Yunanistan seçimi ardından: Yeni Demokrasi neden kazandı, SYRIZA neden kaybetti?

26 Mayıs’ta yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri sonrasında Yunanistan Başbakanı Çipras sonbaharda yapılması planlanmış olan seçimi erkene almak zorunda kaldı. Zira anamuhalefet partisi Yeni Demokrasi (YD) ile iktidar partisi SYRIZA arasındaki fark neredeyse yüzde 10 idi. 

Pazar günü yapılan seçimi, beklendiği gibi Yeni Demokrasi kazandı ama AP seçimindeki kadar farkla değil; fark yüzde 8’e indi. Hele geniş anlamda sol ve sağ oylara bakıldığında tablo açıkça solun lehine. Geniş sol yüzde 48,3 geniş sağ ise yüzde 43,5. 

YD’nin kazanması, hatta mecliste tek başına hükümet olacak şekilde 300 sandalyenin yarısından fazlasını elde etmesinin nedeni seçim sisteminin birinci gelen partiye 50 sandalye bonus armağan etmesi. İstikrar adına koyulmuş esasen âdil olmayan bir kural. 

Önümüzdeki dönemde YD Yunanistan’ı yönetecek. Unutmamak gerekir ki YD, Yunanistan’ın 2011’den bu yana şiddetlenerek süren ve olumsuz etkileri yakın zamanda sadece bir nebze azalmış olan ekonomik krizin baş sorumlusu olan partilerden biridir. Sırf bu yüzden büyük bir sınavla karşı karşıya. 

Eski kötü âdetler yeniden baş gösterecek mi? Sağ popülist politikalara yeltenilecek mi? Yoksa muhalefette kaldığı sürece YD gereken dersleri çıkartarak değişti mi? Göreceğiz. 

Ama YD’ye oy veren 2 milyon civarındaki seçmenin en azından hatırı sayılır bir kısmının böylesi beklentileri olduğu kesin. Partiye oy verenler arasında çok yüksek oranlara karşılık gelen emekli kitlenin özellikle…Ve emekliler Yunanistan’ın alacaklılarının dayattığı kemer sıkma programlarıyla perişan olan kesim. Ne de olsa Yunanistan yaşlı ve dolayısıyla emekli nüfusun epey kalabalık olduğu bir ülke. 

YD’nin Yunanistan’ın artık tamamen dâhil olduğu Avrupa ekonomik sisteminin temel eğilimleri gereği serbest piyasacı bir politika izleyeceği konusunda şüphe yok. Bu, emeklilere ve çalışanlara ne kadar yarayacaktır göreceğiz ama çok yaramayacağı açık. 

SYRIZA bir yanda alacaklıların dayattığı neoliberal borç ödeme mimarisini kabul ederken diğer yanda aynı neoliberal düstur uyarınca piyasanın işleyişini, kolaylaştırmasa bile zorlaştırmamayı beceremedi. Yunanistan ekonomisinin piyasa ayağı SYRIZA döneminde hep üvey evlat muamelesi gördü. Kaybetme nedenlerinden biri budur. 

SYRIZA’nın, bu nedenle bağlantılı olarak kaybetmesinin esas nedeni ise sol gösterip sağ vurması ve alacaklıların diktasını reddetmek vaadiyle iktidarı elde ettikten sonra 180 derece çark etmesidir. 

Kaybetmesinin ardındaki diğer neden ise ülkede bazı kesimlerin saplantısı hâline gelmiş olan Makedonya isim meselesini gayet başarılı şekilde çözmüş olmasıdır. 

YD yetkilileri Prespes Anlaşması olarak bilinen ve “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya” adlı saçmalığı Kuzey Makedonya yapan uzlaşmayı hep yarım ağız eleştirdiler. Esasen ülkenin topuğundaki bu manasız dikenin çıkarılması aklı başında herkesin işine geliyordu. Nitekim yeni hükümet Prespes’e dokunmayacak.  

Sonuçta SYRIZA devraldığı enkazlardan kurtuluşu, hem de AB ve euroda kalarak sağladı. Ülkenin ekonomik krizden çıkmasını sağlayacak ama tamamen antipopüler bir borç ödeme anlaşmasını, diğer yanda Yunanistan’ın Balkanlarda, kısmen de AB’de izole olmasına yol açan ama tamamen antipopüler Prespes Anlaşması’nı kotardı. 

Diğer bir deyişle, bir bakıma yeniden seçilmemeyi göze aldı. 

Değişik hiziplerden oluşan bir nevî çatı partisi olan SYRIZA’nın yeni dönemde nasıl muhalefet edeceği belli değil. Ekonomi eski bakanı Varufakis’in dokuz vekille meclise girmeyi başaran yeni partisi MeRA25 “Avrupa Gerçekçi İtaatsizlik Cephesi” mecliste SYRIZA’dan daha fazla ses getiren bir muhalefet sergileyebilir. 

Her hâl ve karda yapısal reform ve borç ödeme yoluyla nihayet Avrupalılaşmış olan Yunanistan’ın iktisat politikası açısından önünde eskiden olduğu gibi büyük zıtlıklar içeren formüller yok. Makroekonomik dengeler belli. Daha az veya daha çok vergi, daha az veya daha çok sosyal politika, daha az veya daha çok sosyal kontrol sağ ile sol politikaları belirler olacak bundan böyle.  

YD, SYRIZA ve MeRA25’dan başka yeni meclise giren diğer üç parti eski PASOK’un devamı KİNAL, sağcı Yunan Çözümü ile onyıllardır aynı şeyleri savunan ve hep aşağı yukarı yüzde yedi civarı oy alan Komünistler. 

Bunların herhangi bir ağırlığı olmayacak. 

Vuli yani Yunan Parlamentosu’na giremeyen iki partiyi unutmayalım. 

İlki bütün güney Avrupa kuşağında bir türlü kök salamayan Yeşiller, yine yoklar. 

Diğeri son dönemde epey muzırlık yapmış olan faşist Altın Şafak. Bu partinin seçmeninin YD’yi ve Yunan Çözümünü tercih ettiği söylentileri var. Ama her şeye rağmen popülist, kolaycı çözümlerin kulaklara hoş geldiği sert ekonomik kriz ortamında palazlanması beklenen bir aşırı sağ partinin siyaset sahnesinden silinmesi kayda değer bir gelişmedir. 

Kanaatimce bunun Yunanistan’ın 20 yüzyıldaki iç hesaplaşmalarıyla alakası var. Yunanlılar dışarıdan öyle görünmese de, 1919-22 Küçük Asya Felâketi, 1923 nüfus mübadelesi, 1936-41 faşist Metaksas diktatörlüğü, Alman işgâli, 1946-49 iç savaşı, 1967-74 Albaylar Cuntası ve son ekonomik krizle kendisiyle ziyadesiyle hesaplaşmış ve bir bakıma helalleşmiş, çelişkileri çatışmaya dönüştürmeme yetisine sahip bir toplum. Altın Şafak’a bu toplumsal dokuda pek yer yok sanki. 

Yeni hükümetin Türkiye politikasını, şekillendiğinde değerlendireceğim.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.