olarak, yaşananlara iç politika açısından bakacak olursak, uluslararası sorunların iç çatışmalarımızda cephane olarak kullanılmak istendiğini görüyoruz. Bu gerilimli ortamın mutlaka iktisadi sonuçları da olacaktır.’