May 08 2019

Taha Akyol, YSK'nin 'Kemalpaşa çelişkisi'ni yazdı

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) seçim iptal gerekçesi tartışılmaya devam ediyor. Sandık kurullarında 'kamu görevlisi' eksiği yüzünden seçimleri iptal eden YSK'nin bundan 20 gün önce, İYİ Parti'nin aynı gerekçe ile yaptığı iptal başvurusunu reddettiği ortaya çıktı. 

Çelişkiyi ortaya çıkaran ise, Karar Gazetesi yazarı Taha Akyol. Akyol, YSK'nin Bursa'nın Kemalpaşa ilçesinde İYİ Parti’nin beş sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı gerekçesiyle seçimin iptali için yaptığı başvuruyu reddettiğini yazdı.

Oysa aynı YSK, AKP'nin yine 'kamu görevlisi' itirazını yerinde buldu ve İstanbul seçimlerini iptal etti. 

İki karar arasındaki çelişkiye dikkat çeken Akyol, "Bursa / Kemalpaşa’da beş sandık kurulunun başkanı “kamu görevlisi” değil, “belediye işçisi” idi. İYİ Parti seçimlerin iptalini istemişti. Kemalpaşa ilçesi, metropol İstanbul’un tam hukuki bir numunesiydi. YSK 20 Nisan günlü kararında İYİ Parti’nin talebini şu gerekçeyle reddetmişti" dedi ve ekledi:

"Sandık kurullarının teşkiline itirazların, resmi seçim takvimine göre 2 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına ilişkin talebin reddine karar verildi” (Karar No: 3469) 

İstanbul’daki sandık kurulları da aynı tarihte, 2 Mart tarihinde “kesinleşmiş”ti; o zamana kadar itiraz edilmeliydi. İtiraz edilmemiş, bütün partiler bu kurulları kabul etmiş, YSK da onaylamıştı üstelik. 

Fakat İYİ Parti’nin taleplerini reddeden YSK, iktidar partisinin hukuken hiç farklı olmayan talebini kabul etti, İstanbul seçimlerini iptal etti."

 Akyol, YSK'nin Ankara'da da benzer bir karara imza attığını ve CHP'nin sandık kurulu başkanları ile ilgili itirazlarını reddettiğini hatırlattı. 

YSK'nin bu konudaki, "Yedi kişilik sandık kurulunun beş üyesi siyasi parti temsilcilerinden oluşmaktadır. Başka bir anlatımla sandık kurulu başkanının, sandık kurulunun siyasi partili üyesinin (üyelerinin) huzurunda bu denli yanlı davranmaya cesaret edemeyeceği değerlendirilmelidir. (Karar No: 1199)" hükmüne dikkat çeken Akyol, yazısını şu satırlarda sürdürdü:

"Evet, sandık kurulu başkanı kim olursa olsun AK Partili, CHP’li, İYİ Partili, MHP’li, HDP’li üyeler karşısında “oy hırsızlığı” yapabilir mi?  YSK bunu kabul etmiyordu ama İstanbul için kabul ediverdi.  YSK’nın “mühürsüz zarflar”ı geçerli kabul eden kararı da bir emsaldir. YSK, vatandaşın oy hakkının kanunda “birden çok yöntemle denetlenerek teminat altına alındığını” uzun uzun anlatarak şu içtihadı yapmıştı: 'Sandık kurulunca (zarflara) mühürleme işleminin yapılmaması tek başına seçmenin oyunun geçersiz sayılması için yeterli değildir.' 

YSK’ya göre, her şey kanuna uygunsa sırf zarfın mühürlenmesi unutulmuş diye vatandaşın oyu geçersiz sayılmamalıydı, üstelik bu “vatandaşın kusuru” değildi… (Karar No: 560) 

Peki, her şeyiyle kanuna uygun bir oylamada, sırf yargıç tarafından atanan sandık kurulu başkanı “kamu görevlisi değil” diye seçimleri iptal etmek “seçme hakkını koruma” ilkesine, YSK’nın kendi içtihatlarına ve AİHS’ye aykırı değil mi?" 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz